Advert
Advert

Mehmet Berk Yaltırık İle Anadolu Korku Öyküleri Üzerine

Edebiyat Haberleri editörlerinden Esra Pak, Mehmet Berk Yaltırık ile Anadolu Korku Öyküleri üzerine söyleşi yaptı...

Mehmet Berk Yaltırık İle Anadolu Korku Öyküleri Üzerine
Mehmet Berk Yaltırık İle Anadolu Korku Öyküleri Üzerine Edebiyat Haberleri Editör
Bu içerik 1420 kez okundu.

Söyleşi: Esra Pak


-Mehmet Berk Yaltırık kısaca kimdir?

Tarihçiyim. Edirne’de yaşamaktayım. Yüksek lisana mezunuyum. Tarihi korku hikâyeleri yazıyorum, boşluk bulursam roman ve tiyatro oyunu taslaklarımla cebelleşiyorum. Birçok e-dergi, internet sitesi ve fanzin için öyküler, incelemeler kaleme alıyorum vakit buldukça. FABİSAD’ın düzenlediği 2013 GİO Hikâye Yarışması’nda dereceye girerek “Öykü Başarı Ödülü” ve Türkiye Bilişim Derneği’nin düzenlediği “TBD Bilimkurgu Öykü Yarışması 2013’de mansiyon kazandım. “Gio Ödülleri 2013 Seçilmiş Öyküler” seçkisinde “Kumarcı Bahattin” isimli dereceye giren öyküm, Anadolu Korku Öyküleri’nin ikinci cildinde de “Mezardan Gelen” adlı öyküm yer aldı.

 

-Anadolu Korku Öyküleri kitabında hikâyeniz var, Anadolu Korku Öyküleriyle nasıl tanıştınız?

Anadolu Korku Öyküleri’nin ilk kitabı 2006’da yayınlandığında ben daha blog bile açmamıştım. Korku öykülerine bilhassa yerli ürünlere ilgim o zaman da vardı. Ama yayınlamayı tercih etmiyordum. Her hafta sonu internet kafeye sırf hikâye ve içerik okumaya giderdim, internette yayın yapan pek çok Türkçe içerikli site vardı. Xasiork, Kayıp Dünya, Lost Library, Gizemli. Org, Frpnet, Kan Güncesi ve bünyesinde çıkan Gölge Dergi(2008’de yayınlananıyla karıştırılmasın, Kan Güncesi’nden yayınlanırdı) ve sayamadığım pek çoğu. Anadolu Korku Öyküleri’ni çıktıktan bir sene sonra falan üniversitede ilk senemde aldım. Okurken bir hayli etkilenmiştim ki yazarlarını araştırıp sonradan takip ettiği Kan Güncesi yazarlarının da, başka sitelerden aşina olduğum kimseleri de görünce hayli sevindim. Galip Dursun misal Kan Güncesi’nden aşina olduğum isimdi. Gizemli.org dediğim makale, inceleme içerikli siteyi hazırlayanın da Işın Beril Tetik olduğunu yıllar sonra öğrendim, bir şekilde hep takip ediyordum yani. Her türlü korku romanı, öyküsü okusam da çeviriler kadar belki ondan da fazla yerel üretimler hep ilgimi çekmişti. O sene okuyabilmenin yanına yazabilme tutkusu da eklenmiş, lisede defterlerde bıraktığım amatör korku hikâyeleri üzerine çalışmaya başlamıştım. Hatta okuduğum sırada, “acaba ikincisi de çıkar mı ben de dahil olabilir miyim” diye hayaller kurduğum da olurdu. Seneler sonra arkadaş zoruyla blog açıp internet öykücüleri arasına karışınca, kitabın yazarlarıyla da irtibat kurmaya başladım. İlgili alanlarımızın benzerliği ve saatler süren sohbetlerimiz neticesinde bir tanışıklık hâsıl oldu. Neticede 2013’te bir gün Galip abi Anadolu Korku Öyküleri’nin ikincisinin hazırlanmaya başladığını söyleyip öykü isteyince yaşadığım sevinci tarif edemem. Anadolu Korku Öyküleri’yle tanışıklığım hikâyesi böyle…

 

-Anadolu mitleriyle yakın ilişkiniz var ve bilgi birikiminiz çok sağlam, her hikâyecinin bir başlangıç olayı vardır elbet bu alana ilgi duymanıza sebep olan olaylar var mı?

Anadolu Korku Öyküleri söyleşilerinde en sık sorulan soru oluyor genelde bu. Kendim için konuşursam belli bir olay neticesinde ilgi duymaya başladım. Çocukluğumda dedemle, anneannemle vs. daha çok zaman geçirir onlardan sayısız efsane, rivayet ve bilgi öğrenirdim. Tarihe ve efsanelere olan ilgim çocukluğumdan beri var bu yüzden. Anneannemin gerilim dozu hiç düşmeyen masallarının ve anlatılarının, dedemin aktardığı korkulu hikâyelerinin ve kütüphanesinden bana kalan efsane ve tarih konulu kitapların tedrisatından geçtim. Bu kütüphanede Edgar Allan Poe’nun Tomris Uyar çevirisi Altın Böcek, Maymunlar Cehennemi gibi kurguların yanı sıra Şehname, Zaloğlu Rüstem, Seyfülmülk, Seyfizüleyen, Eba Müslim Horasani gibi destan kitapları, Pardayanlar’dan Reşad Ekrem Koçu’ya tarihi romanlar ve tabi tarih kitapları, Orhan Hançerlioğlu’nun İnanç Sözlüğü başta olmak üzere din üzerine kitaplar ve kıssalar vs. mevcuttu. Çocukluğum bu nedenle yaz döneminde başlayan efsane ve tarih ağırlıklı bir okul gibiydi ve sene içinde devam etmek zorunda olduğum okuldan daha eğlenceliydi. Elime ne geçirirsem okurdum. 2002 yılında elimdeki kitapları kayıtlayıp kendi kütüphanemi kurduğumda (yirmi civarında kitap vardı) dedem: “Çalışırken faydalanabiliyor musun?” diye sorunca araştırma için kullanılabilecek kaynaklara da yönelmeye başladım. Filmlerde kendi kütüphanesi olan esrarengiz tiplemeler misali hikâyelerimde vs. kullandığım bilgiler için sürekli elimin altında bu konularla alakalı kitaplar bulunduruyordum böylece.

 

-Bir de vampir öyküleri var onlar 90'lar filmleri sebepli mi?

Genel olarak öyle. Doksanlı yıllarda televizyon kanalları haftasonları eski korku filmlerini yayınlarlardı, sürekli takip ederdim. Hatta televizyonlarda hangi gün ne yayınlanacağını söyleyen “tv guide” denilen rehberler olurdu haftalık oradan bakardım. Eski vampir filmlerinde vampirler daha vampir gibiydi, korkutuculardı. O senelerde ilgimi çeken folklor araştırmaları vs. şimdilerde akademik bir hobiye dönüştü. Öykülerimde en sık kullandığım unsur genelde vampir (dönemine göre hortlak-cadı) oluyor bu yüzden ama tarihi dönemlerde (bilhassa Balkanlarda) geçiyor ve pek de çekici oldukları söylenemez. Tarihi kayıtlardaki korkulu bir batıl inancı, ürkütücülüğünü bozmadan kurguya taşımaya çalışıyorum.

 

-Kayıp Rıhtım sitesinin radyosu olan “Rıhtım Radyo”da pazarları 21.15’de canlı yayın yapıyorsunuz, ben de dinleyiciniz olarak bazen sohbete katılıyorum. Konulara elbette ayrı ayrı güzel bir ilgi var. Ama şu konu çok ilgi duydu diyebileceğiniz bir konu var mı?

Çok uzun aralar versem de 2011’den beri o yayınlar sürüyor. Devam edecek gibi. Bugüne kadar 56 konu işlemişim. En çok ilgi çeken konular Vampirler ve Drakula’yı anlattığım bölümlerle, Osmanlı dönemiyle ilgili Harem, Akıncılar gibi konularla alakalı yaptığım yayınlar oluyordu. Yayınlara önceden hazırlanıp anekdotlar derlediğimden ve bir saat kadar anlattığımdan dinleyici pek sıkılmıyor ama çoğunun takvimi uymadığından canlı olarak dinleyemeyip kayıtlarını dinliyorlar sonradan.

 

-Gölge e-dergi için yazıyorsunuz şu an sanırım? Ne zamanlar çıkıyor, kimler var ekipte?

Başka yerlerde de yazmayı sürdürüyorum ama düzenli yazdığım tek yer Gölge e-Dergi. Zaten internette düzenli hikaye yayınlamaya orada başlamıştım hala da sürdürüyorum. Bir aksilik çıkmazsa her ayın 1’inde yayınlanıyor, internet üzerinden ücretsiz olarak erişilebiliyor. Kolektif bir dergi olduğundan ekip sürekli değişiyor ama yıllardan beri belli isimler aynı. Genel yayın yönetmenimiz ve dergi editörlerinden olan Mehmet Kaan Sevinç, tasarım haricinde (tasarımla asıl olarak Gülhan Sevinç ilgileniyor) çizimleriyle de iştirak ediyor. Yine dergi editörlerinden Ahmet Yüksel var, röportaj çalışmalarıyla birçok sayıda arz-ı endam ediyor çizerlerden yazarlara bir nice kimseyi bu sayede tanıdığımı söyleyebilirim. Hasan Nadir Derin var sinema festivalleri üzerine gözlemlerini ve incelemelerini, ödül tahminlerini yazıyor ki yazılarını takip etmek insana ciddi anlamda bir sinema kültürü aşılıyor. Ben de “Korku Köşesi” kısmında korku öyküleri yazıyorum her sayı için. Çizgi roman, öykü, fantastik içerikli şiirler, incelemeler (mesela eski sayılarda Tunç Pekmen’in çizgi roman kahramanlarıyla ilgili farklı konularda incelemeleri mevcut), haberler yer alıyor.

 

-Yüksek lisans tezi konunuz bu alanla mı ilgili? (korku öyküleri)

Değil, Genel Türk Tarihi alanında yaptım yüksek lisansımı. “Moğolların Deşt-i Kıpçak Seferleri” yüksek lisans tezimdi. Folklor araştırmaları yahut farklı dönemlerden tarih araştırmalarını daha çok kişisel merakımdan ve öykülerimde kullanabilmek adına yapıyorum.

 

-Gerisi Hikâye ekibi Işın Beril Tetik, Demokan Atasoy, Galip Dursun’dan mı oluşuyor sadece?

Asıl ekip onlar ama zaman zaman başka isimler de katılabiliyor. Mesela Devrim Kunter var Seyfettin Efendi’nin yazarı ve çizeri, o bir bölüm konuk oldu. Gittiğimiz yerlerde Anadolu Korku Öyküleri söyleşileri yaptığımızda bunları kayıt altına alıyoruz, onlardan biri de Gerisi Hikaye’nin bölümünü oluşturmuştur mesela, ben de o şekilde dâhil olmuştum. Galip Dursun, Işın Beril Tetik ve Demokan Atasoy, bu konuların edebiyat kısmı kadar tarih kısmını da kurcalayan, merak eden araştıran kimseler. Derledikleri bilgi dolu anekdotları bir araya geldikçe podcast olarak kaydedip yayınlıyorlar, meraklısı için ciddi anlamda kaynak oluyor çünkü bağlantılarda kaynakça da oluyor.

 

-Yeni proje ve kitap var mı yolda?

Hazırlıkları son aşamasına gelmiş bir roman, öyküsü gönderilmiş bir Anadolu Korku Öyküleri 3 yolda. Bir de arkadaşlarımla yapacağım bir roman ve araştırma-yorum tarzı iki kitap var hazırlıkları süren. Romanla ve Anadolu Korku Öyküleri 3 ile daha erken karşılaşabilmemiz muhtemel.

 

Mehmet Berk Yaltırık Anadolu Korku Öyküleri Söyleşi Korku Öyküleri Esra Pak
Sen de yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Edebiyat Haberleri'nin Dört Yeni Anketi Yayında
Edebiyat Haberleri'nin Dört Yeni Anketi Yayında
Çıra Yayınları Edebiyat Serisi İle Geliyor
Çıra Yayınları Edebiyat Serisi İle Geliyor