Zaman Bendedir ve Mekân Bana Emanettir

Bursa Genç Memur-Sen'den gençlik tasavvuru!

Zaman Bendedir ve Mekân Bana Emanettir
Zaman Bendedir ve Mekân Bana Emanettir Edebiyat Haberleri Editör
Bu içerik 799 kez okundu.
“BİR GENÇLİK BİR GENÇLİK BİR GENÇLİK”

"Zaman bendedir ve mekân bana emanettir!" şuurunda bir gençlik...

-Kendisi için yaşayan değil ümmet için yaşayan bir gençlik…
-140 karaktere kendisini hapseden değil, derya misali kelimeleri tükenmeyen bir gençlik …
-Singıl/Cingıl gençliği değil, özünün sesine kulak veren bir gençlik…
-Beş dakikalık videolara hapsolmuş gençlik değil, kendi hayatının yönetmeni olmuş bir gençlik…
-Espri yapayım da milletin eğlendireyim diye ömrünü harcayan değil, zamanın ciddiyetinin farkına varmış olgun bir gençlik…
-Ağlanacak haline gülen uçarı bir gençlik değil, ümmetin yetimlerine el uzatan dertleriyle hemhal olan vakur bir gençlik…
-Kopyala yapıştır, indir seyret gençliği değil, kendi sözünü ve kendi fikrini haykıran bir gençlik…
-Taklit ile yetinen değil, kendisini geliştirmek için durmaksızın okuyan bir gençlik…
-Kitle kültürüyle yetişip nefsinin hoşuna gidenin peşinde olan değil, tek başına da kalsa hakkın ve hakikatin yanında olan bir gençlik…
-Popüler olanın peşinde zamanını tüketen değil, Allah’ın Rızasının peşinde olan bir gençlik …
-Kendini göstermek için yırtınan değil, Allah’ın hoşuna gidecek yalnızlıkları ve tevazuyu ahlak edinen bir gençlik…
-Kitap özetleriyle yaşayan değil, kitabın sayfalarında kaybolan ve kitap ile muhabbet kuran bir gençlik…
-Kolay yoldan şöhret devşirerek saman alevi misali sönen bir gençlik değil, asırlar boyu sönmeyecek fikirlerin sahibi olacak bir gençlik…
-Sosyal ağların oyuncağı olan bir gençlik değil, Sosyal ağları kendi oyuncağı haline getiren ve davasını anlatmak için kullanan bir gençlik…
-Dikkat çekmek, öne çıkmak için çırpınan bir gençlik değil, yarınlara kalıcı iz bırakacak aydın ve irfan ehli bir gençlik…
-Gündemi kenarından kıyısından izleyen bir gençlik değil, gündemin tam ortasında gündemi belirleyen bir gençlik…
-Pasif, modern, bireyci bir kafeterya gençliği değil, bulunduğu yerde varlığını hissettiren, fikirleriyle ufuk açan her alanda cihadı ahlak edinmiş bir gençlik…
-Pop star hayranı bir gençlik değil, Allah Var-Gam Yok diyen bir gençlik…
-Sürekli başkalarının ağzına bakıp orada kendisini arayan bir gençlik değil, “Bugün Allah için ne yaptım” diyen bir gençlik…
-Nargile kafelerde, parklarda bahçelerde sürekli selfi yapan bir gençlik değil, kütüphanelerde dirsek çürüten bir gençlik…
-Camileri sadece bir ziyaret mekânı olarak gören bir gençlik değil, alnını secdeye koymuş ve duaya durmuş bir gençlik…
-Geçmişinden utanan ve geçmişini bilmeyen bir gençlik değil, kökü mazide ideali atide olan bir gençlik…
-Boş zamanı olan bir gençlik değil, hiçbir şekilde boş zamanı olmayan mütefekkir, okuyan, araştıran, ter döken bir gençlik …
-İnandığı veya sevdiği şeyi gösteren-paylaşan bir gençlik değil, inandığını yaşayan ve bunu gösterme kaygısı duymayan bir gençlik…
-Ariflerden-Âlimlerden söz devşirip rol çalan internet fenomenlerinin peşinden koşan bir gençlik değil, gerçek ariflerin ve âlimlerin meclisinde diz çöküp feyiz alan bir gençlik…(Çünkü gerçek alimler şöhretten afet gibi kaçarlar!)
-Edebi bir görsel malzeme olarak sosyal ağlardan paylaşan bir gençlik değil, edebi bir haslet olarak üzerinde ve ruhunda yaşayan bir gençlik…
-Onun bunun hayranı olarak ömrünü tüketen bir gençlik değil, yarına neyim var diye kendisini geliştirmeye çalışan bir gençlik…
-Sadece elindeki cep telefonuyla uğraşan değil, gazete-dergi ve her türlü faydalı yayınları takip eden bir gençlik…
-Eğitimi sadece bir diploma meselesi veya bir meslek kaygısı olarak gören bir gençlik değil, ömrünün sonuna kadar okuyan, bin bilse de bir bilene sormayı huy edinmiş bir gençlik…
-Ağzından çıkan her kelimeyi hoyratça kullanan bir gençlik değil, ağzından çıkan her kelimenin bilincinde olan ve bunun sorumluluğunu taşıyan bir gençlik…
-Zulmü ve haksızlığı görünce sadece üzülen değil, nerede zulüm ve haksızlık varsa tepkisini ortaya koyan kendini bilen bir gençlik…
-“Kim var” denildiğinde başını saklayacak yer arayan bir gençlik değil, “kim var” denildiğinde “BEN” diyerek sağına soluna bakmadan tereddütsüz şekilde bir adım öne çıkan gençlik…
-Aşkı ve sevdayı gündelik oyuncak haline getiren, flört eden bir gençlik değil, aşka hürmet eden ve iffet ile Allah’ın emrettiği ölçülere riayet ile mutlu bir yuva kurmak için sevgiyi vesile kılan bir gençlik…
-Popüler yayınlarla, hoşa gidecek sayfalarla zamanını boşa harcayan bir alıntı gençliği değil, ana kaynaklara inerek zamanını kendisini inşa etmeye harcayan bir gençlik…
-Sadece belirli isimleri takip eden, belirli odaklara angaje olan bir gençlik değil, olabildiğince geniş alanda bilgi ve görgü sahibi olmak için okuyan-araştıran-düşünen bir gençlik…
-Bir davası olmadan günübirlik yaşayan bir gençlik değil, bir inancı ve davası olan, o yolda yürüyen ve gayret gösteren bir gençlik…
-Dünyayı kendisinden ibaret gören ve kendisi için yaşayan bir 
gençlik değil, emri bil maruf nehyi anil münker gereği sürekli olarak çevresiyle ilgilenen, çevresinden dolayı kendisini de sorumlu hisseden duyarlı bir gençlik…
-Hoşa gidenin peşinde değil, zahmetli de olsa hakiki olanın peşinde olan bir gençlik…
-Milletini küçümseyen, Milletinin dertlerinden bizar olan bir gençlik değil, Milleti için yaşayan, Milleti için ömrünü harcayan bir gençlik…
-Kendisini hiçbir şeyden sorumlu tutmayan bir gençlik değil, kendisiyle beraber yaşayanlara ve kendisinden sonra gelecek olanlara örnek bir gençlik…
-Büyüklerine ve küçüklerine sırtını dönen bir gençlik değil, anne babası başta olmak üzere büyüklerine saygıyı, küçüklerine de merhameti ve sevgiyi ahlak edinmiş bir gençlik…
-Sivil Toplum gerçeğini tanımayan bir gençlik değil, Sivil Toplumun içinde görev alan, gayret gösteren, proje üreten bir gençlik…
-“Dininin, dilinin, beyninin, ilminin, ırzının, evinin, kininin, öcünün dâvacısı bir gençlik...”
-“Can taşıma liyakatini, canların canı uğrunda can vermeyi cana minnet sayacak kadar gözü kara ve o nispette strateji ve taktik sahibi bir gençlik...”
-“Büyük bir tasavvuf adamının benzetişiyle, zifirî karanlıkta, ak sütün içindeki ak kılı farkedecek kadar gözü keskin bir gençlik... “

“Bu gençliği karşımda görüyorum. Maya tutması için otuz küsur yıldır, devrimbaz kodamanların viski çektiği kamıştan borularla ciğerimden kalemime kan çekerek yırtındığım, kıvrandığım ve zindanlarda çürüdüğüm bu gençlik karşısında, uykusuz, susuz, ekmeksiz, başımı secdeye mıhlayıp bir ömür Allaha hamd etme makamındayım. 

Genç adam! Bundan böyle senden beklediğim manevî babanın tabutunu musalla taşına, Anadolu kıtası büyüklüğündeki dâva taşını da gediğine koymandır! 

Surda bir gedik açtık; mukaddes mi mukaddes! 
Ey kahbe rüzgâr, artık ne yandan esersen es!... 

Allahın selâmı üzerine olsun...”

Genç Memur-Sen Bursa

Hamiş: Tırnak içerisindeki bölümler Üstad Necip Fazıl’dan alıntılanmıştır.
Memur Sen Memur-Sen Genç Memur-Sen Gençlik Tasavvuru
Sen de yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Türkçenin Muhafızları: Bir Kelime Seyyahı
Türkçenin Muhafızları: Bir Kelime Seyyahı
8. İstanbul Edebiyat Festivali'nde Ödüller Dağıtıldı
8. İstanbul Edebiyat Festivali'nde Ödüller Dağıtıldı