Advert
Advert

Şadi Kocabaş: Edebiyat Kendini Yazdıran Bir Şeydir

Mücahit Akıncı, Şadi Kocabaş ile konuştu.

Şadi Kocabaş: Edebiyat Kendini Yazdıran Bir Şeydir
Şadi Kocabaş: Edebiyat Kendini Yazdıran Bir Şeydir Edebiyat Haberleri Editör
Bu içerik 1559 kez okundu.

Yazar ve şair Şadi Kocabaş’a röportaj fikrimizi paylaşınca teklifimizi içtenlikle karşıladı. Kendisinin şiirleri dışında hikaye ve eleştiri yazıları da büyük ilgi görmekte. Güçlü bir kalemi olan yazar Şadi Kocabaş ile edebiyat serüvenini konuştuk. İlk kitabı olan Kuş Günlükleri ile ilgili duygularını öğrendik. 2017 Eskişehir Yunus Emre şiir yarışmasındaki başarısını dinledik. Sıcak karşılaması ve muhabbeti ile edebiyata dair tecrübelerini siz okurlarımız için derledik.

 

-Öncelikle röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederiz.

Şadi Kocabaş: Bu fırsatı bana sunduğunuz için ben teşekkür ederim.

- Okurlarımızın sizi daha iyi tanımaları için bize kendinizde kısaca bahseder misiniz?

Şadi Kocabaş: 19 Ekim 1961' de Adana-Tufanbeyli' de doğdum. Kayserili memur bir baba ve ev hanımı bir annenin beş çocuğundan dördüncüsüyüm.

Erciyes Üniversitesi İşletme Fakültesini bitirdikten sonra İstanbul'da başladığım çalışma hayatım boyunca, özel kurumlarda çeşitli yönetsel sorumluluklar üstlendim.

2013 yılında örgün eğitime başladığım İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden Haziran 2017’ de mezun oldum.

İlk şiirlerim Küçük Dergi, Kültür ve Sanat, Doğuş Edebiyat Dergilerinde yayınlandı. Hâlen, şiir, hikâye ve eleştiri yazılarım, Türk Edebiyatı, Dergâh, Edebiyat Ortamı, Yedi İklim, Türk Dili gibi ülkemizin köklü edebiyat dergilerinde düzenli olarak yayınlanmaktadır.

Aralık 2016’da, aynı zamanda ilk kitabım olan ‘Kuş Günlükleri’ adlı şiir kitabım yayınlandı.

Ekim 2017’ de Eskişehir Sanat Derneği’nce düzenlenen ulusal Yunus Emre Şiir Yarışması’nda 1.lik ödülünü aldım.

- İlk şiir serüveniniz ne zaman başladı?

Şadi Kocabaş: İlk şiirim 1982’ de, Kayseri’ de yayınlanmakta olan Küçük Dergi adlı edebiyat dergisinde yer aldı. Şiirlerim aynı dönemde Türk Edebiyatı, Kültür ve Sanat, Doğuş Edebiyat dergilerinde de yer buldu.

- Yakın zamanlarda İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ni  bitirdiniz. Bir şairin ilim yolculuğu nasıl olmalı?

Şadi Kocabaş: Türk Dili ve Edebiyatı alanında eğitim almak istememin iki nedeni vardı: Öncelikle, bu benim için bir ukdeydi. O binanın çatısı altında, o amfilerde eğitim almazsam gözüm açık giderdi.  İkinci gerekçe ise, bu alanda duyduğum bilgi ve kültür eksiğini gidermek. Türk edebiyatının köklü geçmişini karşılaştırmalı olarak ve tarihine inerek irdelemek şiir ve yazılarımın çerçevesini genişletti, derinleşmemi sağladı. Yeteneği bilgiyle desteklemezsek, sınırlı bir alan içinde sıkışıp kalırız.

- "Şiir ilahi bir vahiy/ilhamdır" diyorsunuz. Bu açıdan baktığımızda şiir bizlere neler anlatmalı?

Şadi Kocabaş: Güzel sanatların bütün dalları çok özel yetenek gerektirir. Bunlardan şiir de öyle. Şiir bu gerçeğin en keskin hatlarla belirginleştiği sanat dalıdır; çünkü elinizdeki tek malzemeniz kelimelerdir. Özellikle, renkli görsel enstrümanların inanılmaz imkanlar yarattığı günümüz dünyasında elinizde sadece kelimeler varsa, bu durumda ortaya dikkat çekici ve kalıcı etki yaratacak eserler ortaya koymak, bir mucizenin peşinden koşmaktır. Bu denli güç bir işin üstesinden gelinebilmesi olsa olsa, Allah’ın insana verdiği ilham gücüyle mümkün olabilir. Vahiy kavramıyla kasdettiğim, ilhamdır. 

- Size göre şiir sanat için mi yoksa halk için mi olmalıdır?

Şadi Kocabaş: Şiirin ve diğer güzel sanat dallarının ne için yapılması gerektiğine yönelik sorulara aynı cevabı veriyorum. Burada Immanuel Kant’ın yorumuyla benzeşen bir anlayışa sahibim. O da şu: Bilgi, hayatımızı kolaylaştırır, zenginleştirir. Trafiği düzenler, hastaneleri düzene sokar. Uçaklar, hızlı trenler, okullar, internet vs... Bilgiye ihtiyacımız vardır. Onu kullanırız. Ahlâk, bilginin eksik bıraktığı alanı doldurmak içindir: Toplumda ilişkilerin nasıl yürüyeceğini dayatan kuralları belirler. Ahlâka ihtiyacımız vardır. Onu da kullanırız. Güzel sanatlar ise, bilgi ve ahlâkın ikisinin de dolduramadığı bambaşka bir boşluğa yerleşir: Estetik.  Estetik bizim dokunup cebimize koyamadığımız; uzaktan görüp hissedebildiğimiz ve bize iyi gelen şeydir. Bu bakımdan, güzel sanatlar gündelik hayata bir çözüm üretmek üzere icra edilmez. Bir amaçla da yola çıkmaz. Bir diğer özelliği de, estetik zevkin evrensel nitelikli oluşudur.

Şiirin bir çare üretmek ve bir amaca hizmet etmek gibi misyonları olamaz. Olmamalıdır. Ancak, ortaya konan eseri okuyucunun nasıl algılayıp nerede nasıl değerlendireceği de onun bileceği iştir.

- Neredeyse her şairin şiire başlama sebebi vardır. Necip Fazıl'ın ölüm döşeğindeki annesinin “şair olmanı istiyorum” vasiyeti gibi. Bu yüzden daha özel bir soru sormak istiyorum. Sizi şiire meylettiren bir olay veya kişi var mı?

Şadi Kocabaş: Yukarıda da biraz bahsettiğim gibi, şiir yazma yeteneği bir insana yüce yaratan tarafından bağışlanmış olmalıdır. Bu güç günün birinde mutlaka bir yerde kendini ortaya koyar. Buna çeşitli şeyler vesîle olabilir. Annesinin vasiyeti olmasaydı da Necip Fazıl şiir yazacaktı eninde sonunda, bundan kaçamazdı. Beni yazmaya sevk eden de, orta okul ikinci sınıftayken Türkçe dersimize giren öğretmenim Ülker Gürbüz’ dür. Merhum hocam derste her fırsatta bana yazma yeteneğim olduğunu söylerdi. Bu benim için ilk ateşleyici güç oldu.

-Yunus Emre şiir yarışmasına katılma sebebinizi ve yarışmada birinci seçildikten sonraki duygularınızı bizimle paylaşır mısınız?

Şadi Kocabaş: Eskişehir Sanat Derneği’nce her yıl düzenlenen Yunus Emre Şiir yarışmasına 2017’de ben de katıldım. ‘Tarih Düşürülmemiş Epik Şarkılar’ isimli şiirimi gönderdim ve o şiir yarışma birincisi seçildi. Yunus Emre adına düzenlenmesinin sebebi rivayete göre Yunus Emre’nin Eskişehirli kabul edilmesi. Eskişehir Sanat Derneği de Yunus Emre’nin ismini korumak ve yaşatmak için böyle bir etkinlik yapıyor. Ben de bağımsız siyasetten ve bir takım kalıplaşmalardan uzak bir etkinlik olduğunu düşündüğüm için katıldım. Bu arada jüride kimseyi tanımıyor olmam bu anlamda objektif bir seçim yapılacağını düşünüyor olmamda etkili oldu. Bu objektifliği hissedince ben de kitabımın en iyi şiirlerinden birisi olduğunu düşündüğüm bir şiirimi gönderdim. Benim için bu yarışmanın anlamı şu; ismi Yunus Emre Şiir yarışması. Yunus emre benim için çok önemli bir isimdir. Bizim kültürümüze ait en önemli değerlerin başında gelir. Çok değerli isimlerimiz var ama bunların en ilerisindeki isimlerden birisi Yunus Emre’dir. Bunun da sebebi sadece bir din adamı değil, sadece bir şair değil; aynı zamanda samimi bir insan, bir gönül adamı, duyguları, düşünceleri, şiirleri ve yaşayış tarzı birbiriyle çok bağlantılı bir şahsiyet. Bu insanın bir rol model olması konusunda benim etkilendiğim konulardan birkaç tanesi; söyledikleri ile yaptıkları arasındaki uyumun insana ve topluma çok iyi bir örnek oluşturacak olması, toplumun bir evladı olarak samimiyetin benzersiz örneğini oluşturmuş olması ve bunu şiirlerinde katıksız bir şekilde yansıtmış olmasıdır. Bana "Türk şiirinin en büyük ismi kimdir?" diye sorulduğu zaman ben hep ‘YUNUS EMRE’ diye cevap verirdim. Böyle büyük bir ismin, hatta en çok sevdiğim ismin adına düzenlenen bir yarışmaya katılmak benim için çok heyecan vericiydi. Kazandığımda mutluluktan ağladığımı biliyorum. Ödül töreninde şiirimi okurken de ağladım. Çok duygulandım. Sebebi yarışma kazandığım için değil, Yunus Emre adına olmasıydı. Şuan bile bu duygu içerisindeyim.

-2016’da ‘Kuş Günlükleri’ adında bir kitabınız yayınlandı. Bu kitap sizin ilk eseriniz, ilk şiir kitabınız. Kitabınızla ilgili beğeni ve eleştiriler nasıl oldu? Kitabınızla ilgili duygularınızı bizimle paylaşır mısınız?

Şadi Kocabaş: Soruya sondan başlayayım. Açıkçası kitabım yayınlandığı zaman adeta otuz sene bekleyip de sonunda bir çocuğa kavuşmuş bir babanın şımarıklığı, görgüsüzlüğü ya da şükrü, sevinci, heyecanıyla doluydum. O duyguyu bilenler bilirler. Yani her aile bir çocuk sahibi olmak ister. Buna ulaştığınız zaman hem şükredersiniz hem de tuhaf bir coşku içerisinde olursunuz. Allah’ın izni ile sizi ortaya koyan, sizin neslinizi devam ettiren bir eser yaratmış oluyorsunuz. Kitap da, bir yazarın, bir şairin kendisinden sonrasında kalabilecek yegane şeydir. Bu anlamda ben kitabımın basılması hadisesinde çocuksu bir sevinç duydum, bir çocuk sahibi olmuş gibi bir duyguya kapıldım. Çok sevindim. Bunun bir sebebi de 19-20'li yaşlarda başladığım edebiyat hayatımda 54 yaşımda bir kitap sahibi olmak. Tabi bu kadar uzun zaman bekledikten sonra kitap sahibi olunca bu heyecan, bu coşku neşe bende çok yüksek oldu. Hakkımda yazılan yazılar ve yapılan yorumlarda direk değil de dolaylı olarak şöyle bir eleştiri geliyor; “niye bu kadar az yazıyorsun?”, “daha önce niye hiç kitabın çıkmadı?”, “niye bu kadar geç yayınladın?”. Evet, çok geç kalmış bir kitap. Bundan dolayı hiçbir rahatsızlık duymuyorum. Pişmanlıkta duymuyorum. İyi ki öyle yapmışım. Ben iyi yazıyorum demiyorum. Ben şunu diyorum; çok fazla kitap yazmak senin çok iyi şiirler yazdığın, şiirlerinin gelişme gösterdiği anlamına gelmez. Yahya Kemal'in de hiç kitabı yoktu. -Kendimi onunla kıyaslamıyorum.- Ancak Yahya Kemal çok önemli bir şair olmasına rağmen o öldükten sonra kitabı basıldı. İyi şiir yazmışsanız, tartışılması gereken kitabınızı ne zaman yayınladığınız değil, şiirin kendisidir. Şiiriniz okuyucuya ulaşıyorsa asıl mesele budur.

-Bizleri okuyan şiir severlere şiir yolunda tavsiyeleriniz nelerdir?

Şadi Kocabaş: Şiir yazmak isteyen, yazmaya yeni başlayan arkadaşlara tavsiyem ne mi olur? Bu benim için kıymetli bir fırsat. Öncelikle, kendilerine 100 adetlik, Türk ve dünya klasiklerinden oluşan bir okuma listesi belirlesinler. Şiir, hikâye, roman, deneme, mektup, eleştiri gibi türlerden. Bu kitapları en geç bir yıl içinde okusunlar.  Bu listedeki okumalar tamamlanınca, bu kez, haftada 1 adet, yaklaşık 200-300 sayfalık, edebî değeri olan, son yıllarda yayınlanmış yeni kitapları okumaya devam etsinler.  Bu kitapları okurken, aynı zamanda yazmaya da ara vermesinler. Yazdıklarını tereddüt etmeden dergilere göndersinler.  Yayınlanmayınca asla gücenmesinler. Kendi kitaplarını bastırmayı en sona bıraksınlar.  Sadece şiir yazmasınlar. Her şey yazsınlar. Sadece şiir okumasınlar, her şey okusunlar.  Yani bir entelektüel birikim ve yazma deneyimini birlikte oluştursunlar. 

-Değerli bilgileriniz ve ilginiz için tekrardan teşekkür ediyorum.

Şadi Kocabaş: Ben teşekkür ederim.

 

Mücahit AKINCI/ 25 Kasım 2017

Şadi Kocabaş
Sen de yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
2018’e Anatolian Sopranos İle Görkemli Merhaba
2018’e Anatolian Sopranos İle Görkemli Merhaba
Edebiyat Haberleri'nin Dört Yeni Anketi Yayında
Edebiyat Haberleri'nin Dört Yeni Anketi Yayında