Advert
Advert
Sonbahar Güzellemesi
Tuba Küçük

Sonbahar Güzellemesi

Bu içerik 1875 kez okundu.

Yaz bitti. Takvim yaprakları olmasa melez yaprak renklerinden anlayacağız sonbaharın gelişini. Salkım salkım kuruyan yapraklar belirdi ağaçlarda. Çerağ uyandırıyor yanık renkli yapraklar; “güz geldi” diye haber verirken. Kim bilir ömrümüzün kaçıncı yazı geçti. Aydınlık günlerimizin ardından bu hüzünlü hava iç dünyamızı da değiştirdi. İnsan önce değişimi tadar, stres ardından gelir. Yazın bitimi duygu dünyamızı değiştirir, hassaslaşırız. Kaçışımız yoktur güzden. 


Cahit Zarifoğlu :“ Bir ölüm vefalı bir de sonbahar.” der. Sonbahar vefası eksik olmayan bir mevsimdir. Kuzey iklim kuşağında yaşayan bizler, doğal bir sonuç olarak “serotonin hormonu” seviyesinin düşmesi hasebiyle sonbahar ve kışın psikolijik zorluklar yaşarız. Bir güneşe özlem duyarız bir de rengarenk açmış çiçeklere. Ama bilelim ki hasretini yaşadığımız saklı güneşe gözlerimizi kaparsak, karanlıkta kalan biz oluruz. Gelin sizinle bu sonbaharda kısa mesafeli uzun yürüyüşlere çıkalım. Yürümek romantik bir eylem değildir! Bu sonbaharda ve ayazda, zemheride ve hatta karakışta en yakınlarınız size dua ederken bunun huzuruyla nar çiçeği ile bezekli bahçelerden geçelim. Sonbahar güneşine doğru yöneltelim çiçeklerimizi ve ruhumuzun hiç açmamış çiçeklerini. Yeni başlayan her günü, hayatı yeniden hissederek yaşayalım.
Bu coğrafyaların teni esmer kadınları ve elleri nasırlı adamları gelsin hatrınıza! Umudumuzu yitirdiğimiz bir anda ruhumuzun gerdanına inciler takalım, nasırlı ellerimizle parlak taşlı tesbihler çekelim.
Bizim şehirlerimiz ruhu olan şehirlerdir. Mesela sokaklarından geçerken anladım ki şehr-i yârim Erzurum: "Akşam namazına hazırlık yapılan bir şehirde yaşamak, halim yapar o şehrin insanını.” Bir Kur’an ruhu dolaşır sokaklarda. Kur’an şifadır sonbahara da. Öyle ki elektromanyetik olarak eşyaya sinen bu şifa ruhumuza da işleyecektir. Kur’an okuyalım evimizde, ziyaret edelim O’nun okunduğu camilerimizi birçok kere…Halet-i ruhiyemiz ne olursa olsun yeni güne, sonbahara haksızlık edemeyiz.

Yeni dünyanın en güzel şiiri yazılıyordur belki de sizin de soluduğunuz bu havada. Hüzün ile yaşanılan sonbaharın güzelliğidir bu. Sonbaharı en çok şiirler ve şairler sever çünkü. Güz halis bir niyet ile başladı. Bütün bu güzellemenin sonunda zemheriye açılacak pencerelerimiz. Dikkat edelim ruh helezonları yaşayıp zemheriye meftun etmeyelim ruhumuzu. Maviye ve yeşile, incire ve zeytine inandığımız kadar inanalım. Lavanta mavisine açalım dualarımızı, sonbahara mavi de yakışır!
Bu ruhumuza takılan hüzün ateşinde sonbaharı rikkati ile seveceğiz. İçimden üç yemin harfiyle yemin etmek geçiyor! Geçtiğimiz güzde hüzne niyet etmiştim, zemheriyi çok çetin atlattım. Gelin bu sonbahar hep beraber hüsn-ü zana niyet edelim.
Bir hadis-i kutside Rahman şöyle diyor:“Ben kulumun zannı üzereyim.” Dikkat buyurun, hüsn-ü zan ya da su-i zan denilmiyor. Günümüzün modern anlatımıyla pozitif düşünmemizin bizler için daha güzel olacağı müjdeleniyor.
Güzel bir sonbahar ve devamında “kaliteli” bir kış geçirelim. Başımızı tüm eskilerden kaldırıp soralım: Bu ömrünüzden geçen hüzün mihmandarlığındaki kaçıncı güz?

DİĞER YAZILAR
Sen de yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Candan Erçetin Okuduğu Kitapları Listeledi
Candan Erçetin Okuduğu Kitapları Listeledi
2018’e Anatolian Sopranos İle Görkemli Merhaba
2018’e Anatolian Sopranos İle Görkemli Merhaba