BİR DÜĞÜN MESELESİ
Beyza Hilal Nur Dindar

BİR DÜĞÜN MESELESİ

Bu içerik 329 kez okundu.

''Bizde dışarıya kız verilmez bilmez misin?'' Sanki kol kırılmış da yen içinde kalacakmış gibi bir düşünce sıkışması. Hep mutsuz bir finale bağlanan, ağlanılan, trajik olaylar yaşanılan, dizileri seyrediyoruz. Senaryo hep aynı nedense bir kadın bir erkekle başlıyor araya çok insan giriyor çok çoluk çocuk derken finale bağlıyorlar. Aslında bütün gerçekten bur kurgusallıktan uzaklarda yaşanıyor bütün içtenliğiyle...

 

Kısa bir yaşanmışlık anlatacağım size samimi ve bizden birinin hikayesi. 

 

Vakti zamanında bir teyzeyi kendinden yaşça büyük bir adamla evlendirmeye kalkışıyorlar. Teyzemiz daha o zamanlar 16 yaşında. İlk isteyene ''Verdim gitti!'' cümlesini çabucak kuran babanın kendine göre sebepleri var, bir yıl önce teyzemizin ablası kaçarak evlenmiş.

 

Yıl 1974. Teyzemizin ailesi biraz yoksul. Çeyizler hazırlanıyor... Çeyiz dediğim ise yere serilen yer yatağı, uzun bir yastıkta kocasınlar yastığı, saten ve dantelli yün yorgan. Plastik ama gül desenli tabaklar... Baba inşaat işçisi, kışın inşaatta yazın tarlada çalışıyor elinden geleni yapıyor ama korkuları var kızı için nasip kısmet mevzuusunda. Harman yerinde keşkek kavruluyor, bir dana kesiyorlar. Derken hava kararınca harmanda lambalar yavaş yavaş yanmaya başlıyor.

 

Teyzemiz kısaca anlatıyor; ''Düğünden bir iki gün önce çeşmeden su doldurmaya gittik ağabeyimle. Koca bidonlar eşeğin sırtına dizili... Köy yerinde birbirimizi görürdük ama bir çift laf etmişliğim yoktu Haydar'la. Yanaştı ağabeyimi gördü geri çekildi. ''Ali'' dedi ''Çeşmeye izin var mı?'' Ağabeyim ''Al hayrını gör Kırmanoğlu Haydar'' ismini ilk o zaman duydum ''Kırmanoğlu Haydar''. Benim için de çok şey ifade etmiyordu. Ağabeyim eşeği alıp eve götürmem için ipini elime tutuşturdu ''Sen var eve git ben aşağı köye inip düğünü haber edeceğim'' dedi. O zamanlar nerede allı pullu davetiye kapı kapı varsa şeker verip haber ediyorsun herkese. Ben bir elimde uzun bir değnek bir elimde eşeğin ipi yokuş yukarı evin yolunu tuttum. Haydar beni takip ediyormuş o sırada. Kolumu tuttu ''Ne evlenmesi kız!'' dedi. Ben kaldım öyle olduğum yerde. Baktı gözlerime ''Seni almaya geleceğim'' dedi. Ben hiç ses etmedim yoluma devam ettim. ''Kız!'' dedi ''Seninle kaç sefer göz göze geldik, babana neden söylemezsin sevdiğim var diye'' ben nefesten kesildim. Benden en fazla iki üç yaş büyük delikanlı aklı kesmiyor herhalde diye düşündüm cevap vermedim. Yoluma devam ettim.

 

Düğün yemeği dağıtılıyor avluda... Ben gelinliği giymişim, kırmızı kurdele takılmış belime. Babam ilk defa kız evlendiriyor. Kaçan ablam da düğünde, kucağında bir bebe. Babam ilk torunu görünce affediyor ablamı. Hafize kaş göz yapıyor alıyor beni kalabağın içinden. Haydar mısırlıkta seni bekliyor diyor. ''Ben nasıl gireyim gelinlikle mısırlığın içine?'' Hafize öyle yüzüme bakıyor. ''Bu kalabalıktan nasıl çıkayım burada en az on köyden gelen kadın vardır gelin görmeye, hepiniz mi delirdiniz?'' Hafize eğiliyor ''Sen düşün artık Gülbahar ya bu yaşlı adamla evleneceksin ya da Haydar'la gideceksin buralardan.'' İstemsizce ağlamaya başladım. Annem lavaboya gidip yüzümü yıkamamı söyledi. Hafize ile lavaboya gittik. 

 

Hafize dedim ''Hafize''... Yüklüğün üstünde annemin siyah çarşafı var getir hele''. Hafize öyle yüzüme bakıyor tabii ne çarşafı lavabonun içinde. Tekrar ettim. ''Kimseye çaktırmadan getir!'' 

 

Hafize çarşafı getirdi. Gelinliği üzerimden çıkarıp çarşafı giydim gözlerime kadar çektim. Lavabodan çıktım. Gelinliği pencereden dışarıya sarkıttım. Pencere evin arkasına bakıyordu.

 

Kapıda kimin olduğunu bilmediğim bir lastik ayakkabıyı ayağıma giyip çıktım evden. Hafize panikle arkamdan geliyor. Ben mısırlığa giriyorum. Haydar bir de abisi... İki kolumdan tuttular hemen. Meğer ağabeyim bizi takip etmiş. ''Hafize'' diye bağırıyor tarlanın içinde karanlıkta göremiyor ama bizi. Hafize'ye efendim demeye bırakmadan; ben panikliyorum ''Ağabey! beni kaçırıyorlar ağabey!'' ağabeyim sonradan sesimden tanıyor. Haydar'ın abisi de silahla havaya iki el ateş ediyor. Ağabeyim eve doğru koşmaya başlıyor belli tüfeğini alıp gelecek. Hafize bağırıyor ''Kaçınnnnn!'' diye.

 

Bir kolumda Haydar bir kolumda abisi koşa koşa aşağı köyün yoluna iniyoruz. Bende derman kalmamış. Kırmızı bir Toros'a binip gidiyoruz. Haydar emminle böyle evlendik. İstanbul'da kaldık bir müddet. Köye döndüğümde annem çeyizlerin hepsini yakmış avluda düğün akşamı tas tabak dememiş... Haydar emminin eviyle annemlerin evi de yakındı birbirine küs kaldık bir müddet babamlarla.

 

Dört çocuğum oldu Haydar'dan hala didişip dururuz yıllardır ama küs kalmayız birbirimize. Babam da çok zaman geçmeden affetti beni. İlk çocuğumu doğurduğumda bir kız kardeşim daha oldu. Beraber büyüdüler.

 

Bütün çocukları evlendirdik. Ahırda bir inek, üç beş tavukla bir de Haydar emminle didişip duruyorum. Hem kavga ediyorum hem de sarılıyorum hepsine. Bayramda fındık zamanlarında çocuklar, torunlar gelip gidiyor. Önceden evde ekmek olmadığı zamanlar da oldu emme bir kere bu yüzden didiştiğimiz yok. Haydar emmin huysuzdur biraz, kumandası çalışmadığı zaman kumanda piline değil bana kızar. Biz böyle şeyler için kavga ederiz. 

 

Şimdi demem o ki aşk aslında böyle bir şey... Bir kerede ''Seni kaçıracağım!'' diyen biri için düğünü bırakıp evden çarıkla çıkıvermek. Soruyorum bu kadar zor mu gönül işleri de her kanalda bir evlilik programı yayını? Her evlilik programında bir skandal, birbirini aşağılama, evliliğin, eşin rekabet alanına dönüşmesi? Bunun akıl alır yanı yok. Aşk televizyon yayınlarında o kare kutuya sığıp, bir erkek bir kadının saçma sapan bir diyaloğu değil. Ev araba meselesi değil. Bir neslin nasıl heba olduğunu görüyor musunuz? Nasıl bir ticaret döndüğünü işin içinde? Duyguların nasıl ayaklar altına alındığını ve bunun kolayca yapıldığını? Normalmiş gibi alkış tutulduğunu peki? Aklım mantığım almıyor af buyurun.

 

''Bir gün her şey güzel olacak'' temennisiyle. Bu hikayeyi hatıraların hiçbir zaman eskimediğini ve ne kadar değerli olduğunu anlatmak için paylaştım sizlerle...

 

Sen de yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İnternet Sitemize Ekleyeceğiniz Her Haber İçin Telif Alabilirsiniz
İnternet Sitemize Ekleyeceğiniz Her Haber İçin Telif Alabilirsiniz
Hayal Bilgisi Dergisi Yeni Abonelerine İyilik Ajandası Hediye Ediyor
Hayal Bilgisi Dergisi Yeni Abonelerine İyilik Ajandası Hediye Ediyor