Huzur Koleksiyoncusu - Cihat Albayrak
Ayşe Ünsal

Huzur Koleksiyoncusu - Cihat Albayrak

Bu içerik 913 kez okundu.

Limon ağacımızın yanındayım. Üzerinde 5 tane limonuyla güneşe bakıyor. Ara sıra suyunu vermeyi unutsam da hiç küsmedi bana, sararıp solmadı, asmadı yüzünü. Güneş odamıza sığmaya çalışıyor. Güneşin bu hallerine bayılıyorum... Çocukların sesi geliyor dışardan; şanslıyız bu yüzden çocukluğumuzun ruhunu taşıdığı için sokaklar... Çimleri biçiyorlar, kokusu açık pencereden izinsiz giriveriyor... Sevdiğim kokular, sevdiğim sesler, huzurlu bir köşe ve elimde çocukluğumda babamın eve dönüşlerinde getirdiği çikolatalar gibi sevindiren bir kitap; geldiğinde.

"Doğum günün ne zaman?" diye soruyorum. Biz onunla çok sık konuşuruz aslında lakin kimse bilmez...

Geçen yıl bu zamanlardı. İçimizde birikenler, okunanlar, hasret, uzayan, durmadan uzayan hiç bitmeyecek sandığımız yollar, bir sabah telefonun diğer ucundan kulağıma dolmaya başladılar. Öyle birdenbire, zamansız... Çatlamış toprağa su verir gibi... Bu yüzden kulağıma her gün dolan sesin sahibi, sevgili eşim, "hazırlıksız konuşmadır şiirlerim." diyordu. Okunan kitaplar, her gece arka sayfalarında doğan şiirleri ağırlıyordu, öyle heyecanlı, mutlu, hasreti ucundan kıyısından unutturacak bir nedene bağlar gibi bizi tıpkı. Gün ağarırken telefonum çalar, üzerine doğan güne hangi şiir yazıldı diye heyecanla dinlerdim eşimin sesinden şiirini.. Şiirimizi aslında, çünkü iki kişilikti ne yazsak, ne yaşasak... Bir somunu ikiye bölmek gibiydi her şiir bu yüzden. Anlatamadıklarımı dinler gibi... Diğer yarım diyorum ya ona boşuna değil. 2 ay boyunca her sabah doğan yepyeni taptaze dizeleri sordum Cihat'a, ben sordukça mutlu, o okudukça heyecanlı... Her zorluğun bir mükafatı vardır ya, askerliğin, ayrı geçen günlerin hediyesiydi bize şimdi elimde tuttuğum 'Huzur Koleksiyoncusu.' Birbirimize yazdığımız onlarca defterin yanında, bambaşka bir anlam!

Eve dönüşümüzün cam kenarı yolculuğunda altını çizerek okumaya başladım dinlediğim şiirleri... Sonrasında şimdi elimde tuttuğum haliyle buluştum, her seferinde ilk günkü gibi...

Şiir bir ihtiyaçtır bana göre, bir an gelir birkaç dize ararsın haline şifa, konuşmadan anlatmaktır kendini, altını çiziğin satırlar. Bu yüzden Huzur Koleksiyoncusu'nda altı çizilmemiş satıra rastlamak zor... Ve konuşulmamış sayfaya da..."Karşılıklı konuşmadır biraz da şiirlerin" diyorum bu yüzden Cihat'a.

 

Kitabımıza bakıyorum ve diyorum ki seni anlatmalıyım, söylediklerinden bahsetmeliyim herkese... Yazı gördün, baharı önce... Şimdi güze dokunacak parmakların... Demleneceksin mevsimlerle...Yüzün hep aydınlık olacak, içinde hep bir çocuk... Sonra evet kuşların telaşı, karıncaların inşaatı, papatya terbiyecisi, gece güneşi, daktilo sayıklaması, hüzün tamircisi, şükür çiçeği... Sen Huzur Koleksiyoncusu olduğun kadar saydıklarımızsın da, ve seni tanıyanların içine doğanlar olacaksın...

Hadi söz senin şimdi anlat içinden geçenleri... Konuşmalarımızı da anlat biraz...

"barış küçüğündür
savaş büyüğün
budur sofra adabı yer yüzünün."
 "nedir ki bildiklerimiz     
  bir çınar karşısında..."   
 Ağaçlar da acı çeker mi gördükleri karşısında? Yılar mı, yıkılır mı? "Bu kadarı yeter” diye köklerini toplamak ister mi topraktan… Ağaçlar dayanamayacağından fazlasını gördüğü için mi kurur bi gün? Merak etmişimdir hep…
"fazla kalemin var mı dünya
sana şiir yazacağım" 
"söyleyin
 kim öğretti beni ayrılığa"
" bir yara bandıydı anne sesi..." 

Anne... Ne kadar da fazla her şeyden...

"çocuktuk, bant yapıştırır sanırdık
vakitsiz yağan yağmuru bile gökyüzüne..."

Çocuktuk! Gerçek bu! Gitmeliyiz bir sabah uyandığımızda çocukluğumuza...

 

"özgürlük, babanın hayatta olması

 

komşunun çocuğuna bisiklet alınmış
ve annesinin topuklu ayakkabılarında ayşe
yirmi yıl sonrasına bir şarkı yazmış
risk diyor insanlar, hangi insan alır
bir kuşun kendini ilk kez
boşluğa bırakırken aldığı riski"
 

"bahar battaniyesidir çocukların
mandalla tutturur anneler anılarını 
ikindi güven veren bir türkü
ıslık, sokakların ulusal marşı..."
"avucumun içinde, bir kuş hediye ettim erik ağacına..."

Bir ağaç en çok neye mutlu olur sahi? Bir kuş, yağmur, güneş, gece? En çok neye?

"çay ocağıdır kış mevsimi..."

Kışa uzaktan bakmak hep içini ısıtır insanın...

"kaç adımda varılır insanın yalnızlığına"
 

Bazen en kısa mesafedir yalnızlığımız, birdenbiredir, zamansız...

" 'istiklal şiirdedir' diyorum
şiir, vicdan dediğimiz yerde"

Bana biraz şiir oku...

"bisikletimn terkisine balzac oturur her yaz"

Dersin sen. Huzurlu, küçük, şirin ve mevsim yaz ama bahardan kalma... çiçekli yol, deniz kenarı, kuşlar... Bir mısradan bir tablo doğar.

"bana müsade allah'ım
 
kenarlarına taşımadan boyamalıyım şimdi baharı"

Ben bu satırları kuşlarla okuyorum. Ezan okunuyor. Ve Cihat, "yerdeki ekmek kırıntılarını temizliyor kuşlar" diyor. Fotoğraflarını çekeceğiz poz vermiyorlar. İçlerinden biri enfes bir ıslık çalıyor kuşların. Belli ki çok mutlu bugün, 'hayat güzel' diyor. Ben bu satırları Çorum'da parkta okuyorken; kuşlar, ağaçlar, insanlar huzur içindeler...

"leke tutmayan bir kumaştır çocukluk" 
"toprak yetim bir çocukhakkını veren yok" 
"yalnızca iki ayağımın sığabileceği bir deniz hayal ediyorum
...
bana dokunuyor daha fazla dünya" 

Yetmeli insana bu kadarı. İnsan 'fazla'nın arsızı olmadan yaşamalı... Mutluluk 'az'dadır ya zaten düşünüldüğünde... Ki dememiş misin yine sen:
"nasıl büyüktür ikiodabirsalon ev
içinde huzur varsa"
 diye... 


Huzur diyorum başımızdan eksik olmasın...
Okundukça çoğalıyorsun..

Sen okundukça beslenip büyüyen bir bebek, bizim ilk göz ağrımız, sayıklamalarımız uykuların bölündüğü yerde, hasretlerimiz, sevdamız, bölüştüğümüz ekmeğimiz, sen yaşadığımız hayatsın, kışları her sabah penceremizin önünde bekleşen kuşların tanığı, mevsimlerin rehberi, deliliğimiz, leke tutmayan çocukluğumuzsun, bitmeyecek bir şiirsin sen söylenen rüzgara. İçimizde ne varsa söylediklerimiz sendedir...

 

Sende ne çok ben var, bendeyse her şey sen...
Şimdi kutlayacak bir doğum günümüz daha var:

İyi ki doğdun! Bugün senin doğum günün olsun!

Huzur Koleksiyoncusu....

Seninle ömürlük bir randevumuz var...

Ayşe'n. (papatya terbiyecisi)
2. Nişan yıldönümümüz'e...
Sen de yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Candan Erçetin Okuduğu Kitapları Listeledi
Candan Erçetin Okuduğu Kitapları Listeledi
2018’e Anatolian Sopranos İle Görkemli Merhaba
2018’e Anatolian Sopranos İle Görkemli Merhaba