Üzgünlük | İbrahim Tenekeci
Cihat Albayrak

Üzgünlük | İbrahim Tenekeci

Bu içerik 1505 kez okundu.

 

Not: Tenekeci'nin kitapları dahil 7 kitabı okumam için, kütüphanesini bana açan ve aradan bunca zaman geçmesine rağmen, 'bir haftaya kalmaz iade ederim' sözümü bana hatırlatmayan Şakir Taş'a teşekkür ediyorum. Şakir Abi, kitaplar bir haftaya kalmaz sende olurlar :)
 

**
 

Üzgünlük, İbrahim Tenekeci'nin günlüklerinden oluşan bir kitap. Aslında, kitap olarak yayınlanması niyetiyle yazılmış günlüklerden ibaret bir kitap... Bu nedenle okura yer yer hitap eden bir üsluba sahip.
 
1990-1999 yılları arasına ait yazılanlar. Kitap ise 99'da çıkmış. Tenekeci'nin şiir ile olan ilişkisini önemli dönüm noktaları ile aktarıyor günlükler. Ama bunun yanında, özel hayatına, şiirlerinin arka planına ve edebiyatla olan alakasına dair de çok şey barındırıyor. Kimi zaman yalnızca gün içinde yaptıklarını, çok şükür ki ufak notlar halinde okuma fırsatı buluyoruz; ki böylesine bir sadeliği tercih etmiş olması değerli kılıyor sayfaları. Okumalarından parçalar, alıntılar da kitapta bir hayli mevcut. Bazen iki dizenin doldurduğunu görüyoruz tüm günü.

 

Tenekeci'nin Dergâh ve Mustafa Kutlu ile şiir yolunda yürümesini pek çok sayfada görmek mümkün. Özellikle bu bölümlerde, şairin heyecanını ve 'yolun başında olma halini' çok rahat hissedebiliyoruz. Buna ek olarak, ifade etmek istiyorum ki, Tenekeci, özellikle günlük işlerinden bahsederken aşırı bir umursamazlıkla kaleme alıyor gündelik olayları ve yaptıklarını. Ve bu gerçekten çeşitli noktalarda zorlama bir takım hadiseler çıkarıyor ortaya. Yazar kendisini ti'ye alıyor bu çok açık ama, bunun olduğu gibi okura yansıması pek de hoş durmuyor bence.
 
Bilinçli ve tercihen bir delilik hali olarak tanımlayabiliriz belki bahsini ettiğim durumları. Ama bu da, günümüzdekiTenekeci ile pek de uyuşan bir portre çıkarmaz karşımıza. Şurası kesin ki, yıllar önce İstanbul'da kısa bir süre konuştuğum ve okur gözüyle baktığım İbrahim Tenekeci ile, kitaptaki kişinin farkını görmüş olmak beni fazlasıyla şaşırttı.
 
Çok şaşırdığım bir şey de, isimlerini, kimliklerini iyi bildiğim bazı kişilerin adına günlüklerde rastlamamdı.
 
Bunlardan en önemlisi, Müştehir Karakaya idi.
 
Tenekeci'nin geçim sıkıntılarından, sigaradan, girdiği işlerdeki huzursuzluklarından bahsettiği sayfaları şaşkınlıkla okudum. Ve İstanbul sevgisi; çok itici geldi bana. Sanki edebiyat ve şiir, yeri ve zamanı İstanbul olan, kahramanlarıİstanbul'da yaşayan bir hikaye idi. Bunu asla kabul etmeyeceğim ben. Edebiyatın yaşanılan yer ile alakası yoktur.Heyecanını dünyanın en kalabalık kentlerine saklayan insanlar, edebiyatlarını yanlarına alıp girecekler zamanın ve mekanın sıfırlandığı kabirlere. Tenekeci'yi bir kenara alıp, bir genelleme yaparak kurdum bu cümlemi, umarım kötü niyetle okunmaz ifadelerim.
 
Bütün bunları bir kenara bırakırsak, İbrahim Tenekeci'yi günümüzdeki kişi olarak da oluşturan yeteneğin, o yıllarda da kendisini fazlasıyla gösterdiğini görmek mümkün. Alıntıları okuyunca bunu siz de anlayacaksınızdır.


Kitaptan Alıntılar:

Sadece ölüler sevilebilir sanmıştım, çünkü onların artık teni yoktur.
-Simone Weil-

Hiçbir şeyin yok akıp giden sokaktan başka.
-Cemal Süreya-

Tanrım
Ben var ya ben
Büyük adam olmalıydım
Şehirler yakılmalıydı adıma
Trenler soyulmalıydı
Tanrım
Vesaire olmamalıydım.
-İbrahim Tenekeci-

Koca bir geminin okyanusta su alması gibi ayakkabılarım su alıyor ve buna aldırmadan sigaramdan dumanlar savurarak yürüyorum. [1996 -10 Şubat - Beyazıd]

Yağmur o kadar çok yağdı ki deniz bile sırılsıklam oldu.
-Albert Camus-

Şiire başladığım ilk ay yüze yakın şiir yazdım ve bu şiirleri sevimsiz bir mektup eşliğinde kitap olarak basılması için bir dergiye (bu Dergâh değil) gönderdim. Şimdi düşünüyorum da ne kadar aptalmışım. [1997 - 26 Ocak - Kağıthane]


Bir kibrit, yalar yutar da koskoca bir ormanı, ziyade olsun bile demez. [1998 - 10 Şubat - Kağıthane]

Elimdeki kurşun kalemle mezar taşlarındaki imla hatalarını bir bir tashih ettim. Mutlu ve tedirgindim tabii. [1998 - 10 Ekim - Kağıthane]

Okurun tanımı: Okur kendini her zaman iyi hissedendir. Onlar bir kitabı çoğu zaman uyku hapı niyetine kullanırlar. Okur bir yazarın yazdıklarını değil, sadece kendi bildiğini okur. [1999 - 10 Mart - Güneşli]

Küçük kızımın beslemek için satın aldığım bıldırcınları görünce sorduğu ilk soru:
-Baba, bunları nereden topladın? [1999 - 27 Mayıs - Kağıthane]

Bir yazarın en büyük arşivi çocukluğudur.
-Cesare Pavase-

Üzgünlük, İbrahim Tenekeci, Şule Yayınları, Merdiven Kitapları, 1999 İstanbul, 124 Sayfa

DİĞER YAZILAR
Sen de yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Candan Erçetin Okuduğu Kitapları Listeledi
Candan Erçetin Okuduğu Kitapları Listeledi
2018’e Anatolian Sopranos İle Görkemli Merhaba
2018’e Anatolian Sopranos İle Görkemli Merhaba