Büyüyünce Cennet Kuşu Olmak İsteyen Evlatlık Çocuğun Öyküsü

Whytske Versteeg – Boy – Kahve Yayınları

Büyüyünce Cennet Kuşu Olmak İsteyen Evlatlık Çocuğun Öyküsü
Büyüyünce Cennet Kuşu Olmak İsteyen Evlatlık Çocuğun Öyküsü Edebiyat Haberleri Editör
Bu içerik 4012 kez okundu.

Boy Kahve Yayınları Satın Al
“Bir gün öldüğümde buraya gömülmek isterim. Bir mezar taşının altına değil, yakılmak da istemem. Bunun yerine yavaş yavaş yok olmayı ve sonunda bir kuşun gelip üzerine konabileceği bir ağaca veya denize doğru dalgalanan şu otlara dönüşmeyi tercih ederim.”


Kahve Yayınları etiketiyle çıkan ve Hollandalı yazar Whytske Versteeg’ın imzasını taşıyan Boy, böyle başlıyor.

Bu sözlerin sahibi, kitabın kahramanlarından olan, evlatlık alınmış bir çocuk; kitaba da ismini vermiş olan Boy.

Bir erkeğin idrak sınırlarını zorlayan ve aslında kadın okurların daha kolay yorumlayabilecekleri bir hikayeye sahip Boy. Farklı bir coğrafyadan evlatlık olarak alınmış bir çocuğun içine bırakıldığı hazırlıklı aile ortamı ve akranları ile mücadelesi, modern dünyanın bir ritme oturttuğu hayatları ile evlatlık alan karı ve kocanın ‘anne’ ve ‘baba’ olma mücadelesi…

Sevgiyi, gerçek sevgiyi ifade edememek günümüz insanının en büyük eksikliği. Ellerimizdeki yüksek teknoloji ürünü iletişim araçları, çok satan kitaplar, gişe rekortmeni filmler; her birisi gerçek sevgiyi ve sevgi iletişimini yok ediyor. Bu yüzden aşk konulu çok satan ‘sanat, edebiyat’ eserlerine rağmen, sevgi iletişimsizliğini anlatan Boy, belki de daha sahici bir ayna olarak sunuyor kendini.

Etrafımızdaki makine dişlileri gibi işleyen sistemin ve sabit yüz ifadelerinin ardından, bireylerin nasıl harikulade öyküler büyüttüklerini görüyoruz Boy’da. Bir çocuğun sevebilme yeteneğini… Ve hiç çocuğu olmamış bir ‘anne’nin, evlatlık aldığı çocuğun ölümü üzerine hayatı yeniden keşfini…

“O zamanlar tek başıma aramaya başlamıştım onu; küçük ilanlar asıyor, saatlerce kenti dolaşıyordum. Ona birazcık da olsa benzeyen, uzaktan onun sırtını andıran her erkek çocuğunu görür görmez duruyordum. Belli bir süre böyle aradıktan sonra, insanlardan şüphelenmeye, yavrumu yuttuklarını, onun gülüşünü, yürüyüş şeklini çaldıklarını, onu bedenlerinin içinde gizlediklerini düşünmeye başlamıştım.”

Başkalarının hayatlarını yaşamaktan vazgeçip, başkalarının öykülerini fark etmemiz gerekiyor. Çünkü her yeni öykü ile büyüyebilecek, hastalıklı yanlarımızdan kurtulabileceğiz.

Nispeten genç yaşına rağmen Hollandalı yazar oldukça iyi bir metin ve kurgu ile bize oldukça sahici bir öykü sunuyor. Kahve Yayınları’na bu eseri Türkçe’ye kazandırdıkları için teşekkür ediyorum.

Kitaptan Bazı Alıntılar:

Walter gırtlağını temizledi. “Şu anda bunu idrak etmeniz zor ama sonuç olarak birinin vefat ettiğinden emin olmak, kayıp olduğunu düşünmekten daha iyidir.”

*

Ölüler ne olursa olsun, yüzeye çıkarlar ve belki de bu yüzden onlar için mezar taşları dileriz; parlak, ağır mermerden mezar taşları, bir daha açılmaması gereken kapılar.

*

Küçükken, o kadar güzel bir çocuktu ki. Onunla yolda yürürken herkes dönüp bakardı bize, yani ona. Ördeklere yiyecek verirken, güneş suda parlarken. Yüzmekten önce korkup sonra korkmadığında. Bir köpeği sevdiğinde. Suya taş atıldığında halkalar oluşacağını söylediğinde veya sudan yapılmış bir taş da atabilir miyim diye sorduğunda. Sıçrayan su taneciklerinin değişmeyip masif, ağır bir taşa dönüşmediğine şaşırıp taş atmaya devam ettiğinde. Ona ağaçlarda açan çiçekleri gösterdiğimde gözlerini kocaman açtığında.

*

İstasyonlarda, cüzdanlarını kaybettiğini söyleyen insanlara para verirdi, bir hırsıza dahi kibarca arabasının camını açabilirdi. Benimle ilişkiye başlamıştı; beni, yarı kurumuş bir çiçeği sokakta bulup evine götürür gibi evimden alıyordu.

*

O gideli saatlerce yürümeye başladım, geceleri yorulana dek yürür ve sonra da eve dönerdim. Yürümek şimdiye kadar bulduğum tek gerçek uyuşturucuydu, alkolden daha etkili, bedenimle düşüncelerimi aynı anda uyuşturuyordu.

*

Soğuk kışlık montuma sarılmıştı, beni beklemişti. Sonra, ballı sıcak süt hazırladı ama bardağı önümdeki masaya sertçe koydu. Uzun süre kaldırımda yanımda oturan adamı özledim, özledim çünkü o benden kendisini sevmemi beklemiyordu.

*

Tek yolu bu. Onu bir konu, bir obje, bir proje gibi gördüğüm sürece, sıradan bir hastammış gibi hayatına yoğunlaştığım sürece dayanabilirim. Bir dilse, öğrenmeliyim; bir manzaraysa, içinde kaybolmalıyım, sırlarını verene dek, bilmem gerekeni kendiliğinden anlatana dek.

*

Eve dönerken kil ellerimin üzerinde kuruyor, grileşip çatlıyor. Şimdi düşersem parçalanacağım.

*

“Beni şaşırtan şey” diyorum, “her sabah kalkıp okula, işimize gitmemiz. Başımıza bir iş gelmeyeceğine dair inancımız. Duyduğumuz sirenlerin bizim için, sevdiğimiz bir kişi için çalmıyor olduğuna, bizden uzak olduğuna, bizi ilgilendirmeyecek kadar uzakta olduğuna inanmamız. Her akşam eve kendimiz olarak döneceğimize inancımız, sabah kapıyı kapatırken vedalaşmaya bile üşenmemiz. Bizi paramparça edecek, ezecek, bizi içi boş bir kovan gibi bırakacak bir şeyin olmayacağına; eve dönüp yemek yiyeceğimize, yatağa gidip ertesi gün aynı şeyleri tekrarlayacağımıza, kayıtsızca ‘Birazdan görüşürüz!’ diyebileceğimize ve bu ritme güveneceğimize.”

*

Gözlerini bana dikmişti. Ona ne zaman onu sevdiğimizi söylesek, başını başka yöne çevirirdi, onu dövmüşüz gibi.

*

“Haklısın.” Nefes verip “Şurada, evin dibindeki gövdesi kalın asmanın yalnızca bir bitki olmadığını anlıyorum. Bir asmanın büyümesi için gerekli onca yılı, onu bizim zamanımıza kadar gölge ve meyve versin diye yıllar öncesinde özenle yukarıya doğru yönlendirdiklerini ve burada ölmeden kışı atlatabilmek için bile nelerin gerekli olduğunu düşündüğümde. Bu asma evin ruhu; o olmasa, yazın dışarıda oturulamazdı. Uyandığımda ona bakıyorum. O bir gün ölürse, ne yaparım bilmiyorum.”

*

Bir keresinde oğluma ileride ne olmak istediğini sormuştum. “Gerçekten seçim yapabilseydin…” demiştim, “en çok ne olmayı isterdin?” “Kuş” diye cevap vermişti. “Cennet kuşu.”

 

 

Whytske Versteeg – Boy – Kahve Yayınları
Çeviri: Erhan Gürer


Whytske Versteeg Kimdir?

(1983) Siyaset bilimi, sosyal coğrafya ve drama okudu. Halen Twente Üniversitesi’nde bilim iletişimi alanında doktorasını yapmaktadır. 2012 yılında büyük övgüyle karşılanan ilk romanı De Wezenlozen (Unutkanlar) yayınlandı. 2013 yılında ise ikinci romanı Boy yayınlandı. Serge heedrik Ödülü ve Kwakoe Edebiyat Ödülü’nü kazanmış olan Versteeg, De Ware Tijd, Streven, de Brakke Hond ve Freitag gibi uluslar arası gazete ve dergilerde makaleler, öyküler, şiirler ve oyunlar yazmaktadır.

Boy Whytske Versteeg Kahve Yayınları Erhan Gürer
Sen de yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Candan Erçetin Okuduğu Kitapları Listeledi
Candan Erçetin Okuduğu Kitapları Listeledi
2018’e Anatolian Sopranos İle Görkemli Merhaba
2018’e Anatolian Sopranos İle Görkemli Merhaba