Hayal Bilgisi'nden Yazlık Kitap Listesi

Yazlık kitaplar çıksın, okunmaya başlansın! Hayal Bilgisi'nden yaza özel kitap listesi!

Hayal Bilgisi'nden Yazlık Kitap Listesi
Hayal Bilgisi'nden Yazlık Kitap Listesi Nisan
Bu içerik 5020 kez okundu.

>Rüzgarı Dizginleyen Çocuk | William Kamkwamba

MARTI YAYINLARI


Denersem yapabilirim, düşüncesiyle yola çıktığımda henüz 14 yaşındaydım. Yaşadığımız bölgedeki kıtlık artık dayanılmaz olmuştu ve etrafımdaki insanlar teker teker ölüyordu. Buna bir son vermeli, en azından denemeliydim. Çevremdeki insanların, hatta ailemin bile bana deli gözüyle bakmasını hiç umursamadan sadece amacıma odaklandım. Ve başardım da! "Bu hikâye, oldukça ilham verici ve yürekleri ısıtan bir rüya gibi! William sadece rüzgârı dizginlemekle kalmıyor, hayal gücünü ve özgünlüğü de kontrolü altına almayı başarıyor. Yaşadığımız dünyayı en doğru şekilde kullanmamız için ihtiyacımız olan her şeyi gözlerimizin önüne seriyor. Bu insan bence, çağımızın süper kahramanı." Akıcı, dokunaklı ve önemli bir kitap. Dünyanın küçük, insan ruhunun ise ne kadar güçlü olduğunu bizlere bir kez daha hatırlatıyor."

 

>Entelektüellerin Hurafeleri | İbrahim Paşalı

PROFİL YAYINCILIK

Hamal ve ihtimal kelimeleri akrabadır. Entelektüel, ihtimallerin hamalıdır. Her ihtimali düşünmek zorundadır.Popüler şarkılardan sıkılan entelektüeller, nedense, popüler sorulardan ve cevaplardan sıkılmıyorlar. Eğer her ihtimali düşünselerdi, hakikat muamelesi yaptıkları popüler cevaplardan kuşkuya düşer, egemenlerin kültürüne evrensel kültür demeye son verirlerdi...Eğer çevreciler gerçekten bilinçli olsaydı, merkeze “çevre” demekten vazgeçerlerdi...

İnsanoğlunun ırkçılık yüzünden ödediği ağır bedellerden sonra çareyi “dünya vatandaşı” olmakta bulanlar, iddialarının aksine dünyalarının Avrupa’dan ibaret olduğunu, geride kalan her vatanın ve kültürün teferruat olduğunu görürlerdi...Yolu ve yöntemi hesaba katmadan düşünmek, kulağa hoş gerisi boş kıyaslamalarda bulunmak, böylesi popüler kavramlar üretmek, entelektüel yolsuzluktur.

Türkiye’de yıllardır sadece bankaların değil, kavramlarımızın, kitaplarımızın, belgelerimizin ve hatıralarımızın içi de usulsüz işlemlerle boşaltılmıştır. Bu entelektüel yolsuzluğun eski adı, usul/yöntem sahibi olmadan, bilgi sahibi olmaktır. Yöntemsiz düşünmek, yolda olmamaktır.

Entelektüellerin Hurafeleri; yolda olanların, yolunu şaşıranların, yerinde sayanların, ileri-geri konuşanların ve susanların – yolculuk boyunca – elden düşüremeyeceği bir kitap...

 

>Beyaz Zambaklar Ülkesinde | Grigory Petrov

SİYAH BEYAZ YAYINLARI

"Beyaz Zambaklar Ülkesinde, Rus yazar Grigory Petrov tarafından kaleme alınmış 1923 tarihli kitaptır. Yazar Grigory Petrov'un çeşitli aralıklarla çıktığı
Finlandiya seyahatlerindeki notlardan oluşan eser 1800'lerin son döneminde Finlandiya halkının içinde bulunduğu durumu, cehaletten kurtulmak için bu ülkedeki bir avuç aydının verdiği olağanüstü mücadeleyi anlatır.
Kitap, ilk defa 1923 yılında Saraybosna'da basılmış kısa sürede birçok dile çevrilmiş; özellikle Yugoslavya'da, Bulgaristan'da ve Türkiye'de yazarın en çok beğenilen eseri..''

 

 

 

 

 

>Billy Fingers'ın Ölümden Sonraki Hayatı | Annie Kagan

KOTON KİTAP

Annie Kagan’ın yazdığı Billy Fingers’ın Ölümden Sonraki Hayatı’nda, öldükten sonra öteki dünyadan kız kardeşiyle düzenli olarak bağlantı kuran Billy Fingers, verdiği mesajlarla hayatı dolu dolu yaşamanın, nefes aldığımız her saniyenin değerini bilmenin ne kadar önemli olduğunu hatırlatıyor.

Sıradan bir insan, Dr. Kagan’ın ölen ağabeyiyle yaşadığı öte dünyaya ait maceraların hikâyesine inanmakta büyük ihtimalle zorlanacaktır. Oysa Batı düşüncesinin temelini atan Yunan filozoflar, Kagan’ın tarif ettiği bu kayda değer fenomeni gayet iyi biliyorlardı. Aslına bakılırsa Yunan filozoflar bu hayat ile öteki hayat arasında bir şekilde askıda kalan insanlara bir ad bile koymuşlardı. Yunan filozoflar bu kişilere, “iki dünya arasında yürüyenler” diyorlardı.

İki dünya arasında yürüyenlerin önemli toplumsal işlevleri vardı. Erken dönem Yunan filozofu Herakleitos’un ifade ettiği üzere bu kişiler, “yaşayanları ve ölenleri gözetiyorlardı”. Yaklaşık İÖ 600’de, bu suretlerin ilklerinden biri olan, Aithalides, fiziksel dünya ile ölümden sonraki dünya arasında gidip gelebilmesiyle ün salmıştı. Kadim Yunanistan’da, iki dünya arasında yürüyenler modern Batı toplumunda ölümle burun buruna gelmiş kişilere benzer bir işlev görmekteydi. Bu kişiler yaşayanlar âlemi ile ölüler âlemi arasında ulak ya da arabulucuydu. Bu kitap aracılığıyla Annie Kagan yeteneklerini ağabeyi Billy’nin ahretten kurduğu iletişimi kullanarak başka insanların hayatlarına dokunabilmek için kullanmaktan heyecan duyuyor.

 

>Ayakkabıcının Karısı| Adriana Trigiani

KOTON KİTAP


Eser, 560 sayfalık hacmine rağmen, müthiş kurgusu ile kendisini okutuyor ve kültürel detayları ile de okurun ilgisini sürekli kılmayı başarıyor. Trigiani’nin kendi aile geçmişinden hareketle yazdığı Ayakkabıcının Karısı, metin arasında oldukça güçlü tasvirler ve durum analizleri ile anlatıcının yeteneğini gözler önüne seriyor.

Ödüllü bir oyun yazarı, dizi senaristi ve belgesel film yapımcısı olan Adriana Trigiani'nin kendi aile hikâyesinden esinlenerek yazdığı, sürükleyici tarihi bir destan niteliğindeki romanı Ayakkabıcının Karısı, Koton Kitap etiketiyle okurla buluştu.

İtalyan Alpleri'nde, birbirinden çok uzak olmayan köylerde büyüyen ve talihsiz bir olay sonucunda tanışan Enza ve Ciro'nun aşk hikâyesi, bir yüzyılın dönümünde hayatın karşılarına çıkardığı sürprizlerle inişli çıkışlı bir yol izler. Bu romanda kilisenin rahibini genç bir kızla öpüşürken yakalayan Ciro'nun ağabeyinden ve himayesinde büyüdüğü rahibelerden koparılarak manastırdan uzaklaştırılmasıyla Ciro ve Enza haberleşme olanağı bulamadan koparlar. Ciro'nun gizlenmek için New York'un Küçük İtalya'sında saklanmaya yollanması ve Enza'nın da birbiri ardına yaşadıkları facialardan sonra para kazanmak için babasıyla birlikte geçici bir süreliğine Amerika'ya gitmesiyle kader talihsiz âşıkları tekrar bir araya getirir ancak o sırada, Enza operanın büyüleyici dünyasına ve büyük şarkıcı Enrico Caruso'nun yaşamına çekilirken, bir ayakkabıcının yanında çıraklık yapan Ciro'nun Birinci Dünya Savaşı'nda savaşmaya gitmesiyle bir kez daha ayrılırlar. Yine de kader ağlarını örmektedir ve aşklarının gücü hayatlarını sonsuza dek değiştirmek üzere iş başındadır.

 

>Körleşme |Elias Canetti

Sel Yayıncılık


Dünya edebiyatının başyapıtlarından biri olduğu tartışmasız kabul edilen Körleşme, Almanya'da edebiyatın, politikanın kirli gölgeleri altında yitip gitmeye yüz tuttuğu bir dönemde yazılmıştır. Ancak, Elias Canetti kurguladığı zaman ve mekân, kullandığı dil ve üslup, karakterlerindeki soyutlamanın isabetliliği ve bunları aktarmadaki başarısı sayesinde sınırları aşmış, evrenselliğin en üst boyutlarına ulaşmıştır.

Çoktandır kendi fildişi kulesine çekilmiş bir aydının trajedisinde cisimleşen Körleşme, insanoğlunun kendi eliyle kurduğu, sonra da kendisine yabancılaşmış, düşman kesilmiş bulduğu dış çevreyi, son derece özgün bir biçimde ve en uçta sayılabilecek araçlarla tasvir etmeyi başarıyor.

İnsanın gerçeklik karşısında ne ölçüde körleşebileceğini, her dönemde ve her toplumda rastlanabilen "aymaz" aydın karakterinde ustalıkla yansıtan Canetti, düşünce ile gerçeklik arasındaki kopuşun hikâyesini anlatırken yarattığı dehşet atmosferiyle okuru derinden sarsıyor.

 

 

 

>Kitap Hırsızı | Markus Zusak

MARTI YAYINLARI

“Yılın en çok beklenen kitabı. Olağanüstü… gerçekten muhteşem!” Publishers Weekly

“Merak uyandıran, hayat dolu ve son derece ustalıkla yazılmış, nefes kesen bir roman; aynı zamanda harikulade ve sürükleyici.” The Guardian

“Ödüllü yazar Markus Zusak’ın akıllara kazınacak kadar etkileyici ve şiirsel bir dille yazdığı bu roman, okuyucuya sunulan benzersiz bir hediye gibi…

 

>Tuncay Terzihanesi | Sunay Akın

TÜRKİYE İŞ BANKASI YAYINLARI

Trabzon’un en ünlü terzilerindendi Tuncay Bey... Dükkânının rafları aldığı siparişlerin kumaşlarıyla doluydu. Genç adam modayı takip eden, yenilikçi biri olduğu için onun diktiği bir elbiseye sahip olmak isteyenler, araya hatırı sayılan insanları koyarlardı: “Şu bizim komşunun mantosunu bir zahmet sıkıştırıver!..”

Kedilerinin pençelerinin balık koktuğu bu kentte, bir gün, on yedi yaşında bir genç kız girer Terzi Tuncay’ın dükkânından içeri. Yanında annesi, elinde ise bordo renkli bir kumaş vardır. Kendisine bir ceket dikmesini ister genç terziden. Aşk tanrısı Eros’un attığı ok Tuncay Bey’in kalbini delmeden önce, içeri giren genç kızın güzelliği karşısında, tuttuğu iğne eline batmıştır çoktan!
Terzi Tuncay genç kızı provaya çağırmaya başlar. Hem de yalan yere ve kaç kere!.. Hatta bir seferinde şu türküyü bile mırıldanır, hafiften:

Sen yağmur ol, ben bulut

Maçka’da buluşalım

Ölçü iyice alınmıştır!.. Bordo renkli ceket tamamlanır sonunda.

Üç tane düğmesi vardır bordo ceketin... İşte ben, o ceketin ortanca düğmesiyim!

 

>Yalnız Gezenin Düşleri | Jean Jacques Rousseau

BORDO SİYAH

Fransız Aydınlanması’nın ‘aykırı’ sesi Rousseau, edebiyatın geleneksel türleri içinde kendisine kolayca bir yer bulamayan bu ‘anı’ ile ‘roman’ arası metinde, hayatı ile bir son hesaplaşma çabasına girişiyor. Bu hesaplaşma en başta düşünürün iç dünyasına, geçmişine yaptığı bir yolculuk anlamına gelmektedir. Yalnızca Aydınlanma’nın değil, tarihin en büyük ve en önemli devrimlerinden birini gerçekleştirmek üzere olan burjuvazinin, tarihe kendi ‘aklı’ ile yön verme hedefinin içinden yükselen uygarlık eleştirisi ve buna bağlı ‘doğaya dönüş’ çağrısıyla Romantik akıma öncülük etmiş, halk iradesinin monarşiye karşı üstünlüğünü savunan bu ‘eleştirel ses’, Rousseau’nun hayatının son yıllarında içine sürüklendiği yalnızlığın, tecrit edilmişliğin kalın duvarlarını ören sestir de.

Yalnız Gezenin Düşleri: İç dünyaya yolculuk.

 

 

 

 

>Mango Sokağı'ndaki Ev | Sandra Cisneros

OLİMPOS YAYINLARI


Eleştirmenlerce saygıyla övülen, her yaştan okuyucunun beğenisini kazanan, Amerika’da ilköğretimden üniversitelere tüm okullarda öğretilen ve dünya çevresinde pek çok dile çevrilen Mango Sokağı’ndaki Ev, Esperanza Cordero’nun olağanüstü hikâyesini anlatıyor. Bazen içinizi acıtan bazen de gülümseten kısa bölümlerden oluşan Mango Sokağı’ndaki Ev Chicago’da büyümekte olan bir Latin genç kızın kendini ve bir sokakla sınırlı küçük dünyasını keşfe çıkışının öyküsü. Pek çok okuyucunun ruhuna dokunabilen çok az kitaptan biri.

Sandra Cisneros dünyaca tanınan ve edebiyat alanında pek çok ödül kazanmış bir yazar. Eserleri pek çok dile çevrilerek yayımlanmış olan Cisneros’un Mango Sokağı’ndaki Ev’i yalnız Amerika’da dört milyondan fazla satılmıştır.

 “Cisneros sadece yetenekli bir yazar değil aynı zamanda olmazsa olmaz bir yazar.”

 –New York Times

 

 

>Akdeniz | Panait Istrati

BORDO SİYAH

Panait İstrati fırtınalı bir yüzyılın tanğıydı. Hanedanlıkların sarsılıp dağıldığı, iktidarların altüst olduğu, savaşların, büyük ekonomik krizlerin kapıda beklediği bir çağda, savrulmuş, acı çeken, dibe vurmuş insanların masalcısıydı. Onun öykülerinde hayat, en karanlık çukurda bile bir yandan tadına doyulmayacak bir serüven, bir yandan da kalemlerin yazmakta güçlük çektikleri bir trajedi olarak çıkar karşımıza. Bir dönem sosyalist hareket içinde yer almış olan İstrati, politikanın "kurtarıcı" misyonundan kuşku duymuş, bu dünyayı ister Mısır güneşinin altında ister Romanya karlarının donduruculuğunda olsun, bir tür "çilenin", bireysel direnmenin sahnesi olarak sunmuştur. Sİstrati'de savrulma ile arayış iç içe geçmiştir. Bu arayışta İstanbul'un yanı sıra, o dönemde Osmanlı topraklarında oldukları için kendi tarih ve kültürümüzden yansımalar taşıyan birçok Akdeniz kıyı kentinin ışıklı, sıcak kıyılarında dolaşmaların şiirini de buluyoruz.

Akdeniz: Kültürler mozağinde arayış.

 

 

 

>Boy | Wytske Versteeg

KAHVE YAYINLARI

 

 

Evlatlık bir çocuk almak ve onunla yaşamak nasıl bir histir? Peki, once onun kaybolması, sonar ölümü ve bunun intihar olma ihtimaliyle yüzleşmek?
Boy, oğlunun ölümüyle ilgili açıklamaları kabullenemeyen, onun hikayesini kendi keşfe çıkan ve oğluyla öldükten sonar tanışmaya başlayan bir annenin hikayesi. Versteeg’in sürükleyici ve gerçekçi romanı Boy, size aklınızın sınırlarını zorlayacak, oyunlarla dolu, gizemli bir bahçe sunuyor.

“Kumullar dadolaştım, tekbaşıma. Bu, daha da kötüydü. Neredeve tam olarak neyi aramam gerektiğini bilmiyordum. Bildiğim bir şey vardı, o da hiç bir şey bulmak istemediğim. Bedenini bulmak istemiyordum, artık elimden gelen bir şey olmayacaktı; ona kayısı kurusuya da biftek yediremeyecektim, C vitamin alması içi n elma soyamayacaktım, bütün bunları yapamayacaktım çünkü bir daha ağzını açmayacaktı.”

 

 

 

 

>Sözcükler | Jean Paul Sartre

CAN YAYINLARI

Çağının tanığı ve bilinci, düşünce ustası ve özgürlüklerin savunucusu olan Jean- Paul Sartre, çeşitli edebiyat alanlarını kapsayan çok sayıda yapıtıyla bize 20. yüzyılın bir özetini sunar. 1964'te değer görüldüğü Nobel Edebiyat Ödülünü kabul etmeyen Sartre, kuram ve eylem adamı niteliklerini kişiliğinde birleştiren yazar-aydın kimliğiyle tüm dünyada yaygın bir etki uyandırmıştır. Yazar, Sözcükler adını verdiği özyaşamöyküsünü 1953 yılında yazmaya başladı, 1954 yılında büyük bir bölümünü bitirmişti. 1964 yılında Sözcükler'i yeniden, bu kez daha yumuşatılmış, ayrıntılara daha çok önem veren bir üslupla yeniden kaleme aldı. Yazarın amacı, geçmişi yeniden canlandırmak değil, ona anlam kazandırmaktır. Gereksiz ayrıntılardan kaçınır, Marksçı düşünceden, belirli ölçüde de ruh çözümlemesinden yararlanarak bize, öznelliğin ağır bastığı çocukluk çağında, kendini nasıl edebiyata verdiğini, edebiyatta mutlağı bulduğunu anlatır. Kendi örneğini bize, bir kuşağın ve bir toplumsal sınıfın örneği olarak sunar.

 

>Eflatun Zaman | Sergio Del Molino

KAHVE YAYINLARI

 

 

“Bu kitap, benim dilimde karşılığı olmayan bir kelimenin arayışı ve onun sözlüğüdür; çocuklarının ölümünü gören babaları tanımlayan kelime. Babaları ölen çocuklar yetim olur, ölmüş eşlerinin gözlerini kapatanlarsa dul. Fakat çocuklarımızın cenazesinde kâğıtları imzalayan biz babaların ne bir ismi olur ne de medeni durumu. Her zaman baba olarak kalırız.” Lösemi, sebepleri hâlâ tam olarak bilinemeyen, çağımızın en karanlık kanser türlerinden biridir. Hastalıkla mücadelede çok yol alınmışsa da bu “bilinmez canavar” bedenleri kemirmeye ve günden güne yok etmeye ant içmiş gibidir.  İspanyol gazeteci ve yazar Sergio del Molino, bu hastalıkla uzun süre oğlu için mücadele etmiş ve bu süreci de Eflatun Zaman’ı yazarak sonlandırmıştır. Bitmek bilmez tedavi süreçleri ve buradan doğan acılar, yazarın büyük direnişini konu alan romanını ortaya çıkarmıştır.    Molino’nun oğlu Pablo’nun lösemiyle olan mücadelesi, hastalık sürecinde yaşadıkları, okuru sarsıcı bir romana davet ediyor. Çocuğunun yaşama tutunma serüvenini edebiyatın karanlık dehlizlerine girip anlatan yazar, bu alanda da edebiyatın nadide örneklerinden birini sunuyor.

 

 

 

 

>Midak Sokağı | Necib Mahfuz

KIRMIZI KEDİ YAYINEVİ


 

“Sokak benim için bütün bir dünyanın sembolüdür, dünyayı nasıl görüyorsam sokağı da öyle biçimlendirdim.” Necib Mahfuz

Kahire’nin yoksul bir semtinde bir arka sokak ve bu sokağın sakinleri, Necib Mahfuz’un bu çok sevilen romanının dokusunu oluşturuyor. Para hırsıyla fahişeliği seçen güzel Hamide’nin çevresinde dönen romanda Necib Mahfuz, Midak Sokağı’nın insanlarını kuşatan acıları, sevinçleri, kinleri, heyecanları ve aşkları canlı tablolarla, bir Doğu masalının büyülü havasıyla veriyor. İngiliz egemenliğinin hüküm sürdüğü dönemde yaşanan olaylarda, Kahire’nin bu arka sokağı her sayfada kendini hissettiriyor, ruhuyla, atmosferiyle, karakterleriyle okurun belleğine kazınıyor. Halkın telaşlı, kavgalı-gürültülü yaşamı sesini duyuruyor. Mahfuz’un da içinden geldiği bu hayat, romanı besleyen malzeme oluyor.

Mahallenin Şeyh Derviş’i, dilenci olmak isteyenleri para karşılığı sakatlayan Zaita, genç berber Abbas, zengin ve kadın düşkünü Elvan Salim, eşcinsel kahveci Kirşa, arabulucu Ümmü Hamide ve kızı Hamide ile Midak Sokağı, büyülü bir dünya ama bir cennet değil; Mısır’ın küçük ve eksiksiz bir kopyası.

 

 

>Filin Yolculuğu |Jose Saramago

KIRMIZI KEDİ YAYINEVİ

Kıta Avrupası’nın en batısından, Lizbon’dan Viyana’ya doğru yola çıkan bir fil ile bakıcısı yoksul Subhro’nun ve bu tuhaf yolculuğun hikâyesidir Filin Yolculuğu. 16. yüzyılda, Portekiz kralı III. João, kuzeni Kutsal Roma-Germen İmparatoru II. Maximilian’a hediye olarak gönderir fil Süleyman’ı. Süleyman ile Subhro, yanlarında kendilerine eşlik eden Portekiz kralının korumaları ve yardımcı ırgatlarla zorlu yolculuklarına başlarlar. Portekiz’i, İtalya’yı, Alpler’i geçerken hayatlarında ilk kez bir Hintliyle karşılaşan, ilk kez bir fil gören köylüleri ve kasabalıları şaşırtır ve etkilerler. Yolculuğun ikinci bölümünde bizzat İmparator Maximilian ve karısı Maria tarafından karşılanır ve Viyana’ya onlarla birlikte giderler. José Saramago’nun bu en eğlenceli romanında, fil terbiyecisi Subhro’nun erdemi, pasifist felsefesi ve yaşama bakışındaki doğallık ve Süleyman’ın emir kabul etmeyen doğası, yolculuğun ritmini belirlerken, insanların ruhlarında değişimlere yol açar. Hinduizm, mistisizm ve Hıristiyanlık hikâyeleriyle, mucizelerle renklenen romanda Süleyman ve Subhro’nun dokunduğu insanlar, kilisenin söz verdiği türden bir mucizeyle karşılaşmazlar ama bu yabancılar onların ruhlarında derin izler bırakır. Saramago her zamanki ince mizahıyla, muhteşem metaforlarıyla ve insana dair gözlemleriyle olağanüstü bir yolculuğu anlatıyor.

 

>Sıradışı Bir Kedi Hikayesi |Gwen Cooper

MARTI YAYINLARI

“Cesur ve kararlı bir kedi olan Homeros’un kimi zaman neşelendirecek, kimi zaman hüzünlendirecek sevgi dolu hayat hikâyesi.”

“Antik Yunan şairi Homeros gibi Gwen Cooper’ın kediciği Homeros’un da gözleri görmüyodur ancak ikisinin arasındaki tüm benzerlik bundan ibarettir. Örneğin İlyada destanının yaratıcısı Homeros’un, göbeğinin okşanmasından hoşlandığına ya da kedi Homeros’un yabancılarla anında kaynaşabilme özelliğine sahip olduğuna dair elde hiçbir kanıt yoktur. Cooper’ın hikâyesinde başrol, 3 kilo ağırlığında,4 ayaklı ve etrafındaki herkese bilgeliğiyle örnek olan bir kediye aittir.
Onun hayatı, dokuz sıradan hayata bedeldir…”—Barnes&Noble

 

>Bob'un Dünyası |James Bowen

YABANCI YAYINLARI

Sokak Kedisi Bob’un macerası devam ediyor!

“Bob’la tanışmadan önce dünya gözüme haşin, kalpsiz ve evet, umutsuz bir yer gibi görünürdü. Onun gözlerinden görmeyi öğrendiğim dünyaysa bambaşka bir yer. Bir zamanlar bir günü diğerinden ayıramazdım. Oysa şimdi her birini neşeyle karşılıyorum. Hayatımda hiç olmadığım kadar mutlu, sağlıklı ve başarılıyım.”

Sokak Kedisi Bob ile James Bowen’ın tanışma hikâyesini okuduğumuz ilk kitapta yazar, hayata yeniden tutunmanın yollarını arıyordu. Yeni arkadaşı Bob ise, en yakın dostuna sadakat, güven ve mutluluktan geçen yolları gösteriyordu.

Bob’un Dünyası’nda, birbirlerinin koruyucu meleği olan bu iki dost yine yan yana ve en tehlikeli zamanlarda bile hayatın zorluklarına göğüs germeyi başarıyorlar.

Tıpkı Sokak Kedisi Bob’da olduğu gibi, Bob’un Dünyası’nda da gözyaşlarınızı tutamayacaksınız! Unutmayın; bu sayfalarda anlatılanlar gerçek!

 

 

 

>Anne Kalbi | Lisa Scottoline

PEGASUS YAYINLARI

 

 

Çocuğunuzun yüzünü bir kayıp ilanında görseniz ne yapardınız?
Öğreneceğiniz gerçekler hayatınızı altüst edecek olsa da onları ortaya çıkartmaya çabalar mıydınız?
Philadelphia’daki cinayet oranlarındaki büyük artışa ve ekonomik krizden dolayı çalıştığı gazetede yaşanan işten çıkarmalara rağmen Ellen Gleeson’ın her günü bir mucizeymiş gibi yaşamak için bir sebebi vardır: Haber yapmak üzere gittiği bir hastanede görüp âşık olduğu ve evlat edindiği oğlu Will.
Ancak, sıradan ve mutlu hayatı postadan çıkan bir “Kayıp Aranıyor” ilanıyla altüst olur çünkü ilanda fotoğrafı olan çocuk Will’e ikizi olacak kadar benziyordur. Bir gazeteci olduğundan gerçeklerin üstündeki örtüyü kaldırmaya karşı koyamayan Ellen, cevap aradığı soruların peşinden giderken hayatlarını riske attığının farkında değildir.
Merak uyandıran, hüzün ve sevgi dolu bu kitabı herkes okumalı.

 

 

 

 

>Kızıl Topraklar |Eyyüp Altun

KAYNAK YAYINLARI

 

Savaşın karşıtı aşktır ve insanlık ancak aşk ikliminde yeşerme olanağı bulmaktadır. 
Kızıl Topraklar, Eyyüp Altun’un 1915 Ermeni meselesiyle ilgili ikinci romanıdır. Yazar 1915-1923 yılları arasındaki olayları, Ermeni kızı Sona ile Müslüman genci Gazi’nin aşkı çerçevesinde, insani, siyasi ve sosyolojik boyutuyla romanlaştırmaktadır.
Roman, savaşın acımasız ve kahredici ikliminde yaşanan bir aşkı tarihi dokusu içinde vermektedir. Bu olağanüstü koşullarda aşk ayaklar altında kalmış gibi gözükse de, tutunacak biricik daldır. Savaşın yarattığı tahribata karşı koymanın tek çaresidir...

Yedi yıllık bir araştırma sonucunda yaşanmış olaylardan esinlenilerek kaleme alınan Kızıl Topraklar ve yazarın önceki romanı Sona, 1915 meselesini bir aşk öyküsü üzerinden anlatıyor olması bakımından bir ilktir.

 

 

 

 

>Sanrı | Tuğba Sarıünal

DESTEK YAYINLARI


Zaman en büyük illüzyonisttir. O gösterisini yaparken gerçeklerden seni uzaklaştıracak güzel asistanları vardır: aşk, para, kariyer, aile… Geleceği merak ettirirken şimdiye odaklanmanı engeller ve her şey o kadar hızlı olup biter ki illüzyonun bir parçası olduğunu ancak gösteri bittiğinde anlarsın.
Kusursuz bir gösterinin insan arzularından oluşma özelliği vardır ve aslında insanlar, sırrı çözmeyi değil kandırılmayı isterler.
Sen bu satırları okurken geçen yaklaşık beş saniyeden hiç söz etmeyeceğim. İnsan, doğası gereği, varlığına alıştığı her durumun azalmasına tepki gösterirken, zamanın varlığını bile anımsamaz.
Elbette sana zamanı etkin kullanmanı öğretecek bir roman okutmayacağım. Sadece, algını canlı tutmak için varlığını hep unuttuğun bir şeyi hatırlattım.
Hadi şimdi istediğini yap, zamanını özgürce kullan ama kontrolün sende olmadığını asla unutma!
“İlk sayfadan itibaren hayata bakışınızı sorgulatacak bir roman…”
Volkan Kantoğlu (senarist, yazar)

Yazlık Kitap Listesi Yaz İçin Kitap Listesi Hayal Bilgisi Dergisi Koton Kitap Can Yayınları Martı Yayınları Martı Yayınları Kitap En Çok Okunan Kitaplar Kırmızı Kedi Yayınları
Sen de yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Candan Erçetin Okuduğu Kitapları Listeledi
Candan Erçetin Okuduğu Kitapları Listeledi
2018’e Anatolian Sopranos İle Görkemli Merhaba
2018’e Anatolian Sopranos İle Görkemli Merhaba