Gençlerimize Nasıl Daha Fazla Kitap Okutabiliriz?

Yazar ve eğitim yöneticisi Yunus Emre Altuntaş, kısa süre önce "Kitap Okuma Seferberliği Başlatmalıyız" başlıklı bir bildiri yayınlamıştı. Altuntaş'tan, şimdi de bu seferberliğe yönelik öneriler geldi. (Edebiyat Haberleri)

Gençlerimize Nasıl Daha Fazla Kitap Okutabiliriz?
Gençlerimize Nasıl Daha Fazla Kitap Okutabiliriz? Edebiyat Haberleri Editör
Bu içerik 677 kez okundu.

Yazar ve eğitim yöneticisi Yunus Emre Altuntaş, kısa süre önce "Kitap Okuma Seferberliği Başlatmalıyız" başlıklı bir bildiri yayınlamıştı. Altuntaş'tan, şimdi de bu seferberliğe yönelik öneriler geldi:


KİTAP OKUMA SEFERBERLİĞİ BAŞLATMALIYIZ-II

ÖNERİLER


Ortaya bir öneri getirildiğinde olabildiğince yapıcı olmaya çalışanları takdir ederim. Bu manada sadece eleştirmek için değil aynı zamanda ortaya koyduğumuz alternatif önerilerle kitap okumanın nasıl yaygınlaştırılabileceğine dair fikirlerimizi de paylaşmak isteriz. Bir önceki paylaşımımızda genel olarak kitap okumanın/kitapla küçük yaşlarda ünsiyet kurmanın/her yaşta kitapla dost olmanın nesiller/insanlar/milletler üzerindeki önemini ve bu konuda temel düzeyde yapılması gerekenleri açıklamaya çalışmıştık. İkinci aşamada önerilerimizin ayrıntılarına geçmek isteriz müsaadenizle.

1. Bundan 15 yıl öncesine kadar faaliyetlerini sürdüren Milli Eğitim Yayınevlerinin tekrar açılması elzemdir. Bu yayınevleri hem güvenilir olmaları(telif ve tercüme bakımından) hem de oldukça ucuz şekilde her kesime ulaşabilmesi bakımından önemli bir boşluğu dolduruyordu. Hatırlarsanız Milli Eğitim Yayınevlerinin her şehirde bir şubesi vardı ve bu şubelerden öğrenciler ve öğretmenler %60-70 indirimle, normal vatandaşlar ise %50 indirimle kitap temin edebiliyordu. Özal döneminde yayınlanan çocuk serisi (Türk destanları, Dede Korkut Serisi, Evliya Çelebi Serisi, Anadolu Hikayeleri serisi vb) o dönemin çocukları üzerinde büyük tesir uyandırdı. Bu serinin aynı zamanda çizgi romanlarının da yayınlanmış olması oldukça büyük bir hizmet görmüştü. Şimdilerde pekçok yayınevi var fakat bir denetim mekanizması olmadığı için çoğu zaman fayda yerine zarar getiren kitaplara imza atılabiliyor. Bilenler bilir.. Oysa Mili Eğitim Yayınevleri pekçok denetim mekanizması ve komisyonların incelemesinden sonra bu tür yayınlara izin verdiği için en üst seviyede pedagojik ve milli kültürel esaslara özen gösterilebiliyordu. Oysa şimdilerde fuarlarda gördüğümüz manzara büyük küçük pekçok yayınevinin yığınla kitap yayınlamasına rağmen dikkat ve özenden uzak oldukları, sırf piyasa kaygısıyla(para kazanma) nesiller ihya etmek yerine ifsad ettikleri gerçeğini saklayamamaktadır. Bu durum uzun vadede nesillerimizi kafa karışıklığına sokacaktır. Hem bu yayınevlerinin denetimi sağlanmalı hem de en kısa zamanda Milli Eğitim Yayınevleri tekrar tüm illerde hatta ilçelerde açılmalıdır. Bu yayınevlerinde Kültür Bakanlığının da yayınları uygun fiyatlara satılabilmelidir.

2. Cumhuriyetin ilk yıllarında Hasan Ali Yücel’in başlattığı yayıncılık çizgisinin aynısı tekrar başlatılmalıdır. Halen bu serinin kitaplarını okuyorsak bu çalışma başarılı olmuş demektir. Fakat aynı seri günümüz ihtiyaçlarına uygun şekilde yeni bir telif ve tercüme çalışması başlatarak yeni kitapları aynı yayınevinden basmalıdır. Çünkü günümüzde popüler yayınlar dediğimiz ve çoğu batı kaynaklı roman serileri gençleri hallaç pamuğu gibi dağıtmaktadır. Bunun alternatifi olabilecek yeni çalışmalar yapmadığımız takdirde sorumluluğumuz ağır olacaktır. Diğer yandan tüm gençler ve hatta yetişkinleri de kapsayacak şekilde muhtasar kitaplar basarak insanlarımızın kültürel seviyelerinin kısa vadede yukarılara çıkarılması teşvik edilebilir. Örneğin; Muhtasar Dünya Tarihi, Muhtasar İslam Tarihi, Muhtasar Türk Tarihi, Muhtasar Edebiyat Tarihi, Muhtasar Bilim Tarihi, Muhtasar Sinema/Tiyatro Tarihi, Muhtasar Sanat Tarihi, Muhtasar Felsefe Tarihi, Muhtasar Eğitim Tarihi, 100 Soruda Ülkemiz, 100 Soruda Avrupa, 100 Soruda Coğrafya vb. Bu yayınlar üç seviyede hazırlanmalıdır. Basit Seviye(Ortaokul), Orta Seviye(Lise), İleri Seviye(Üniversite ve üstü). Yani üç seviyede hazırlanacak ve işinin ehli yazarlar tarafından kaleme alınacak bu çalışmalar kısa vadede ve uzun vadede genel kültür seviyemizi yükselterek ülkemiz insanının ufkunu genişletecektir. Tübitak bu konuda güzel çalışmalar yapıyor fakat maalesef kitaplar seviyelere ayrılmadığı için hedef kitleye ulaşamıyor. Yayınların pahalı olması da cabası. Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu da bu çalışmaya ortak edilebilir ancak bu çalışmaların hepsi Milli Eğitim Bakanlığı bünyesindeki kurulacak/yeniden açılacak yayınevi marifetiyle yayınlanmalıdır. Her yıl milyonlarca ders kitabını dağıtan bakanlığımızın bu konuda yapacağı harcama devede kulak kalacaktır. Fakat etkisi ders kitaplarından çok daha fazla olacaktır kanaatindeyim.

3. Lise ve ortaokul müfredatına kitap okumayı teşvik etmek amacıyla “Kompozisyon” ve “Kitap Semineri” dersleri konulmalıdır. Batı ülkelerinde “karşılaştırmalı okumalar” ismiyle derler var örneğin. En azından ülkemizde eskiden olduğu gibi kompozisyon dersleri yeniden konulmalıdır. Test odaklı, çoktan seçmeli ders mantığı terk edilmelidir. Anlama ve muhakeme üzerine kurulu yeni bir anlayış getirilmelidir. Her gün ilk dersin 10 dakikası yapılan kitap okuma etkinliklerine son verilmelidir. Bu tür faaliyetler günü kurtarma mantığıyla yapıldığı için kitaba yönelik algının olumsuz etkilenmesiyle neticelenmektedir. Zaten 10 dakikada neyi nasıl okuyabilirsiniz? Bu durum kitabı yeterli ciddiyetle ele almadığımızın ve nesiller açısından sadece 10 dakikalık bir mesele olarak zihinlere kazınmasının bir işaretidir. Kitap okuma işi ciddi bir iştir. Öylesine geçiştirilemeyecek derecede önemlidir! Gerekirse müfredatta değişiklik yapılarak “Mukayeseli Kitap değerlendirmeleri” dersi ihdas edilmelidir. Benzer şekilde “Kütüphanecilik” dersi de tüm öğrencilerin en az 2 dönem alabileceği şekilde tüm liselerde okutulmalıdır. Bu dersler kütüphanede işlenmelidir.

4.Lise ve ortaokullarda verilen proje/performan görevleri “Kitap semineri” tarzında verilmelidir. Yani öğrenci hazırladığı projesini bir kaynak kitaba bağlı tutarak hazırlamalı ve aynı zamanda sunumunu da yapmalıdır. Bu sayede hem hitabet yeteneği hem de kitap tahlil yeteneği öğrencilerde gelişecektir.

5.Öğrencileri yazmaya teşvik etmek amacıyla liselerde öğrencilerin yazıları toplu olarak kitaplaştırılmalı, bu konuda bakanlığımızın çıkaracağı bir dergide her ay bu tür yazılar yayınlanmalıdır. Ayrıca öğrencilerimizin kitap tanıtımlarını kaleme almaları teşvik edilerek bu yazıları kitap köşesinde yayınlanmalıdır. Bu durum öğrencilerin kitapla ünsiyet kurmalarının en önemli ayağını oluşturacaktır.

Sadece bu 5 temel önerimiz dikkate alınırsa inanıyorum ki 10 yıl içerisinde bambaşka bir nesil ortaya çıkacaktır. Çünkü ister sayısalcı olsun ister sözelci olsun tüm öğrencilerin temel düzeyde anlam bilgisine, kelime ve cümle kurma seviyesine, kendini ifade etme yeteneğine ve en önemlisi muhakeme gücünü edinmesine vesile olacak tek unsur KİTAP OKUMAKTAN GEÇER! Bunun başka da yolu yoktur.

Bu önerilerimizin ilgili Bakanlıklarımız tarafından dikkate alınmasını umuyoruz.

Kitap Okuma Seferberliği Kitap Okuma Oranları Yunus Emre Altuntaş
Sen de yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Türkçenin Muhafızları: Bir Kelime Seyyahı
Türkçenin Muhafızları: Bir Kelime Seyyahı
8. İstanbul Edebiyat Festivali'nde Ödüller Dağıtıldı
8. İstanbul Edebiyat Festivali'nde Ödüller Dağıtıldı