Aşkar Dergisi'nin 36. Sayısı Üzerine

Yunus Emre Altuntaş'tan Aşkar Dergisi'nin 36. sayısı üzerine kapsamlı bir değerlendirme haberimizin detayında...

Aşkar Dergisi'nin 36. Sayısı Üzerine
Aşkar Dergisi'nin 36. Sayısı Üzerine Edebiyat Haberleri Editör
Bu içerik 884 kez okundu.

Aşkar Dergisi 36. Sayı Üzerine…

Aşkar Dergisi 36. Sayı İrfan Dağ’ın “Cesur Ol, Kork” isimli şiiriyle başlıyor. Uzun süredir İrfan Dağ’ın şiirlerini göremiyorduk. Şair bu sayıdaki şiiriyle bu hasreti bir nebze olsun dindirdi diyebiliriz. Çünkü şair şiiriyle varolur. Yine bu sayıda İrfan Dağ’ın bir poetik yazısını da görüyoruz. Şiiri yazan şairin duyarlılıklarıdır. İrfan’ın şiirinde içinde yaşadığı devinimleri, sıkıntıları, sorgulamaları rahatlıkla görebiliyoruz. “Kıyamet adalet barındırır/Geldiğinde zengin fakir ayırt etmez/Elini çabuk tutar ve işini temiz yapar” mısraları şairin adalet duygusu üzerine bina ettiği şiirinin izleğini oluşturuyor.

Koynumda bombalar patlatan telaş,en çok da o telaş
Çocuklar patlatılarak Allah’a yakın yerlerde
Şehit çıkarmaya çalışıyor kimi görse

 

Şairin duyarlılığı tarihi belirler. Heidegger metafizik anlamda Tanrı ile iletişim kurabilecek iki kesim insandan sözeder. Şairler ve Filozoflar. Her nedendir bilinmez ama Heidegger kendisi de bir filozof olmasına rağmen şairleri ilk sıraya koymayı yeğlemiş. Bir referans anlamında değil ama bunu şairlerin duyarlılıklarının salt dünyevi kaygılar taşımadığını, ötelerden de haberler taşıdığını betimlemek için veriyorum bu örneği. Zaten hiçbir şair yazdığı şiirin ne kadarını kendisinin yazdığını kestiremez.

 

Aşkar’ın bu sayısının en göze çarpan şiiri Salim Nacar’a ait. “Yeğ” isimli şiiri bir hayli uzun. Bu da bir risk aslında. Çünkü uzun şiirde bütünlüğü korumak, sesi yakalamak ve bunu sonuna dek sürdürmek bir hayli zordur. Salim Nacar’ın şiirine baktığımızda başından sonuna kadar bir bütünlükle karşılaşıyorsunuz. Nacar’ın yazdığı şiiri tek cümle ile tarif etseydik sanırım “Bu bir kaos şiiridir” demeliydik. Nacar şiirinde imge ve bilinç akışını kullanarak etkileyici bir metne ulaşmış. Osman Özbahçe’nin “İmge ve Bilinç Akışı” üzerine yazdığı yazıları ve şimdilerde hazırladığı aynı adlı çalışmayı takip etmek bu konuyu daha iyi anlamamıza vesile olacaktır. Geleceğin şiiri bu minval üzere inşa edilecek. Bu tarz şiiri yazmak her yiğidin harcı da değil açıkçası. Öncelikle neredeyse her alanda az çok bir şeyler bilmek ve bu bilgileri şairin imge dünyasında eşleştirmek gerekiyor. Yani şiirin hazırcevaplılığı da denebilir buna. Şair kalemini koyuyor kağıda ve kalem akıyor.

 

Geçerken sizi ordan,elim cebimde zahir
İlahi bir punduna getirdim hayatımı
Döşeklerin o serin kışına yaslanırken
Çıkardım kazağımımüstüme bir gök yaptım
Tüyleri dilim dilim,gerdirdim balkonuna
Eşya tabiatının şaşırdı halikarnası
Dönme dolaptan inip bindiğin salıncaktan
Düştüğün aşka kadar,utandırıp anneni

 

Bu mısraları incelediğimizde konu daha iyi anlaşılacaktır sanırım. Dikkat edilirse bu tarz bir şiirde imla, anlam, cümle düzeni, devamlılık, ses benzerliği gibi kaygıları göremezsiniz. Oradan buradan şairin belleğine düşmüş imgeler belirsiz bir sıra ile kâğıda dökülür. Lirik de vardır, epik de, dram da… Ama hiçbiri salt bütünlüğün sesi olmaz. Absürd gibi görünen her mısranın ardından okurda oluşan duygu şiirin ta kendisidir. Zaten bu duygu da o metni şiir yapmaya fazlasıyla yeter.

 

Aldılar evladını koynundan perişanlığın
Dalgınlığın örsüne bir dağ öfelediler
O sırada yanıma ilişiverdi gençliğin
Yirmi yaşın pencereden yüzümü seçiverdi
Elin elimde sıkkın, bıkkın doğayı taşırmaktan

 

Salim Nacar şiiriyle bizi alıp götürüyor. Nereye götürdüğünü biz de bilmiyoruz ama götürüyor işte. Bunu anlamak için uğraşma diyor şiir. Yaşa ve hisset. Yöresel kelimeler, hüzünlü aşk, puslu geçmiş, acı, keder, fakirlik, hasret ne isterseniz var şu mısralarda. Lakin şair umudu da şiirinden düşürmemiş. Tabi bu umut da şairce bir umut;

 

Umut var demek hala
Ölmeye ramak kalmış
Ölmek kararsızlığında

 

Aşkar Dergisi

Aşkar 36. Sayının şiirleri göz kamaştırıyor demeliyim. Evet içimden geçen tam cümle bu. Bazı eleştirmek arkadaşlar bu tür ifadeleri duygusal bulup eleştiriyorlar lakin eğer şiirin içimizde oluşturduğu etkiyi samimi bir şekilde anlatamazsak nerede kalır bizim samimiyetimiz. Aşkar’ın bu son sayısında 20 şiir var. Piyasadaki dergileri az çok biliyoruz. Aşkar şiirde başı çekiyor desem hiç de haksızlık etmiş olmayız. Çünkü dergide “ısmarlama” şiir yok. 20 şiirin neredeyse hepsi sağlam şiirler. En azından bu sayı için öyle. Dergide şiiri olan diğer isimler şöyle;Özgür Ballı,Mustafa Melih Erdoğan,Yağız Gönüler,Dursun Göksu,Sadık Koç,Eray Sarıçam,Musa Günerigök,Eyüp Aktuğ,Cihad Özsöz,Şafak Tarhan,Burak Coşkun,Esma Koç, Yasin Fişne,Ali Yılmaz,Merve Parlak,Ali Yıldız,Ziya Gündoğan,Hikmet Çamcı. Sırf isimleri böylesine sıralamak da belki yeterli olmayabilir. Bu bakımdan öne çıkan birkaçını da belirtmek isterim. Dursun Göksu/Taşrada Öğretmen, Musa Günerigök/Geç Kalmış Bir Ağıt, Eyüp Aktuğ/Cürmümeşhut, Şafak Tarhan/Ağıdı Bozkırda Ölümün, Esma Koç/Kelebek Hevesi-II bu sayıda imge kullanımı ve ses bakımından dikkatimi çeken şiirler.

 

Şiirin dışında dergide altı da öykü yeralıyor. Mustafa Çiftçi her zamanki gibi Anadolu’yu yazmış.Açıkçası Mustafa Çiftçi öykülerinin liselerde okunacağı zamanı erkene almak lazım. Gençler bu samimi öykülerle tanışmalı. Nermin Tenekeci,Ayşegül Genç,Ayşe Yılmaz,Metin Çalı,Ayşenur Gönen dergide öyküsü bulunan diğer isimler. Müzeyyen Çelik ile yapılan söyleşi klasik sorularla başlayıp klasik sorularla bitiyor. Allah’tan ki Müzeyyen Hanım toparlayıcı cevaplarla söyleşiyi kurtarıyor. Hüseyin Karacalar’ın Zeynep Arkan’la yaptığı söyleşi bu anlamda örnek olabilir. Sorular şairce, cevaplar da bir o kadar şiir… Taarruzname sayfalarından alışık olduğumuz M.Raşit Küçükkürtül aykırı düşüncenin sesi olmaya devam etmiş. İyi de etmiş. Bu tarz yazılara ihtiyacımız var. İrfan Dağ “Sanatçı ve Şair Neden Seyise İhtiyaç Duyar?” diye sormuş ve cevabını da tarihten harmanlayarak vermeye çalışmış. Kışkırtıcı tespitler var.

 

Derginin bu ay ki dosya konusu Ömer Faruk Dönmez ve Hikâyesi… Bu konu üzerine yazar ile yapılmış söyleşi ve yazıları da dergide görebiliyoruz. Ayrıca İdris Ekinci’nin Poetik Filler isimli kitabı üzerine İrfan Dağ ve Aziz Mahmut Öncel konuşmuş. Kitap tanıtımları, poetik makaleler ve daha nicesi dergide yer almış. Aşkar -kısaca- bildiğiniz gibi. Kitap ebatında bir kitaptan daha fazla…

 

Aşkar

AŞKAR 36.SAYIDAN SEÇTİĞİMİZ MISRALAR

Her şey betondandı
Dualar betondandı hınç seküler
Allah’ı betona gömdüler, haşa, Allah betonda kaldı
Müteahhitler o muazzam Müslümanlar
Yeşile bakıyorlardı,uzun uzun bir yeşile
Yeşil Allah’ın yeşili değildi,öyle mi sandınız

 

İrfan Dağ/Cesur, Ol Kork

 


seni şurda yağmur gibi biriktiriyorum
hiç deniz görmemiş birisi gibi yüzünün yarısı kör
seni boşluk gibi şuramda

 

Özgür Ballı/Yazın Hatası

 


Namazdaki gibi dur!
Sadece namazdaki gibi dur!
İnsanın kalbi göğü görmedikçe düzde ancak yorulur

Mustafa Melih Erdoğan/Sana Dedim…

 


Bir damla yaş belki kötü sonlanmış günlere
Ben orada olayım belki orada almaktan
Kurtulayım demedim,aşkındı nehirsizlik
Satır başlarını kollayan,neşeyi ve çevresini
Korkutan kelimeler kalbinin kusurunda

 

Salim Nacar/Yeğ

 


Ne Türk müziği ne de Türk tarihi kabul ediyor mesai saatlerimi
Bölünebilir ve son derece esnek ofislerde en fazla alkış tutulabilir her şeye

 

Yağız Gönüler/Plaza Türküsü

 

ardından baktığını bilecek kadar kapıyı gözden kaybetmeden
her sabah gözleri kızarık yola memur çıkmışsın

 

Dursun Göksu/Taşrada Öğretmen

 


Şimdi az çocuklu,çok kültürlü o geniş evlerde
Alabildiğine genişler oturur İbrahim

 

Sadık Koç/Tiritle Geçiştirilen…

 


Ilgar eğlendik siz gibi
Aramızda tadılmış mesafe ve kurak
Teninizde bakılmış tren seferleri

 

Musa Günerigök/Geç Kalmış Bir Ağıt

 


artık gölgem yakışmıyor duvara,kendi kendinden nasıl çıkar insan
tamak edemiyorum,cürmümeşhutum,elimde kaldı bıçak
şimdi nereye değsin vakit?

 

Eyüp Aktuğ/Cürmümeşhut

 


asılsız telkinlerle yetişen bozguna uğramışlar
kurşunla seslendirdi feryatları
sessiz harfleri yutulan,toprağa serili haykırışlardan
tahliller,tuhaflıklar ve teviller düştü ocaklara

Şafak Tarhan/Ağıdı Bozkırda Ölümün

 


Biliyorum her kahvaltı biraz erkendir tanrım
Ben denizi bölemezdim ki ikiye hiç lafını bölmezdim

Burak Coşkun/Boş Bulunup Söylenen

 


Sabahın öğlene dönüşlerine yazılacak şiirler vardır
Yoldan Godiva geçerken kör olan birileri vardır
Belki de iliğimde size anlatacak bir şey yoktur

 

Esma Koç/Kelebek Hevesi-II

 


Fokurdayan bir kazanla devrim yapmak istiyorum
Sabır taşım nişangahındayken sapanların

 

Yasin Fişne/Bozuk Satıh

 


Steril ortamlarda yetişen çocuklar
Bizi asla anlamayacaklar.

 

Ali Yılmaz/Hücum Marşı

 


işte ben ağır aksak düşlerken
biliyordum yanakların hiç esmer olmayacak
olsun,sen hep güzel gülüyorsun
dünya çekirdeğinden bir ateş alıp bırakıyorsun avcuma

 

Merve Parlak/Çağlama

 


Gitmiyoruz çünkü gidemeyiz zimmet çıkartırlar
Bir hezimet hengamesinin hesabını

 

Ziya Gündoğan/Hasbetenlillah

 

 

 


Hazırlayan: Yunus Emre Altuntaş

Aşkar Dergisi Aşkar Dergisi 36. Sayı Edebiyat Dergisi Yunus Emre Altuntaş
Sen de yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Türkçenin Muhafızları: Bir Kelime Seyyahı
Türkçenin Muhafızları: Bir Kelime Seyyahı
8. İstanbul Edebiyat Festivali'nde Ödüller Dağıtıldı
8. İstanbul Edebiyat Festivali'nde Ödüller Dağıtıldı