Okur Kitaplığı'ndan Eylül 2015'te 7 Yeni Kitap

İşte Eylül 2015'te Okur Kitaplığı'ndan çıkan 7 yeni kitap!

Okur Kitaplığı'ndan Eylül 2015'te 7 Yeni Kitap
Okur Kitaplığı'ndan Eylül 2015'te 7 Yeni Kitap Edebiyat Haberleri Editör
Bu içerik 1935 kez okundu.

Okur Kitaplığı Eylül 2015 kitaplarını tamamlandı.

7 adet yeni kitapla birlikte 1 adet tekrar basımı yapılan kitap okurla buluştu.

Okur Kitaplığı'na ait tüm kitaplara kitabevlerinden, D&R mağazaları, TDV kitabevlerinden, tüm kitap satılan web satış / sanal mağazalardan ve Okur Kitaplığı'nın internet sitesinden ulaşabilirsiniz:

http://www.okurkitapligi.com/Yayinlananlar.aspx

Yayınevi ile doğrudan iletişim kurmak için:

http://www.okurkitapligi.com/Iletisim.aspx

 

 


Kalbin Ne Marka - Özcan Ünlü

Türk Edebiyatı - Deneme


Nehrin kaderidir denize kavuşmak...
Uzun ve yorucu seyrinin sonucudur.
Eğer kaynakla umman arasındaki yol değişmez bir doğru üzerinde, sıradan bir güzergah olsa idi, suyun imtihanına ne gerek kalırdı ki!
Vururdu başını taşlara...
Ya delip geçerdi sarp kayaları yahut atardı kendini dev uçurumlardan...
***
Cennet bahçesinin güzelliği karşısında, “Bu bahçe bana ait, benim olmalı.” diyoruz da...
Bahçeye sahip olmak için neden kılımızı kıpırdatmıyoruz?..
***
Sen ey hayat denen simyanın peşinden koşan okuyucu; unutma!
‘Aşkın bir adı da yorulmamaktır!’

Özcan Ünlü


Bildiğin Hayat - Ercan Köksal
Türk Edebiyatı - Öykü

Hayat çoğunlukla bildiğimiz gibidir. Sorun şu ki, bazen ne bildiğimizi bilmeyiz. Unutmuşuzdur. Yaşarken, doğal olan sıradanlaşır; değerli olan görünmez olur. Alışkanlıklarımız bir süre sonra bizi başka bir insana dönüştürür. 
Bildiğin Hayat, adının tersine hayatın bilmediğimiz, uzak düştüğümüz, görmezden geldiğimiz yanlarına eğilen öykülerden oluşuyor. Alışkanlıkların insanı dönüştürdüğü gibi, öykülerde kurulan hayatlar da okuru dönüştürüyor. Kitap bittiğinde elimizde hayat kalıyor. Bildiğin hayat; unuttuğumuz, uzak düştüğümüz, görmezden geldiğimiz.

Ercan Köksal


Darbeden Kaleme Bir Yol Hikâyesi - Muhsin Önal
Türk Edebiyatı - Gezi

Böylesine bir yolculuğu nasıl gerçekleştirdiğimi bilmiyor, bilmek de istemiyorum. Belki de hayatımın son yolculuk tecrübesini yaşıyorum. Mısır benim son durağım olabilir bunu bile düşünüyorum. Geri dönememe ihtimali beni ürpertiyor. Acaba ölüm fermanımı mı imzalıyorum ve bunu ne uğruna yapıyorum? Cevabını bilmediğim sorular, manasını kavrayamadığım duygular, geride bıraktıklarım, gözü yaşlı anılar… Vasiyetim zihnimde, ölüm korkusu yüreğimde, yapayalnız yol alıyorum. Yoldaşım benden de yalnız bunu hissediyorum. Elim telefonuma gidiyor, Cidde’den çok sevdiğim bir dostumun attığı mesaj takılıyor gözüme: “Yapmayın, etmeyin dostlar, yol yakınken geri dönün, Mısır kan ağlıyor, Kahire her gün bombalanıyor. Ölüme gidiyorsunuz farkında mısınız?” Yol yakın değil bana artık dostum hatta çok uzak. Öylesine uzak ki uğruna acı çektiklerimiz uzak, hayat uzak, mutluluk bir düş perisi, sevinç inci tanesi… Fark etmek diyorsun bir de o da bana çok uzak. İşte böylesine bir ruh halini yaşarken Allah’ın şu ayeti imdadımıza yetişiyor: “Biz yalnız Allah’a tevekkül ettik. Ey Rabbimiz, bizi zalimler topluluğunun baskı ve şiddetine maruz bırakma!” (Yunus, 85).

Muhsin Önal


Kırık Zamanlar - Selvigül Kandoğmuş Şahin
Türk Edebiyatı - Öykü

Selvigül Kandoğmuş Şahin, dördüncü öykü kitabı Kırık Zamanlar'da bir araya getirdiği öykülerde incinmiş, yıkılmış gönülleri kayda geçiriyor. Aynaların, toprakların, gönüllerin kırıldığı tedirginlik zamanları. Bu kırılganlıklar içinde her zaman bir umut var yine de. İnsanın varoluşunu anlamlı kılan bir umut. Zalimleri çaresiz bırakan da bu umut değil mi? 
Osman BAYRAKTAR

“Güneş bir mızrak boyu yükseldiğinde… Nazenin ince bedeni bir gül yığılıyor. Dünyanın bütün Esma’ları diz çöküyor. Dünyanın bütün meydanları boşalıyor. İzbe, terk edilmiş, kötülüğe bulanmış tüm mekânlar boşalıyor. Dünyanın bütün çocukları ağlıyor. Sessiz, derin bir ıslık gibi gelen kurşun saplanıyor tomur tomur gencecik çocuk bedenine Esma’nın. Uzaklardan kokular geliyor. Daha çok da gül ve ıhlamur kokusu. 
Güneş bir mızrak boyu yükseldiğinde… Kuşlar birden havalanıyor. Denizler köpürüp taşıyor. Çığlık çığlığa martı sürüleri, kırlangıçlar, serçeler hep birlikte denizi aşıyorlar. Nil utanıyor, ağlayarak taşmak yanan Mısır sokaklarına öylece akmak istiyor. Musa Peygamber’in duası, direnmenin ve inanmanın gencecik nefesi öylece boşalıyor…”

Kırık Zamanlar


Posta Kodu Aşk - Osmanlı Türkçesiyle - Mehmet Şamil
Osmanlı Türkçesi

Bu kitap, iki şiir ve kırk edebî mektuptan oluşan Posta Kodu AŞK adlı eserin Osmanlı Türkçesiyle yazılmış hâlidir. Metinlerin yazımında son dönem imlâsı yerine alanın önemli dilcilerinden Şemseddin Sâmî’nin Kâmûs-ı Türkî sözlüğünün yaygın imlâsı tercih edilip eski metinlerin okunması ve anlaşılmasına âşinâlık kazandırılmaya çalışılmıştır.

Arabî, Fârisî ve Türkî kef çeşitleri de ayrı ayrı işaretlerle gösterilerek okuyucunun okuma hızına katkı sağlamak hedeflenmiştir.

Posta Kodu Aşk


Tan Tan Traska! - Cevat Akkanat
Türk Edebiyatı - Şiir

ama yarın
sinemaya gideceğiz
kol kola
ve çocuklarımız
bütün çocuklar gibi
ağlayarak gelecek dünyaya!

değil mi ki inanmalı yarına?

mesela:
iyi bir şey bizim için:
çekip gidebilir şu baylar
saçma bir sanı bu ama
diyelim ki hemen yarın 
oh ne alâ!
genişler alanlarımız!

peki bize de iş
düşmüyor mu
genişlemesi için alanlarımızın?
evet
öyle ya
saat
gece sıfır bir
her gün böyle bu: şimdi
radyoda son cunta bildirisi
seni
ve her şeyleri
düşünüyorum

Tan Tan Traska


Âdemin Öğrenmediği Kelimeler - Yusuf Akçay
Düşünce - Felsefe

Ne korkunç kelimelerimiz var. Toptan tüfekten korkunç, kılıçtan keskin kelimeler... Liberalizm, komünizm, marksizm, faşizm, şovenizm, sosyalizm, narsizm, hümanizm, militarizm... Dahası şeytan var, düşman var, hain var, kapital var, petrol var… Ne korkunç kelimelerimiz var. Öylesine korkuyorsun; sokak tabelanın her vakit değişmesi, bu korkundan olsa gerek. Kendi yörüngeni bile belirlemekten âcizsin. Bu yüzden artık evin yolunu bulmakta zorlanıyorsun. Dedenden kalmış toprakların adını bile hatırlamıyorsun. Üstelik dedenden utanıyorsun. Seni utandıran şeyi, gerçekten merak ediyorum. 
Ne kıskanç kelimelerimiz var. Herkesten ve her şeyden incinen hazımsız ruhlar, karabasan görmüş cesetler, çizgi roman kahramanları, omurgasızlar, işgüzarlar, her devrin adamları, jurnaller, gülen gözler, ihtiraslar, insiyaklar, intikamlar… Kıskançlık bir nefs çağlayanı halindedir. Artık aramızda hangi bağ olsun, hangi ümit bizi birbirimize bağlasın? Fikri inceldikçe kafası nasıl kalınlaşır insanın?
Ne düşman kelimelerimiz var. Paravan adamlar, üst geçitler, tüneller, bağ bozumu yollar, film şeritleri, kurşundan kalemler…
Ne yaban kelimelerimiz var. Yeşil müzik, kara kitap, beyaz Türk, kızıl elma, kırmızı şarap, barbekü, green-card, yeşil pasaport, mavi yolculuk, Londra’da bir ev. Şimdi, Tolstoy iman etse ne olur, etmese ne olur?

Yusuf Akçay

Okur Kitaplığı Yeni Kitaplar Son Çıkan Kitaplar Son Çıkanlar Metamorfoz Yayıncılık Cevat Akkanat Muhsin Önal Tan Tan Traska Ademin Öğrenmediği Kelimeler
Sen de yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Candan Erçetin Okuduğu Kitapları Listeledi
Candan Erçetin Okuduğu Kitapları Listeledi
2018’e Anatolian Sopranos İle Görkemli Merhaba
2018’e Anatolian Sopranos İle Görkemli Merhaba