Kitap Okuma Seferberliği Başlatmalıyız

Yunus Emre Altuntaş'tan önemli çağrı: Kitap okuma seferberliği başlatmalıyız! (Edebiyat Haberleri)

Kitap Okuma Seferberliği Başlatmalıyız
Kitap Okuma Seferberliği Başlatmalıyız Edebiyat Haberleri Editör
Bu içerik 870 kez okundu.

KİTAP OKUMA SEFERBERLİĞİ BAŞLATMALIYIZ!

Bu ülkede yanlış giden tüm işlerin arkasında cehalet yatıyor. Şimdiye dek devlet eliyle yürütülen proje odaklı kitap etkinlikleri bir işe yaramadı. Çünkü halka inemedi, proje soğukluğunda öylece kaldı...

Çocuklarımıza küçük yaşlardan itibaren kitap sevgisi aşılamanın bir yolunu bulmalıyız. Bunun için yayıncılar, yazarlar,bakanlıklar, yerel yönetimler ve tüm kitap dostları işbirliği içinde yeni bir seferberlik başlatılmalı. Şuna inanıyorum ki kitapla tanışan bir insan önünü daha net görür, muhakemesi genişler, sorumluluklarına vakıf olur.

Şöyle bir bakıyorum da, kendisine "aydın" diyen kesim dahi sosyal ağların cazibesine kapılmış durumda. Oysa özellikle de bu kesim kitaba işaret etmeli değil mi? Her kesimden insana hitap eden kitapları tanıtmak, okumaları için özendirmek, kitabı konu edinmek pek çok insanı da olumlu yönde tetikler diye düşünüyorum.

Tabi ki bu yeterli değil. Bununla birlikte yerel yönetimler yol,kaldırım ve kanalizasyona verdiği değerin onda birini kitaba ve okumaya verse işin büyük kısmı hallolur diye düşünüyorum. Nasıl mı? Yerel yönetimler (belediyeler) her mahalleye bir "Kıraathane" bir "bilgi evi" bir "Kitap Lokali" bir "Kültür Merkezi" yani adı ne olursa olsun insanların kitapla ünsiyet kurabilecekleri bir mekan açsalar ne de güzel olur! Örneğin tüm büyük şehirlerde belediyelerin işlettiği sosyal tesis adı altında mekanlar var. Soruyorum; bunların hangisinde bir kitaplık veya bir gazete/dergi köşesi gördünüz? Sadece bu mekanlara gelen insanların sayısı yüzbinleri buluyor. Bursa'da Sümbüllü Bahçe Konağını ele alalım mesela. Her gün dolup taşan bir mekan. Belediye bu mekana herkesin görebileceği noktalara kitaplık kursa, bu kitaplığa doğu ve batı klasiklerinden seçkin eserleri, güncel eserleri ve günlük-aylık yayınları koysa fena mı olur?

Eskiden mahalle aralarında gençlerin ve çocukların gidebileceği lokal tarzı kitap ve okuma salonları olurdu(en azından memleketim Kayseri'de böyleydi). Buralarda masa tenisi, sinema izlenebilecek bir tv, satranç, kitaplık ve bedava çay/oralet bulunurdu. Biz o günlere eriştik şükür. Çok da istifade ettik. Hatta buralarda uzak doğu sporları bile öğretilirdi. Şimdi demem o ki, belediyeler her yıl kültürel yayıncılık adı altında trilyonlarca parayı cafcaflı prestij kitapları basmaya ayıracağına bu tür merkezlere ayırsa daha iyi olmaz mı? Kaldı ki bastıkları eserler çoğu zaman protokole ve bir kısım meraklılarına ulaşıyor. Halka ulaşmayan bir çalışmanın kültürümüze ve insanımıza ne kadar faydası olabilir?

Sadece belediyeler değil elbette, işe kültür bakanlığımız da dahil edilmeli. Hali hazırda il kültür müdürlüklerine bağlı binlerce kütüphane bulunuyor. Bunların pekçoğu atıl, demode olmuş eserlerle dolu ve hepsinden önemlisi günümüz gençlerini cezbetmiyor. Kütüphanelerde görevli personel de "aman kimse gelmese" yaklaşımında adeta kitaplara bekçilik yapıyor.Rahmetli Mustafa Güzelgöz Anadolu'da "eşekli kütüphaneci" ismiyle anılır. Nevşehir'de tüm köyleri eşekle dolaşır,insanlara kitap okuturdu. Böylesi yürekli insanlarımız yok mu artık? Bu işe gönlünü ve ömrünü adamış liyakat ehli insanları bulmak bu kadar zor mudur? Bu sebeple ülkemizdeki kütüphanecilik anlayışı behemehal değiştirilmelidir! Senede bir kütüphane haftasında ortaya çıkan mevcut kütüphaneci arkadaşlar sahaya inen,sosyal ilişkileri iyi, iletişime açık,vizyoner, samimi ve gayretli insanlar arasından seçilmeli ve maaşları da tatminkar olmalıdır. Yani kitaba dair her iş en üst seviyede ödüllendirilmelidir, değer verilmelidir.

Diğer bir husus da okullardaki kütüphanelerdir. Gençlerin en kısa ve en kolay yoldan kitaba ulaşabileceği mekanlar şüphesiz okullardır. Fakat maalesef 5000 kitap bulunan her okul için bir kütüphaneci kadrosu tahsis edilmesi gerekirken bu tahsis hiçbir zaman yapılmamaktadır. Hizmetli, memur, şoför ve hatta kazancı bile tahsis edilirken en önemli görev olan kütüphaneci neden tahsis edilmez bunu anlamak zor? Bu sebeple bakanlığımız şartları tutan her okula bir kütüphane görevlisi atamakla önümüzdeki on yıl içinde büyük bir kültür devrimine kapı aralayacağını bilmelidir. Bunu geciktirmemek gerekir.

Şimdilerde bu gençlik merkezlerinin benzerini Gençlik Spor İl Müdürlükleri açmaya çalışıyor. Lakin bu iş gençlik spor bakanlığının değil doğrudan Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığının sahasındadır. Liyakat ehli çalışanlar olmazsa bu merkezlerin de bir anlamı kalmaz. Nitekim de durum bunu gösteriyor. Yerel yönetimler bu konuda işbirliğine giderek alt yapıyı oluşturmalı, bakanlık da bu merkezlere "kütüphaneci-belletmen-okutman" tarzı kadrolar ihdas etmelidir. Aynı şekilde belediyelerin açtığı az sayıdaki kültür merkezlerinde çalışanlar eş dost ahbap ilişkisiyle görevlendirildikçe, liyakat ehli insanlar olmadıkça o merkezlerin de bir işe yaramasını beklemek hayal olur.

Kitabı seven, gerçek manada okuyan insanları sahaya sürmeli, onları ödüllendirmeli, sosyal haklarını en üst seviyede vererek şehirleri, mahalleleri, hatta sokakları ilim ve irfan yuvalarıyla donatmalıyız. Dünyadaki tüm büyük dönüşümlere/devrimlere baktığımızda bunun yolunun kitaptan geçtiğini görürüz.

İl Kültür Müdürlükleri sadece şehir tanıtım broşürleri dağıtmayı bıraktığı gün bu dönüşüm başlamış demektir. En baştan büyük bir değişim ve yeni bir organizasyonla bir an önce bu seferberliği başlatmamız elzemdir.

Bizden söylemesi...

Yunus Emre Altuntaş


Edebiyat Haberleri

11.07.2016

Yunus Emre Altuntaş Kitap Okuma Seferberliği
Sen de yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Türkçenin Muhafızları: Bir Kelime Seyyahı
Türkçenin Muhafızları: Bir Kelime Seyyahı
8. İstanbul Edebiyat Festivali'nde Ödüller Dağıtıldı
8. İstanbul Edebiyat Festivali'nde Ödüller Dağıtıldı