Advert
Advert

Cevat Akkanat ile 28 Şubat Direniş Şiirleri Antolojisini Konuştuk

Hayal Bilgisi Dergisi Editörü Arif Onur Solak, 28 Şubat Direniş Şiirleri Antolojisini hazırlayan Cevat Akkanat ile konuştu. (Edebiyat Haberleri)

Cevat Akkanat ile 28 Şubat Direniş Şiirleri Antolojisini Konuştuk
Cevat Akkanat ile 28 Şubat Direniş Şiirleri Antolojisini Konuştuk Edebiyat Haberleri Editör
Bu içerik 1360 kez okundu.

28 ŞUBAT DİRENİŞ ŞİİRLERİ ANTOLOJİSİ’Nİ HAZIRLAYAN CEVAT AKKANAT:
“BU ANTOLOJİDE SÖZÜ VE EYLEMİ YERE DÜŞÜRMEYENLERİN ŞİİRLERİ VAR.”

Toplumun belli bir kesiminde, yani Müslüman halkın bilinçlerinde travmaya sebep olan 28 Şubat için neler söyleyebilirsiniz?  

-  Söylenecek pek çok şey var. Hangi birisini söylemeli, nereden başlamalı? Evet, milletimizin aslî değerlerine karşı yapılan bir saldırıydı 28 Şubat darbesi... Görünüşte dönemin sivil iktidarını (Refah-Yol) yıkmak amacıyla kurgulanmıştı. Fakat gerçekte bütün halkımıza karşı cephe almıştı. 

Sahte “İrtica var, laiklik elden gidiyor.” çığlıkları eşliğinde uygulamaya sokulan bir kalleşlik sürecinin adıdır 28 Şubat. O günlerin anahtar kelimeleri arasında halkın üzerine silah şeklinde doğrultulmuş farklı görüntü ve kavramlar vardı: Kameralar, ekranlar, brifingler, andıçlar, okul kapıları, ikna odaları…
Cevat Akkanat
Bugün tarihin atık bankasında bulunan dönemin pek çok aktörü, o günlerde ellerindeki bütün imkânları milletimize karşı doğrultmuştu. Bu alçaklık abideleri ellerindeki imkânların ebediyen kendilerinde kalacağını düşünüyorlardı. Kimler bunlar? En tepeden aşağıya doğru, zalim iktidar sahiplerine, kartelci basın patronlarına, onların satılmış kalemlerine, ‘üst’ rütbeli zevat zerzevata, sözde ‘yüksek’ hukuk mevkiindeki elebaşlarına, YÖK ve üniversite camiasındaki çete mensuplarına kadar, tarihin çöplüğüne atılmış kişiler…

28 Şubat deyince “beşli çete”  mutlaka gelmeli akla: TÜRK-İŞ, DİSK, TOBB, TİSK ve TESK… Tabii bunlardan önce TÜSİAD vardır, bunlarla birlikte KESK… Benzeri durum kimi sözde STK’lar için de geçerlidir: ADD, ÇYDD…  Ve bunlara, insanları fişlemek bahsinde üstün başarı göstermiş BÇG de eklenmelidir… Ve dönemin medyatik amiralleri olarak Hürriyet, Milliyet, Sabah gibi gazeteler…

28 Şubatçılar sanat dalları arasında özellikle tiyatroya büyük iş gördürmüşlerdi. Denebilirdi ki tiyatro, tarihinin hiçbir döneminde bu süreçteki kadar ayağa düşmemiş, kötü oynanmamıştı. Bu anlamda, topluma orijinal Müslüman tipi (!) olarak takdim edilen Ali Kalkancı, Müslüm Gündüz, Fadime Şahin gibi aktör ve aktrisler ile farklı bir dünyayı temsilen Sisi’ye hayli “iş” gördürülmüştür.

Bütün bunlardan sonra 28 Şubat’tan geriye kalanlar arasında şunlar da vardır:

Kapatılan partiler, yıkılan ve yerine kurdurulan hükümetler, hortumlanan batık bankalar, ekonomik krizler…

Kasıtlı ve kısıtlı sebeplere bağlı olarak işten çıkarmaların artması…

Eğitim öğretim haklarının keyfi şekilde çiğnenmesi…

Kişi hak ve özgürlüklerinin, insan haklarının ayaklar altına alınması… Çeşitli alanlarda yargısız hükümlerin verilmesi… Düşünce veya kılık kıyafet gibi farklı sebeplere bağlı olarak fişlemeler yapılması… Tanklarla topluma gözdağı verilmesi… Terör örgütü denilen örgütlerin devlet için birinci tehdit olmaktan çıkarılması, yerine dindarlığın konulması… Ve bunlara benzer, keşke yaşamasaydık dediğimiz nice olumsuz gelişme…

Bütün bunlar, travma oluşturmasın da ne yapsın kendisine silah doğrultulanlarda… Şimdi baktığımda, iyi dayanmışız, çok şükür hayatta kalabilmişiz diyorum…

28 Şubat
Bugün bu karabasanı tamamen atlattığımızı ve o günlerin geride kaldığını düşünebilir miyiz?


- Zihinlerde derin yaralar açıldı. O dönemde yapılan haksızlıklardan bazıları hâlen sürüyor. Maddi kayıplar bir yana, manevi arızalar… Geri kazanımı mümkün olmayan pek çok şey… Böyle bakarsak, 28 Şubat’ın geride kalmadığına hükmederiz. Fakat “1000” yıllık bir tasarı olarak lanse edilen darbe süreci, üç beş yıllık bir tahakküm sürecinden sonra, bizzat halk eliyle, tarihin çöp sepetindeki yerine fırlatıldı. 15 Temmuz direnişi ise, nazarımızda, bu sürecin tümüyle defedilmesi anlamına gelir. Artık bu millet bu tür hainlik mekanizmalarına fırsat vermeyecektir. Dahası, zihinlerinde bu tür karanlık noktalar bulunanlar, benzeri teşebbüslere girişemeyeceklerdir.  


Hazırlamış olduğunuz 28 Şubat Direniş Şiirleri Antolojisi neyi amaçlıyor? Böyle bir çalışmanın edebiyat dünyasına geç kazandırıldığını düşünüyor musunuz?

- Halkımıza ve onun inanç değerlerine, daha açık söyleyelim, İslamî kriterlere açılmış bir savaştı 28 Şubat… Bu mütecaviz yapılanmanın karşısında Müslümanlar farklı duruşlar sergilediler. Sonradan negatif sayılan bir takım tutumlar da vardı takınılan tavırlar arasında. Kimi dağılmalar, geri çekilmeler, savrulmalar… Fakat dik duruşlar da vardı. Sözü ve eylemi yere düşürmeyenler, bayrağı sıkı tutanlar, tevhidi bir bilinçle kavi duruş sergileyenler. Bunlar arasında şuur sahibi şairler de vardı. Bir şekilde olan biteni dizelerine döktüler: Ağıt yaktılar, yaşanan acıların hüznünü kaydettiler, itiraz ettiler, karşı koydular, ileri gittiler, şiirleriyle savaştılar… İşte bu antoloji şiir bağlamında ortaya konulan bu eylemlerin derlenip toparlaması ameliyesidir. Üç beş makale ile geçiştirilmiş bir döneme, derinlikli bir bakıştır. Yıllardır yapılması gerektiği halde, her nedense müşteri bulamamış bir iş. Her neyse, artık gereken yapıldı. Elimizde artık “28 Şubat Şiiri” bağlamında dört başı mamur sayılabilecek bir eser var. Şimdiye kadar söylenen kimi kof ezberleri bozup atan bir birikim. Öyle ya, genel söylem şu değil miydi: 28 Şubat dönemini yansıtan şiirimiz yoktur, denilmiyor muydu? Buyrun, yanıldınız diyorum şimdi ben bu söylem sahiplerine… Haydi, çıkın şimdi tekrar edin o maval martavallarınızı…


Biraz antolojinin hazırlanma sürecinden bahseder misiniz? Ne kadar sürede tamamlandı?

- Bu çalışmaya toplamda 20 yılımı verdim. Şöyle ki, darbe döneminden itibaren süreçle ilgili yazılan çizilenlere daima göz kulak kesildim. Zamanla nitelikli bir arşivim oluştu. Zaman zaman bu materyalden kimi kullanımlarım oldu. Bazı gazete fıkraları, kimi makaleler, hatta panel yahut sempozyum bildirileri. Nihayet 15 Temmuz darbesinden ve özellikle de bu darbeyi tel’in için yazılmış şiirleri toplayıp bir antoloji haline getirdikten sonra, artık harekete geçmem gerektiğine karar verdim. Son bir hamleyle işbu 28 Şubat Direniş Şiirleri Antolojisi’ni hazırlayıp kamuoyuna sundum. 20 yıllık hazırlık ve çalışma sürecine bağlı olarak, son hamlemin benden aldığı zamanın uzunluğu iki üç aylık bir dilimdi. Şükürler olsun, Rabbim bize bu zaman dilimini ikram etti…

15 Temmuz
O dönemde 28 Şubata karşı cesaretle ön saflarda yerini alan dergiler hangileridir? Antolojide yer alan şairler bu süreçte yaşanan sancıları eserlerinde ne kadar yansıtabilmişlerdir? 15 Temmuz Direniş Şiirleri ve 28 Şubat Direniş Şiirleri Antolojilerini hazırlayan bir yazar gözüyle bakacak olursanız; 28 Şubat ve 15 Temmuz'un şiire izdüşümü açısından ne gibi farklılıklardan bahsedilebilir?


- Bu sorularınızın cevabı antolojide net bir şekilde yer alıyor. Hangi dergide 28 Şubat temalı şiir yayımlandığı, bu şiirlerin süreci hangi bakımlardan yansıttığı, vs… Antolojinin giriş bölümünde hangi dergilerden yararlandığımı yazdım. Belki buradan sorunuzla ilgili bir ipucu bulamayabilirsiniz, fakat her şiirin altında o şiirin hangi dergi yahut kitapta yayımlandığı kaydı yer alıyor. İşte bu bölümden bir sonuç çıkartılabilir. Dergilerle ilgili olarak -ad vermeden- şu somut cümleyi kullanayım: Bugün de hâlâ yayımlarını sürdüren büyük görünümlü (merkezî) muhafazakar edebiyat dergileri pek itibarlı iş yapmadı o dönemde. Açık ve net bir duruş sergilemediler. Aralarında 28 Şubat şiirini yayımlamamayı özellikle tercih edenler vardı. Bir kısmı da, kendilerine gelen şiiri yontup biçerek sayfalarına aldılar. Bu bahiste şikayeti olan şairler biliyorum. Farklı yollarla bu dergici dostlarımızı o yıllarda ikaz etmiştik. Yazılı kayıtları da oldu bunların. Şimdi tekrar gündeme getirmenin gereği yok. Bir de, hem o dönemde hem de Gezi darbe teşebbüsü sırasında takındıkları olumsuz tavırları bu dergilerimiz 15 Temmuz sonrasında telafi ettiler. Yanlışlarını anladılar. İnşallah.

Olumlu anlamda dikkatleri üzerine en çok çeken dergi ise -sanırım bunu siz de antolojide farkedeceksiniz- o dönemde taşrada yayımlanan Edebi Pankart dergisi idi. Burada anmasaydık ayıp olurdu.

Peki, şairler bu süreci ne kadar içselleştirmişlerdi? Doğrusu bu soruyu cevaplamak da antolojiyi ciddi şekilde okuması gereken okurun yahut eleştirmenin işidir. Fakat şu kadarını söylemek lazım, 28 Şubat Direniş Şiirleri Antolojisi’ndeki şiirler üslup bakımından 15 Temmuz Direniş Şiirleri Antolojisi’ndeki şiirlerle yüzde yüz örtüşmez. İkincisi nihayet bir zaferin ertesinde yazılmış metinlerden müteşekkildi. İlki, yani 28 Şubat şiirleri ise daha içe dönük metinlerden oluşuyor. Dediğimiz gibi, bir zaferin muştusundan ziyade, her şeye rağmen bir direnişin yahut sabırla geçecek bir uzun vadede geleceğine inanılan bir kutlu zamanın terennümüydü 28 Şubat şiirleri. Bu bağlamda, neredeyse bütün dizeleri 15 Temmuz’un dik duruşunu yansıtan 15 Temmuz şiirleri bir taraftayken, bu tarafta zaman zaman görklü bir savunmayı terennüm etse de sorununu genellikle imgelerle yansıtılabilen, yahut sürece birkaç kelimeyle temas edilebilen şiirler vardı. Zaten hassas şiir okurları bunu farkedecek, ikisi arasındaki farkı, süreçlerin tarihî gerçeklikleri içinde değerlendirecektir.

Bu bahis çerçevesinde son olarak, 28 Şubat’la ilgili şiirlerde hangi temalar ön plana geçti sorusunu, antolojideki şiirlerde sıkça kullanılan kelime ve kavramları buraya çıkararak belirtmiş olayım: 1000 yıl, Sincan, tank, kışla, asker, onbaşı, general, peruk, kesintisiz eğitim, senfonik müzik, celp emri, cemse, irtica, mürteci, cop, robocop, resmi geçit, esas duruş, hiza, uygun adım, marş, hazır ol, rap rap, kartel medyası, semiren mafyalar, korku, direniş, mazlum, mitralyöz, ikna odası, tahammül, sorgu, insan hakları, brifing, fişleme, tasfiye, ekonomik kriz, katsayı zulmü, hınç, öfke, başörtüsü, milli şuur, milli direniş…


Böyle zulümlere direnen bütün şiirler kalbimizi titretir ama bir tanesi başımızın tacı olabilir, sizin de bu eserde baş tacı ettiğiniz bir şiir var mı?

- Edebiyatta bu tür yaklaşımlara pek itibar etmiyorum. Benim için her bir şiir, her bir dize baş tacıdır.



Edebiyat Haberleri
26.02.2017

Cevat Akkanat 28 Şubat 15 Temmuz
Sen de yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Edebiyat Haberleri'nin Dört Yeni Anketi Yayında
Edebiyat Haberleri'nin Dört Yeni Anketi Yayında
Çıra Yayınları Edebiyat Serisi İle Geliyor
Çıra Yayınları Edebiyat Serisi İle Geliyor