Cevat Akkanat Darbeye Direnen Şiirler'i Anlattı

Aylin İzmir'in Cevat Akkanat ile yaptığı söyleşi haberimizin detayında. (Edebiyat Haberleri)

Cevat Akkanat Darbeye Direnen Şiirler'i Anlattı
Cevat Akkanat Darbeye Direnen Şiirler'i Anlattı Edebiyat Haberleri Editör
Bu içerik 3771 kez okundu.

DARBEYE DİRENEN ŞİİRLER’İ DERLEYEN Cevat AKKANAT ile KONUŞTUK…

(Sorular: Aylin İZMİR)

CEVAT AKKANAT:  “BU ANTOLOJİ YENİ BİR MİLLİ ROMANTİZM ÇAĞININ HABERCİSİDİR.”

15 Temmuz için neler söylersiniz?

Türkiye’nin ve Gazi Reis Erdoğan’ın hedefe yerleştirildiği, fakat bütün bir İslam medeniyetine dönük saldırıdır 15 Temmuz. Bir iç savaş ve akabinde işgalle sonuçlanmaya gebe bir darbe teşebbüsü. Bu teşebbüsün piyonu kırk yıldan bu yana haşhaşi din algısıyla ruhuna sızdığı insanları köleleştirmekle yetinmemiş, maalesef son bir hamle ile büyük bir coğrafyanın hükümranı olmak istemiştir. Kuşkusuz emperyalist iştahlarla hareket eden uluslararası güçlerin FETÖ’yle birlikte kullandıkları başka piyonlar da olmalıydı: Ulusalcı sol kesimlerin yedek lastik pozu vermelerini nasıl yorumlayabiliriz mesela? Yahut hiçbir ulusalcı veya kemalist görüşlü müteşairin 15 Temmuz darbecileri aleyhinde yahut darbeye bastırarak zafer elde eden halk lehine tek bir dize şiirinin olmaması nasıl açıklanabilir? Dahası, bunların sosyal medya hesaplarında darbe olsa da kına yaksak diye ellerini ovuştura durdukları ortadayken… Allah bu işgal gücü piyadelerine fırsat vermesin…

Böyle bir çalışma yapma fikri nasıl ortaya çıktı? Çalışmayı yapma amacınız nedir?

15 Temmuz Direniş Şiirleri Antolojisi’ni hazırlama fikri bana ait değil. Sultanbeyli Belediyesi Kültür Müdürü Mehmet Mazak bu çalışmanın muharrik gücü oldu. Fakat bunun da bir evveliyatı var. 2013’te Mısır’da yaşanan hain darbeden sonra Türkiyeli şairlerin oluşturduğu darbe karşıtı şiirleri ihtiva eden Daima Rabia adlı antolojik çalışmama sahip çıkmıştı kendileri.  Türkçe, Arapça ve İngilizce bir arada yayımlanan Daima Rabia, o dönem itibariyle vazifesini hakkıyla ifa etmişti.  15 Temmuz’dan iki hafta kadar sonra beni arayarak üç yıl önce yaptığımız ortak çalışmayı hatırlatan Mehmet Mazak, “Mısır’daki darbeye karşı bir antoloji hazırladıysak, kendi vatanımıza ve halkımıza karşı yapılan 15 Temmuz darbesi için niçin hazırlamayalım?” dedi ve hemen harekete geçmemi talep etti. Bir İç Anadolu gezisindeydim. Bursa’dan yola çıkmıştım. Ankara, Kırıkkale, Kırşehir, Nevşehir, Kayseri meydanlarında bulunduktan sonra, Niğde’de, şehit Ömer Halisdemir’in memleketinde, iki şair kardeşim, Murat Soyak ve Mehmet Baş ile meydana doğru yürüyorduk. Hemen orada, şairlerimizi farklı iletişim yolları ile arayıp bilgilendirmeye başladım. Bu arada daha önce darbeye karşı direniş şiiri yazan şair arkadaşlarımın varlığından haberdardım. Mesela bu minval üzere ilk şiiri Ankara’da, Kızılay Meydanı’nda İbrahim Eryiğit’ten dinlemiştim. Neyse, kendilerine ulaştığım şairlerimiz, yazdıkları şiirleri büyük bir özveriyle benimle paylaştılar.

Bu arada, şu hususu da özellikle belirtmek istiyorum: Bu çalışmaya, yukarıda da belirttiğim gibi, bir vesileyle giriştikten sonra bir takım fesatlık mahfilleri Türkiye’nin içinde bulunduğu hassas ortamı suiistimal edercesine ve hatta hain darbecilerin ekmeğine yağ sürecek bir edepsizlik içinde harekete geçtiler. Bizim “darbeden nemalanmak” için “proje” yaptığımızı farklı ortamlarda dillendirme küstahlığında bulundular. Özlerindeki çamuru başkalarına yakıştırma hastalığına bulaşmış bu güruhun hâlâ edebiyat dünyasında bulunabiliyor olması tuhaf.

Peki, bu çalışmaya giriştikten sonra neyi amaçladım, nasıl bir hedefe yöneldim? Bu önemli bir husustur. Evet, öyle bir çalışma yapmalıydım ki, Gazi Reis’in liderliğinde halkımızın darbecilere indirdiği nihai darbenin bir benzeri, şairlerimizin kaleminden çıkan şiirlerle indirilmiş olsun. Bunun için öncelikle her bakımdan nitelikli bir eser hazırlamalıydım. Eksikleri olabildiğince az olmalıydı. Gerek içerik, gerekse teknik bakımdan tarihe kayıt düşmeliydim. Çok şükür hedefime genel olarak ulaşabildim. Bunu ispatlamam gerekmiyor ama şu mukayeseyi yapabilirsiniz: 28 Nisan 1960 ve 27 Mayıs 1960 müdahale-darbe süreçlerinden birkaç ay sonra, darbeci ulusalcı müteşairler tarafından hazırlanan niteliksiz, içeriksiz, seviyesiz Yeni Çağ Türküleri Antolojisi (Varlık Yay., Temmuz 1960, 96 s.) ile bizimkisini mukayese edin. Bizim şairlerin her bakımdan galebe çaldıkları ortada…

Antoloji

50 GÜNDE HAZIRLANDI!

Çalışmayı ne kadar sürede hazırladınız? Çalışmada toplamda kaç şiir var ve kaç kişinin eserleri bulunuyor?

 Niğde’de bulunduğum gün takvimler 28 Temmuz’u gösteriyordu. Antolojinin tamamlandığı tarih, yazdığım “Giriş” metninin altındaki tarihtir: 15 Eylül 2016. Yani 50 günlük bir süre içinde tamamlamışım bu çalışmayı. Doğrusu bu kadar süre içinde bu antolojinin tamamlanması anormal görülebilir. Burada kendi kimi maharetlerimi saymak istemem, fakat şu kadarını söyleyeyim: F klavyede hızlı yazma bahsinde farklı şampiyonluklarım var! Şaka bir yana, bu büyük bir avantaj. Evet, bu avantaj sayesinde 28 Temmuz’dan sonra Aksaray, Ankara, Bursa, İzmir, Balıkesir gibi şehirlere de yolculuklar yapmakla birlikte, işimi aksatmadım. Nihayet bu çalışmanın gerçekten de kısa sürede tamamlanmasında en büyük katkının şairlerimizin olduğunu söyleyeceğim. Onlardan pek çoğu, şiirlerini dergilere göndermeden önce bana ulaştırdılar. Allah razı olsun onlardan, şu bahiste bile benden izin talep edenler oldu: “Şiirimi bir dergiye verebilir miyim?” Kuşkusuz “Evet” oldu cevabım: “Antoloji ayrı bir mahfil, dergi ayrı.” Bu arada, şiirini önce bana daha sonra dergiye veren şairlerimiz için şu çalışmayı da yaptım: Antoloji hazırlanıp teslim edilene kadar şiirleri bir dergide yayımlandıysa, dergi yayın bilgilerini tespit edip antolojide şiirin altına kaydettim. Bunu burada belirtmemin birkaç anlamı var: Antolojide, altında herhangi bir dergiden alındığı belirtilen şiirlerin tamamı doğrudan dergilerden alınmamıştır. Fakat benim edebiyat sosyolojisine ve gelecek kuşaklara şöyle bir borcum da vardı: Onların işini olabildiğince kolaylaştırmalıydım. Özellikle 15 Temmuz süreci şiirimizi çalışacak olan akademisyenlere, sağlıklı araştırmalar yapabilmeleri için, mümkün mertebe fazla imkân sunmalıydım.

Antolojinin kısa bir sürede hazırlanmasında teşekkür borçlu olduğum bir diğer kesim bazı dergi editörleridir. Bu bağlamda Hayal Bilgisi, İtibar, Temmuz, Edebiyat Ortamı, Ayasofya, Bir Nokta, Ay Vakti, Hece Taşları, Mahalle Mektebi, Bûtimar, Yolcu, Dil ve Edebiyat dergilerinin editörleri ile, darbeye karşı herhangi bir şiir yayımlamasa da Dergâh dergisi editörlerine teşekkür ediyorum. Onlar, daha dergileri piyasaya çıkmadan, hatta bir kısmı, matbaaya gitmeden dergilerinin PDF formatını benimle paylaştılar. Burada adlarını anmak istemediğim bazı dost dergi editörleri ise beni şairlerine yönlendirdiler, şairlerinden izin almam gerektiğini söylediler. Kuşkusuz kimseden bana yardımcı olmalarını zorlayamazdım. Fakat ortada yumruğun şiir yoluyla masaya vurulması gibi hassas bir dönem vardı. 250’ye yakın şehit, binlerce gazi varken, halk canını dişine takmış iken, hatta onlarca şair 15 Temmuz gecesi kurşunlara karşı bizzat gövdeleriyle tankların önüne geçmişken, artistik patinaj yapanlara yahut enaniyetlerine mağlup olanlara aldıracak değildik. Kitapçılara, gazetecilere her nedense gelmeyen, maalesef talebimize de olumsuz cevap veren bazı dergilerle işimizi şöyle çözdük: Çeşitli şehirlerde yaşayan ve dergiye ulaşabilmiş şair arkadaşlar, ilgili şiirleri fotoğrafladılar, internet üzerinden bana gönderdiler. Ben de F klavye ile onları temize çektim. Tashih için tekrar kendilerine gönderdim. Böylece, İstanbul’da yayımlanan birkaç dergideki ilgili metinleri İstanbul’da yaşayan başka şair arkadaşlardan, yine İstanbul’da yayımlanan bir derginin “15 Temmuz” temalı şiirlerini Kahramanmaraş’taki şair bir arkadaştan fotoğraf yoluyla aldığımı söylersem, 50 günlük mücadelemin hangi badirelerle iç içe geçtiğini ihsas ettirmiş olurum…

Kaç şair ve kaç şiir olduğu hususuna gelince: 198 şairden 250 civarında şiir var işbu antolojide. Bana gönderilen yahut dergilerin Ağustos, Eylül sayılarında yayımlanan şiirlerden seçilmiştir bu şiirler… Genellikle tek şiirleriyle yer alıyor şairlerimiz. İki şiiri olanlar da var. Fakat birkaç şairimiz ise üçer, dörder şiiriyle yer aldılar. Hatırladığım kadarıyla sadece bir şairimizin beş şiiri var. Onun kim olduğunu tespit edenler kendisinin ne kadar velut bir şair olduğunu da görmüş olacaklar… Antolojideki şair ve şiir sayısıyla ilgili şu kaydı da düşelim: 50’ye yakın şairin elimizde olan metinlerini ise genellikle edebi ve estetik sebepler başta olmak üzere, çeşitli sebeplerden ötürü yayımlamadık. Ayrıca her şeye rağmen ulaşamadığımız birkaç dergideki şiirler de antolojiye girememiş oldu…

SOYLU BİR DİRENŞİN ŞİİRLERİ

Antolojide şiirleri olanlarla nasıl iletişime geçtiniz? Şiir verenlerin hepsi şair mi? Çocuk diyebileceğimiz bir yaştan kimse de esere şiir verdi mi?

Şairlerimiz arasında yüz yüze görüşerek konuyu paylaştıklarım olduğu gibi, başta telefon olmak üzere farklı ve yaygın iletişim kanallarını kullanarak paylaşımda bulunduklarım da oldu. İletişime geçmediklerim de var bu arada. Sadece şiirleri üzerinde iletişime geçtiklerim diyeyim daha doğrusu. Onların şiirleri benimle onlar arasında bir gönül bağı ilişkisine delalet ediyordu çünkü. Ayrıca kamu yararına bir çalışma yapıyorduk, maddi bir beklenti içinde olmadan. Soylu bir direnişin şiirini yazan şairlerimizle ortak bir dili kullanıyorduk nihayetinde. Bizim standart dilimize ortak olmayan birkaç ismi ise hariç tutmamız yadırganmamalı değil mi?

Antolojide şiiri olanların hepsi şair! Aralarında şiir dünyamızın zirve isimleri olduğu gibi, bir hayli genç olanları da var. Biyografilerden hatırladığım kadarıyla, çok küçük yaşta olanların şiirleri yok diyebilirim, fakat liseyi yeni bitirmiş, üniversiteye yeni başlamış şairlerin şiirleri var antolojide. Fakat antolojide yer alan hemen her şairin, bir yönüyle şiire baş koyduğunu, sözgelimi daha önceden bir dergi yahut kitapla ilişkili olduğunu söyleyebilirim.

Eserde sizi en çok hangi şiir etkiledi?

Doğrusu benim için işbu antolojideki hemen her bir şiir takdire şayandır. Pek çok şiirden derin ürpertilerle etkilendim. Burada edebi değer, estetik haz gibi normal zaman hassasiyetlerini önceleyecek olsak bile, zirve bir konumla karşılar bu şiirler bizi. Fakat işbu metinlerin salt haz noktasından değerlendirilmemesi gereken bir ortamdayız. Böyleyken, meşhur bir kütüphane memurunun, yazılan 15 Temmuz temalı şiirlerin geleceğe kalmayacağı önyargısında bulunması ve bu şiirlerin kakafoni oluşturma ihtimali taşıdığını dile getirmesi ancak işgüzarlıkla açıklanabilir. Ben bu tarz düşünce içinde bulunan arkadaşlara şunu tavsiye ediyorum: Edebiyat Fakültesi 2. Sınıf öğrencisi olan şair Muhammed Münzevi’nin “Dört Darabesk Havası” adlı şiirine bir baksınlar. Baksınlar ve utansınlar!

YENİ BİR MİLLİ ROMANTİZM ÇAĞININ ŞİİRLERİ

Benzer çalışmalarınız olacak mı?

Bu tür eserlere bir ön çalışma, tasarı, plan, proje yaklaşımı ile yaklaşmadım hiç. Hazırladığım birkaç derleme, üç beş antoloji var. Hepsinde geldi, çalışmalar beni buldu. Bunlardan bazılarına bir oyun, bir sevda olarak başladığım olmuştur. Mesela “Baba Bu Kitap Sana” adlı antolojimdeki baba temalı şiirleri biriktirme işi böyle bir şeydi. Sonra bir taliplisi çıktı, kitaplaştı. Bu tarzda bazı biriktirmelerim elbette var ve onlar bilgisayarımda huzur içinde yatıyorlar. Gün yüzüne çıkmaları için bir teşebbüsüm yok, olmayacak.

Bu arada, 15 Temmuz darbe teşebbüsünün farklı edebi yönleri ile ilgili olarak da bir çalışmanın içine girdim. Şimdilik adı “Edebiyatçılarımız O Geceyi Anlatıyor” başlığını taşıyan bir derleme. Bakalım ne çıkacak…

Eklemek istediğiniz bir şey var mı?

15 Temmuz kadük darbe teşebbüsü ve akabinde elde edile zafer pek çok bakımdan “hoca” olmuştur. Sürecin hocalığı edebiyat dünyası için de geçerlidir. Bu süreç pek çok edebî kanonu darmadağın etmiştir. FETÖ’yle adı geçen isimler kötü bir jübile yapmışlardır mesela. Varlıkları o hain yapıyla kaim imiş mesela, bu anlaşıldı ve edebiyat dünyasından silindiler. Tarih artık onları farklı bir üslupla yargılayacak. Başka bir kesim, mesela son zamanlarda İslam’ı ve İstiklalimizi kimi milliyetçi söylemlerle yorumlamaya çalışan bir grup, negatif bir pozisyona düştüler. Onların tespit ve teşhislerinin yanlışlığı kadar, şiir algılarının da yanılgıdan ibaret olduğu ortaya çıktı. Aynen bunlar gibi, şiirini bireyci ve mistik algılara teslim etmiş kesimler eski alışkanlıklarına bir virgül koydular. Saydığım kesimler arasında tek kazanç bu sonuncular olmalı. Onlar artık şiir salt şiir içindir diyemiyorlar. Şiirin ontolojik yapı birimlerini sayarlarken artık “15 Temmuz şiirin kapsama alanındadır.” cümlesini kurabiliyorlar… Evet, artık şairlerimizi ve şiirimizi 15 Temmuz’u merkeze alarak değerlendirmek zorundayız ve bu geleceğimiz açısından bir hayli önemli…

Şunları da belirtmek istiyorum: 15 Temmuz Direniş Şiirleri Antolojisi’ni “Yeni Türkiye’nin Reis’ine” ithaf ettik. Onun indinde bütün bir direniş timsallerine Sultanbeyli Belediyesi’nin hediyesidir bu antoloji. Dolayısıyla Belediye Başkanı Hüseyin Keskin’e ve değerli Mehmet Mazak’a teşekkür ediyorum. Bu çalışma, Türk şiirinde yeni bir milli romantizm çağının habercisidir. Bu kutlu çağın gelişini şiirleriyle müjdeleyen şairlerimize de sonsuz teşekkürler sunuyorum…


* Bu metin, Cevat Akkanat tarafından, edebiyathaberleri.com'da yayınlanması amacıyla gönderilmiştir. Metnin bir bölümü Yeni Şafak'ta da yayınlanmıştır. Yeni Şafak'ta yayınlanan bölüme şuradan ulaşılabilir: http://www.yenisafak.com/gundem/direnisin-siirleri-2553198

Darbeye Direnen Şiirler 15 Temmuz Cevat Akkanat
Sen de yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Mustafa YILDIZ     2016-11-03 CEHENNEMDE DEBELEN On beş Temmuz akşamı zirve yaptı kahpelik Göğsümüz demirdendi bileklerimiz çelik Bayrakları ıslattı akan şehit kanları Unutulur sanmayın o geceki anları Karanlıkta göründü kâfirlerin kuyruğu Tanka dayadı millet, o dağ gibi yumruğu Dağları yerlerinden oynatan bu irade, Bir özgürlük destanı yazıyordu gecede Zalimlerin kuklası sen ey hain maskara! Teslim olur mu sandın İstanbul ve Ankara? Bu bir millî tufandır senin üstüne gelen Avânenle beraber cehennemde debelen!
Süvari tüfek     2016-10-30 Allah sizin gibi öğretmenlerden razı olsun hocam
Muhammed Münzevi     2016-10-29 Böyle zahmetli bir işe giriştiği için Cevat hocayı tebrik ediyorum ve de bu önem arz eden antolojide şiirime yer verdiği için kendisine teşekkür ediyorum.
Ömer Ekinci Micingirt     2016-10-29 Cevat Akkanat hocam gayreti milli duruşu ve samimiyetiyle Anadolu kokan bir edebiyat süvarisi... O aynı zamanda edebiyat ve şiir için gövdesini köprü yapıp hedefe başkalarını geçiren kendisi feda etmekten çekinmeyen bir kimlik... Var olâ Cevat Hocalar hep inşallah...
Semiramis     2016-10-29 Sn Cevat Akkanat hocamızı bu takdire şayan başarılarından dolayı tebrik ederim..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Türkçenin Muhafızları: Bir Kelime Seyyahı
Türkçenin Muhafızları: Bir Kelime Seyyahı
8. İstanbul Edebiyat Festivali'nde Ödüller Dağıtıldı
8. İstanbul Edebiyat Festivali'nde Ödüller Dağıtıldı