İyilik Atölyesi Okuma Grubu Yaşlı Kralın Sürgünü'nü Okudu

edebiyathaberleri.com'un yayın yönetmenleri olan Ayşe Ünsal ve Cihat Albayrak'ın girişimleriyle Van'ın Erciş ilçesinde, çoğunluğu öğretmenlerden oluşan bir kitap okuma grubu oluşturuldu. (Edebiyat Haberleri)

İyilik Atölyesi Okuma Grubu Yaşlı Kralın Sürgünü'nü Okudu
İyilik Atölyesi Okuma Grubu Yaşlı Kralın Sürgünü'nü Okudu Edebiyat Haberleri Editör
Bu içerik 915 kez okundu.

edebiyathaberleri.com'un yayın yönetmenleri olan Ayşe Ünsal ve Cihat Albayrak'ın girişimleriyle Van'ın Erciş ilçesinde, çoğunluğu öğretmenlerden oluşan bir kitap okuma grubu oluşturulmuştu. 

Van Yazarlar ve Şairler Derneği'ne ait İyilik Atölyesi adlı mekanda bir araya gelen okuma grubunun kitap sohbetine konuk olan kitap Erdem Yayınları etiketiyle çıkan Arno Geiger'e ait Yaşlı Kralın Sürgünü adlı eserdi. 

Kitabı ve yaşananları Cihat Albayrak'tan dinliyoruz:

Alzheimer hastası bir babanın yaşadıklarını anlatan kitabı okumayı eşim Ayşe Ünsal tavsiye etmişti. Çünkü Ayşe'nin anneannesi de Alzheimer hastasıydı. Kitabı okuma grubumuzdakilere dağıttık ve iki hafta sonra toplanmak üzere ayrıldık. Ayşe kitabı okumaya vakit geçirmeden başladı. 138 sayfadan ibaret kitabı oldukça yavaş okuyordu. Pek çok satırın altını çiziyor, notlar alıyordu. Kitabı okumaya henüz başlamıştı ki, Çorum'da yaşayan ailesinden bir telefon aldık ve anneannesinin hayatını kaybettiğini öğrendik. 

Tam da Alzheimer hastası bir babanın yaşadıklarını okurken, kitabın 78. sayfasındayken bu haberi almış olmamız çok ilginçti. Taziye için birlikte Çorum'a gittik, ben birkaç gün sonra geri döndüm, Ayşe annesine destek olmak için orada kaldı. Döner dönmez, kitabı elime aldım ve okumaya başladım. Ayşe'nin kitabın sayfalarına aldığı notları okumak acı vericiydi. Kitaptaki hasta ile eşimin anneannesinin yaşadıkları çok benzerdi çünkü. Ve bu benzerlik altı çizili satırlarla ön plana çıkarılmıştı. Ayşe geri dönünceye kadar toplantıyı ertelemeyi düşündüm önce ama bu toplantıyı o olmadan yapmanın daha doğru olacağına karar verdim. 

Bu akşam İyilik Atölyesi'nde bir araya geldik. Sobamızı yaktık, çayımız sobanın üzerinde demlendi. İçeride portakal kabuklarının kokusu vardı. Bütün arkadaşlarımız kitabı okumuştu ve kendi çevrelerinden Alzheimer hastası olan tanıdıkları ile ilişkilendirmişlerdi. Uzun süre kitap hakkında sohbet ettiki altını çizdiğimiz yerleri konuştuk. Ayşe'yi arayarak tek tek başsağlığı dileklerini iletti arkadaşlarımız. Sonra arkadaşlarımıza kağıt dağıtarak kitap hakkında birkaç cümle yazmalarını istedim. Kitaptan alıntılar yaparak bir değerlendirme yazısı yazmayı da planlıyordum ama hiçbir alıntının yıllar süren bir yaşam mücadelesini tek başına yansıtamayacağını düşündüm. Kitabın arka kapağında da söylendiği gibi, "anne babası olan herkesin" okuması gereken bir kitap bu.


Okuma grubunun kitap hakkındaki yorumları:

Cihat Şit: 
Eğer bir şeyleri unutmak istemiyorsanız demans (Alzheimer) hastası olmaktan ürkmelisiniz. "Çünkü kelimeleri vaftiz etmek pahasına yazmak istiyorum hatırladıklarımı." Bu kitabı şu cümle tamamlıyor: "Tecrübeyle yaralar kabuk bağlıyor."

Selçuk Zora:
Hayatın akışına ve karmaşasına kapıldığım bugünlerde Van Gölü sahilinde her şeyden kopup okumaya başladığım bu kitap bazı şeyleri düşünme fırsatı doğurdu bana. Mesela biz 90'larda çocukluk yaşamış şanslı nesiliz. Düşünsenize o güzel şanslı günleri unuttuğumuzu... Günümüzde aile bağlarının koptuğuna şahit oluyoruz. Bu kitapta aile bağlarına yapılan vurgu beni çok etkiledi. Belki de annemi çok erken kaybedip aile bağlarımın kopması benim bu kadar çok etkilenmeme neden olmuştur. Bu kitabu okumama vesile olan herkese teşekkür ederim.

Özen Öztürk:
Dedem de demans (Alzheimer) hastalığından vefat ettiği için kitabı okurken bir yandan da yaşadım... Kitabı okurken o ruha bürünmek kitabı daha sürükleyici hale getiriyor.

Ezgi Koşturoğlu:
Kitap demans hastası olan dedemi bana hatırlattığı için ayrı bir şekilde etkilendim. Küçük yaşta yaşadıklarımızı, kitap sayfalarında okurken buldum. Keşke o zamanlar annem, babam ve yakın çevremiz daha bilinçli olabilseydik ve dedemi hastalığı ile birlikte farklı açıdan ele alabilseydik. Kitap bunları fark etmeme ve hatırlamama yardımcı oldu.

İsrafil Akan:
Yaşlı Kralın Sürgünü bana dedemi hatırlattı. Onun bizimle yaşadığı süreçte içinde bulunduğu durumu anlayamamıştım. Ta ki bu kitabın ana konusunu oluşturan "demans" hastalığıyla tanışana dek. Keşke çevremizdeki insanları henüz onlar hayattayken daha çok sevsek, sahiplensek ve onlarla bir vücut olabilsek. Yaşlanmak zor ve acı. Bir de bunlar gözünün önünde gerçekleşiyorsa daha zor ve daha acı bir duruma dönüşebiliyor. Yaşlanan bir annem ve babam var. Bu kitabı, Yaşlı Kralı-dedemi okuduktan sonra acaba annem ve babam da bu duruma düşecek mi diye düşünmeden edemiyorum. Kardeşlerimle birlikte onların her anında yanlarında olacağımızı düşünüyorum. Bu kitabın yazarının ve kardeşlerinin yaptığı gibi onlara her zaman kendilerini hatırlatacağım. Hayat kısa yollar uzun. Bu yolda hep mutluluklar yaşamak ve birbirimizi her zaman hatırlamak dileğiyle. 

Leyla Aktaş:

"En kolayı kadere boyun eğmek!" sloganı ile hayatını yaşamaya çalışan Alzheimer hastası, ihtiyar delikanlı August Geiger; yaşama tutunuşu ve hayat karşısında duruşu ile belimizi büken hastalıklara bakış açımı değiştirdi diyebilirim. Ayrıca kitabın en güzel özelliğinden biri de anne baba kıymetini bilmeyen nesillere bu kıymeti yeniden hatırlatıyor yazar. En önemlisi de kıymetin yanında sabrı da öğretiyor. Kitabın anlatımı, dilin kullanımı ve akıcılığı ise ayrı güzel. Bunca yoğunluğa rağmen iki günde bitirdim :) Kitabı okuduktan sonra gidip anne ve babama sarılasım geldi lakin mesafeler engel oldu... "Okunması gereken bir başucu kitabı" diyebilirim.

Ayşenur Kırcalı:
Yazar, Alzheimer hastası olan babasının kendi hafızasından sürgün oluşunu o kadar yalın, sade anlatmış ki kitabı boğazınızda bir düğüm, yüzünüzde bir tebessümle okuyorsunuz. Arno, hastalık babasının beynini adeta kemirirken kendisindeki baba imajını da sildiğini söylüyor bir sayfada. İnsanın kendi babasına, en acısı da kendisine yabancılaşmasının dehşetini hissediyorsunuz okurken. Ve "eve gitmek istiyorum"... Ev; insanin sadece başını sokacak bir çatı olmaktan öte güvende hissettiği, bildiği yer ev. Ama bu öyle bir hastalık ki artık bir eviniz yok. Güvenli hiçbir yer yok. Tanıdık yok. Herkes ve her şey yabancı. Belki de çağımızın en korkunç hastalığı üzerine hiç düşünmemiş olmamız, etrafınızda ailemizde bu hastalığa yakalanan insanlar olmasına rağmen bu konuya uzak olmamız, umursamazlığımız; hastaların bir kanser hastası gibi acılarını anlatamıyor olmalarından. Sanırım bu da en acı olanı. Alzheimer hastasını bir nebze olsun anlayabilmek, büyük acılarını küçücük dindirebilmek adına muhakkak okunacaklar listesine aday bir kitap Yaşlı Kralın Sürgünü.


Bu kitabı internette en uygun fiyatla sunan internet sitesine ulaşmak için tıklayın.

İyilik Atölyesi

Edebiyat Haberleri
26.11.2016

Yaşlı Kralın Sürgünü Erdem Yayınları Alzheimer Arno Geiger
Sen de yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Türkçenin Muhafızları: Bir Kelime Seyyahı
Türkçenin Muhafızları: Bir Kelime Seyyahı
8. İstanbul Edebiyat Festivali'nde Ödüller Dağıtıldı
8. İstanbul Edebiyat Festivali'nde Ödüller Dağıtıldı