İzdiham 22: Diyarbakırlı Olmak Nedir?

İzdiham, 22. sayısında Sur'da yaşayan vatandaşlarla konuştu. Basın bültenine haberimizin detayından ulaşabilirsiniz.

İzdiham 22: Diyarbakırlı Olmak Nedir?
İzdiham 22: Diyarbakırlı Olmak Nedir? Edebiyat Haberleri Editör
Bu içerik 2687 kez okundu.

(Basın bültenidir.)

İZDİHAM, SUR İLÇESİ’NDE YAŞAYAN VATANDAŞLARIMIZLA KONUŞTU

 

İki ayda bir yayınlanan edebiyat, kültür, sanat dergisi İzdiham, 22. sayısında Diyarbakır’ın Sur ilçesinde yaşayan ve terör nedeniyle göç edenlerle röportaj yaparak yaşanan dramı bir kez daha göz önüne serdi.

İzdiham adına Yusuf Güzel’in yaptığı röportajda görüşlerine başvurulan esnaftan öğrencilere, ev hanımlarından işinden olan birçok vatandaş terör olaylarının boyutlarını orada canı yanan halk olarak dile getiriyor.

İzdiham’ın 22. Sayısında görüşlerine başvurulan Hüseyin Gümüş adlı vatandaş “Diyarbakırlı olmak nedir?” sorusuna şöyle cevap veriyor: “Diyarbakır şehrimizle peygamberler, sahabeler diyarı olması nedeniyle gurur duyuyoruz. Evvelden beri Diyarbakır olumsuzlukların yaşandığı bir şehir olmuştur. Şu anda da şehrimiz üzerinden oyunlar oynanmaktadır.Ben bu kadim peygamberler şehrimizin bu hale gelmesini bir Müslüman olarak sindiremiyorum. Hadiselerden önce aile bağlarımız çok güçlüydü fakat şimdi ailemizdeki kişilere kolay kolay ulaşamıyoruz. Diyarbakır ve biz bu yaşananları hak etmiyoruz. Yüzlerce yıllık tarihe sahip kurşunlu caminin kurşunlanıp yakılmasını bir Diyarbakır sevdalısı, bir Müslüman olarak tasvip etmiyorum. Bizim için Diyarbakır, Ulu Cami’de sabah namazını kılıp, Hasanpaşa Hanı’nda kahvaltı yapıp, Dağkapı’da ciğer yiyip tarihi sokaklardan geçerek Fiskaya’da çayımızı Dicle Nehri’ne karşı içerek ve peygamberler ve sahabeler şehrinin huzurunu hissetmekti. Maalesef ne acı ki artık bu huzurdan yoksunuz.”

 

Sur’da yaşanan terör olayları nedeniyle mahalle ve sınıf arkadaşlarından 7. Sınıf öğrencisi Büşra Saylık ise yaşadığı duyguyu şöyle ifade ediyor: “Üzüldüm. Onları özledim. Onları hep rüyamda görüyorum.” Kardeşi Bedia Saylık ise yemeden, içmeden, para biriktirerek aldıkları eşyaları henüz eskitemeden yeni ve tanımadıkları bir mahalleye göç etmek zorunda kaldıklarını; aklının özenle kurdukları odalarında ve arkadaşlarında kaldığını söylüyor.

Sur’da işçi olarak çalışırken terör olayları nedeniyle göç etmek zorunda kalan Abdurrahman Ağaç ise duygularını şu şekilde dile getiriyor: “24 saat evin diğer odalarına kurşun gelecek diye çocuklarımı banyoda tuttum. Çok zor durumda kaldık. Aldım elime Kur’an-ı Kerim’i; dedim Allah büyüktür. Benim yedi yaşını doldurmamış bir tane oğlum var. Biliyorsunuz saat 19.00 oldu mu operasyonlar ve tencere kapak vurma başlıyordu. Bu seslerden çok korkuyordu. Sürekli ağlıyordu. Psikolojisi bozulmuştu. Biz onu saat 19.00 olmadan yemeğini verip yatırıyorduk. Sonra zaten oradan göç etmek zorunda kaldık.”

Diyarbakır Sur’da ev hanımı olarak yaşayan Hicret Çakmak ise evlerinden, komşularından, huzurlarından koparıldıklarını dile getirerek “Allah kimseyi ölüm korkusu ile sınamasın. Şu an istediğimiz tek şey o günleri unutmak. Ve sizden de istediğimiz bize dua etmeniz.”

İzdiham Dergisi’nin 22. Sayısında aynı zamanda Sabahattin Ali’nin kızı Prof. Dr. Filiz Ali; babası Sabahattin Ali ile Atatürk’ün arasında geçen olayları birinci ağızdan anlatıyor.

İzdiham izdihamcom izdiham.com İzdiham.Com Bülent Parlak 22. Sayı Sayı 22
Sen de yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Türkçenin Muhafızları: Bir Kelime Seyyahı
Türkçenin Muhafızları: Bir Kelime Seyyahı
8. İstanbul Edebiyat Festivali'nde Ödüller Dağıtıldı
8. İstanbul Edebiyat Festivali'nde Ödüller Dağıtıldı