AyVakti Edebiyat Dergisi / Sayı 154

Düşünce - Kültür ve Edebiyat dergisi AyVakti 154. sayısında hangi isimlere ve yazılara yer verdi...

AyVakti Edebiyat Dergisi / Sayı 154
AyVakti Edebiyat Dergisi / Sayı 154
Bu içerik 1985 kez okundu.

AyVakti’nin 154. sayısı özellikle incelemeleriyle dikkat çekiyor. Yaşar Kaplan söyleşisi ve A. Vahap Akbaş hatırası ile dostluklara, yazının bağlayıcılığına sadık kalan dergiden seçtiklerimiz…


“kalem öyle güzeldi ki parmaklarında
gözleri şiirden iki sonsuz hece”
Nurullah Genç

Şeref Akbaba’nın gurbetteki Yaşar Kaplan ile yaptığı içten söyleşide Kaplan yeni kitaplarını ve dönüşünü muştuluyor: Ait olduğum asıl dünyamdan hiç kopmadım. Ciddi yazarlar başka tarzda ve başka bir iklimde yaşayamazlar. Yeniden okuyucularımla buluşmayı son zamanlarda daha çok arzuluyor ve yeni yılda kitaplarımla aranızda olmak istiyorum.”

“düş pırıl pırıl bir cam sanki
ayna metaforu çalışmaz burada”
Kâmil Eşfak Berki

“ne yola başlayabildim
ne yolu özleyebildim”
Murat Er

Necmettin Evci’den kendini sanata bırakmakla ilgili bir inceleme: Fark Etmenin Anatomisi. İlginç anekdotlarla zenginleştirilmiş bu inceleme yazısında “Kapalı zihne hiçbir şey, hiçbir dünya açık olamaz. Tersi de doğru: Açık zihne hiçbir şey, hiçbir dünya kapalı olamaz.” ekseninde incelenen farkındalık, ilişkilendirme, çeşitlilik, görme ve duyma biçimleri gibi alt başlıklar sanatın varlığımızla bütünleşmesini sorgulamamız ve bakışımıza doğru yön verebilmemiz için açıklayıcı fikirlerle dolu.

“fırtına bir sessiz intihardır öyleyse
insan yüzünden dökülen”
Recep Garib

Konu kitap olunca aşkın ortak paydası da sayfalarca yazıdan ve bir yazar adından oluşuyor. Kitapsever biri için âşık olunacak en uygun mekân kütüphanedir. Seçeceği kitap o kadar önemli hale gelir ki sizin için. Uzaktan dolaştığı rafları izler, yardımcı olmak için yaklaşırsınız. Ömer Çelik’in Her Cumartesi Saat Altıda öyküsü bu konu çerçevesinde işlenmiş: “Bazen aramadığımız şeyleri de buluruz.”

Adem Turan’ın Kış Halleri adlı denemesi bizi sadece doğanın değil, siyasetin de kışına davet ediyor. Televizyon ekranlarında geniş yer edinen, geçmişte kaldığı zannedilen bir olayı kışın gündemine alıyor: Bush ve Iraklı gazetecinin veda öpücüğü.

“ben yalnız olsam da sen varsın yağmur
sen varsın gök gürültüsü”
Dilara Pınar Arıç

“kelebeklerin ömrüne dadanmış
yirmi dört saatlik bir gündüm belki de”
Mehmet Baş

“gölgem mi beni bu kadar aciz gösteren
sokak lambalarına mı kabahat bulmalıyım”
Niyazi Mete Gürgan

Fahri Ayhan’dan savaşın elimizden aldıklarıyla, bizi de bilinmez bir ruh haline sürükleyişiyle ilgili bir öykü Siyah Zülüfler: “Gecenin bir yarısında uykunun tatlı kollarına teslim oldukları bir saatte sesler yeniden duyuldu. Yüreklerde korkunun bütün tonlarını yaşatan mermi sesleri çok yakından geliyordu.”

Ayhan Sağmak’ın Narsist Medeniyet başlıklı denemesi varlığın özünü oluşturan insanların ve medeniyetlerin narsistik tutumlarına kısa ve öz bir bakış atıyor: “Kendine iyi bak, sözü, narsizmin popüler kültürdeki yansımasından başkası değil.”

“ne çok park şehirlerde ne çok ağaç
hiç kovuk yok, ne az bülbül”
Yalçın Ülker

“çocuklar ellerinizi kollarınızı indirin artık
yok ki size açacak kucak”
Semra Saraç

Nurşah Karaca’dan sevdiklerimizin kıymetini onlar hayattayken bilmekle ilgili sıcak bir öykü Anamın Ekmek Kokan Elleri“Sanki evlerden biri hesap soracak, bunca zamandır neredeydin diyecek diye korkuyorum.”

Beklendiği yere giderken, insan en çok yürürken gözden geçirir hayatını. Çünkü düşmemek için önüne bakar ve önümüzde yaşadığımız dünyanın sunduklarından başka bir şey yoktur. Zeki Günal’ın Bir Çocuk Gülüşüne Tutuldum adlı öyküsü de yolumuza çıkanlarla dolu: “Kendinden olmayan aydınlık ne kadar aydınlık, dedi ve yürümeye devam etti. Seninle hesabımız kendimden sonra, diye mırıldanarak.”

Dostoyevski ve Baudrillard alıntılarıyla desteklenmiş, insanın kendi içinde ne kadar derine inebileceği ve orada, iktidarla karşılaştığında yolunu nereye çevireceğiyle ilgili akıcı bir deneme Mehmed Işık’tan Bir Suçluluk Çözümlemesiİşte zamanımızın trajedisi budur: Her birey olağanüstü bir insan olduğuna ikna edilmektedir.”

“ve ondan gece leyladır görünce yanakları kızarır ikindinin
çaylar acı ırmaklar hüzün nehirler hasret denizler ateştir”
Selami Şimşek

“kalem; sonsuzluk mürekkebinden damıtılmış
bir Âdem”
Güven Fatsa

Behçet Gülenay’ın A. Vahap Akbaş’ın ölümünün ardından kaleme aldığı hatıra yazısı yazarın inceliklerini bir kez daha anmamıza vesile olurken, sahipsiz kalan kitaplar ve onlara sahip çıkmayan mercilerle ilgili acı gerçekleri de paylaşıyor. “Senden uyanışın adı / ölümdür” diyen Akbaş’a huzur diliyoruz…

“gün gelip denilecek ki; dağlar, taşlar pamuk gibi
bütün kitaplar silindi; zaman, fırsat, imkân geçti”
Bekir Oğuzbaşaran

“Şirâze’m,
iki hecem!
tut ki ben bu öyküyü değiştireceğim”
Şirâze’den Şirâze’ye Saklı Mektuplar’dan


AyVakti AyVakti Edebiyat Dergisi Sayı 154
Sen de yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Candan Erçetin Okuduğu Kitapları Listeledi
Candan Erçetin Okuduğu Kitapları Listeledi
2018’e Anatolian Sopranos İle Görkemli Merhaba
2018’e Anatolian Sopranos İle Görkemli Merhaba