Beni Değil Kendinizi Affedin!
Beyza Hilal Nur Dindar

Beni Değil Kendinizi Affedin!

Bu içerik 1114 kez okundu.

Bu yazıyı kaleme alırken çok düşündüm... Durum vaziyeti ve ahvalimizi...

 

1949 yapımı The Third Man filminde hafızama kazınmış bir replik vardır; ''İtalya'da 30 yıldan beri cinayetler, terör, kan dökmeler,kavgalar var. Fakat rönesans, Michelangeo ve Leonardo Da Vinci de onların eseri.İsviçre'de kardeşlik ve sevgi hakim.Demokrasi ve barış 500 yıldır hüküm sürüyor.Ama yaptıkları ne Guguklu saat.'' Belki de bu cümle her şeyi özetliyor. Bu ülkede şu an kan dökülüyor, insanlar barış istiyor, kaos hakim, bir belirsizlik içerisinde yuvarlanıp gidiyoruz. Kimse bu gidişten memnun değil.Güllük gülistanlık bir halimiz yok kendi tankımızı ürettik diye göbek atanlar hariç çünkü onlar doğarken göbek bağları yanlış kesilmiş.

 

Sevgili dostlarım bu bir yazı değildir sizlere bir mektubumdur...

 

Artık sistemle uğraşmayı bırakalım. Sistemi yıkma derdi olan da devam etsin. Ama bu kapital ve acımasız vampir dişleri ile gülümseyen bu düzen hiçbir zaman yıkılmayacak bilelim. Bu bir umutsuzluk değil gerçektir. Diyelim ki bu düzeni yıktık maalesef ki düzene entegre olmuş ve en çok da acısını çeken dostlarımız neden yıktınız diye isyan edecekler. Biz bu düzenin ne kadar dışındayız ona bakalım. Avm'ye gitmek yerine kitap fuarlarına gidelim. Doğum günü hediyelerinde çiçek değil kitap götürelim. Barış belki hayatımızda yaşamayacak ama içimizde onu diri tutma yolları üretelim.

 

Biliyorum ki bu kadar acı içinde can kaybı yaşayan, sokağa çıkma yasağı engeline takılan, faşist politakalarda tutuklu kalan dostlarımızdan iyi şairler iyi yazarlar iyi filmler çıkacak. Sabahattin Ali'nin ''Aldırma Gönül'ü'' o dalga vurup insanın ciğerini döken rutubetli Sinop cezaevinde yazıldı. Ümitsizliğe düşmeyerek yeniden hayata sarılalım. Bir şey yapamıyorsak dünya barışı için dua ederiz.

 

Bugün dünya artık yaşanılmaz bir yerken başka gezegenlerde gezen insanın suyu bulması şunu hatırlatıyor bana ''Tarumar ettiğimiz bu güzelim dünyadan kurtulmak ve katlettiğimiz doğayı artık görmek istemiyoruz.'' bu pişmanlıkla yeni yaşam alanları arıyoruz. Ben bu yazdıklarımı Platon gibi dağa çekilerek size yazmıyorum. Hayat acımasız klişesi içerisinde size yollar göstermiyorum. Dostlarım ülkemizin bir çok sorunu var. Hukuk ve adalete bakınca üzülüyorum, kadına şiddet, tecavüzler, sokağın ortasında vurulan gençler, patlayan bombalar, siyasi rantlar. Hiçbir güzel şiir yaramızı sarmayacak bu doğru ama yazdığımız şiirler o yaranın rengini anlatacak.

 

Doğuda hiç kitap yüzü görmemiş hiç masal okumamış hikaye kitabı olmayan çocuklar var. Terlikle okula gidiyorlar ve okul çantalarını sabahçı abisiyle değiş ediyorlar. Onlar bizim varlığımızdan haberdarken biz neden onlara el uzatmıyor neden bu kışta elleri üşüyen sadece soba olan okullardaki çocuklar için bir şeyler yapmıyoruz ? Onlara bir mektup yazıp sizinle birlikte olmasak da sizleri düşünüyoruz neden demiyoruz  ? 

 

Geçtiğimiz günlerde iki kız çocuğu olan bir kadın mülteci bir manavdan muz istiyordu ve manav onu öyle bir öfkeyle kovdu ki içimden şunu söyledim ''Bizler o kafe köşelerinde Yunus'tan Mevlana'dan Hacı Bektaş Veli'den bahsedip hoşgörü kelimeleri içeren cümleler kurarken bu davranışı kendimize hak gören bir toplum mu olduk  ? '' Yazıklar olsun bize. Kapıyı mülteciye açıp ona yüz asacak kadar misafirperver mi olduk  ?  O manavdan bir belediye başkanı bana bir kasa muz ver ama ücretini ödemeyeceğim deseydi manav seve seve vermez miydi  ? Verirdi biliyorum. Bilmiyorum ne zamandır bu kadar hiyerarşik yaklaşır olduk birbirimize.Ben manav tezgahına yaklaşıp bir kilo muz istedim ve ücretini uzattım. Ama bu sefer neden o bir kilo muzu alıp iki kız çocuğa uzattığım için azar işittim.Mültecilerin kötü davranışlarını görünce diğerlerine de bunu yadsıyıp onları kapımızdan mı kovalım  ?  İki kız çocuğu... Belki de onların yerinde biz olabilirdik. İki tane muz mu çok geldi uzattığımız ? 

 

Bu büyük bir sınav. Bu sınavı da geçemeyeceğimiz belli. Ben en azından birbirimize küfretmediğimiz bir ülke olabiliriz yolunu tercih ediyorum. Saygı ve sevginin çözemediği hiçbir şey olmayacaktır. Hepimize bu sınavda başarılar diyorum. Vicdan bizim en güçlü yanımız. Lütfen vicdandan eksiltmeyerek devam edelim yolumuza... Her kesimden hangimizin acısı olursa olsun o benim acımdır. Hangi ideoloji olursa olsun katledilmeyi kimse hak etmiyor. Mazlumun yanında yenilen kavganın içinde olacağım. Saygılar.

 

Bu yazdıklarım için beni değil kendinizi affedin.

Sen de yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Candan Erçetin Okuduğu Kitapları Listeledi
Candan Erçetin Okuduğu Kitapları Listeledi
2018’e Anatolian Sopranos İle Görkemli Merhaba
2018’e Anatolian Sopranos İle Görkemli Merhaba