İNCİR ÇEKİRDEĞİ İYİLİKLERİ -öykü-
Kevser Evsen

İNCİR ÇEKİRDEĞİ İYİLİKLERİ -öykü-

Bu içerik 664 kez okundu.

  Uyandığında üstündeki yorgunluğu hala atamamıştı. Ama kalkması gerekiyordu.Yarın bayramdı ve ailesini çok özlemişti.Hemen yataktan kalktı.Dün valizlerini hazırlarken unuttuğu şu hep sonradan çıkan eşyaları da yerleştirdi.

  Hızla üstüne rahat bir şeyler giydi.Ve bir yıldır kendisine evini açan gönül insanına sarıldı.Can yoldaşı da hazırlanmış kapıda bekliyordu.Tam o sırada gözüne valizler ilişti.İşin en sevmediği kısmı buraydı işte.Şimdi bunları durağa kadar nasıl taşıyacaklardı?Aslında yarısına kadar doldurulmuş şu üç torba kitap olmasa sorun değildi.Ama o kitaplar çok önemliydi.Girdiği sınavın cevap anahtarı yayınlanmıştı.Artık ihtiyacı da yoktu bu kitaplara.Çok rahat birine kargoyla yollayıp kurtulabilirdi.Ama o zaman tek bir kişi faydalanmış olurdu.O ise notlarını çoğaltıp birçok  insana ulaştırmak istiyordu.Böyle çelişkileri hiç sevmiyordu.Niyeyse önüne de hep byle yol ayrımları çıkıyordu.İyi bir insan olmayı istemek hiç kolay değildi.Sonu gelmeyen uzun bir yoldu iyilik.Ulaştığını sandığında yanıldığın,bazen ayağının kaydığı ve en başa tekrar geldiğin bir yol.Bu düşüncelerle başını kaldırdı.

“-Elif yenge!” dedi. “Şunları durağa kadar götürmemize yardım eder misin?”

  Kadın bir ona baktı bir temizlenmek için ayağa kaldırılmış ve temizliği bitmemiş eve…

“-Ah!Güzel kızım,ah!” dedi.Bayram temizliği çilesinin içine bir de valiz taşıma çilesi girmişti.Ki katlanılır gibi değildi.

  Hızlı bir şekilde valizleri taşımaya başladılar.Apartmandan çıkartıp ilerlediler.Yolun karşısına geçtiler.Durakta beklemeye başladılar.Terminal yarım saat uzaklıktaydı.Ve şu an kırk dakikaları vardı.Onlar sabırla bekledikçe araba inadına gelmiyor gibiydi.Aslında dolmuşların daha sık geçtiği bir durak vardı ama biraz uzaktı.Bu valizlerle gidilmesi de imkansızdı.Ha geldi ha gelecek derken yirmi dakika beklediler.Araba uzaktan görünmüştü.Şu an binse bile yetişmesi çok zordu.Adama rica etse arabayı hızlı sürer miydi aceba?

  Otobüs onlara doğru yaklaştı.Onlar da tam valizleri otobüse taşımak için eğildiler.Ve adam gözlerine baka baka bomboş otobüse onları almadı.Basıp gitti.Kız şok olmuştu.Anlamadı önce el salladı. “Durunn!” diye bağırdı.Otobüs çoktan kaybolmuştu bile.

  “-Allah seni bildiği gibi yapsın”dedi.Ağlamaya başladı.Zaten bir yıldır hapis hayatı gibi ders çalışıyordu.Bunalmıştı.Şimdi bayramı bile ailesiyle geçiremeyecekti.Bu bileti bile zor bulmuştu.Yiyecek miydi o torbalar otobüsünü?Hem o otobüs onun muydu?Ne olmuştu yani  alsa ne olacaktı? Parası olsa zaten taksiye biner giderdi.Bu valizle ne yapmalıydı,uçarak mı gitmeliydi?Halk otobüsü niye vardı,niye?Ağzına kadar doluyken,kımıldayacak kadar yer yokken yolcu almayı bilirlerdi.Ama şimdi bomboş otobüse alınmamıştı.

  Ağladıkça kafasına sorular üşüşüyor.Sorular üşüştükçe ağlıyordu.O sırada arkadaşı annesini arıyordu. ‘Anneni arasan ne olacak,on beş dakika kaldı zaten.’ diye düşündü.Arkadaşı yanına geldi,onu sakinleştirmeye çalıştı.

  “-Tamam, üzülme!” dedi. “Babamın bir işi çıkmış eve gelmiş.Arabasıyla geliyor,yetiştirecek bizi.”

  Buna da inanamadı.Olabilir miydi bu?Allah bazen olmazları olduruyordu.Gözyaşlarını sildi.Gelen arabaya valizleri yerleştirdiler.Allah onun iyi niyetine rahmet etmiş,onu kurtarmıştı.Bakalım o adam bir gün çok sıkıştığında ve ona yardım edecek birisi tarafından yüz üstü bırakıldığında onu kim kurtaracaktı?

  Bu arada arkadaşının babası da söyleniyordu.Neden bu vakte kaldıklarını anlamıyordu.Ama ona laf anlatacak bile mecali kalmamıştı.Terminale geldiler.Hızlı bir şekilde arkadaşıyla eşyaları indirdi.Merdivenlerden indiler.Peronlara gidene kadar araba kaçabilirdi.Kız eşyaları arkadaşına bıraktı ve koşmaya başladı.Arabanın kalkacağı perona gitti.Otobüsü görünce rahatladı.Muavine telaşla,

“-Otobüs kalkıyor mu?Eşyalarımı taşımamı bekler misiniz?” dedi.Adamlar hiç bekleme niyetinde değildi.

“-Bu otobüsün müşterisi misiniz?”

“-Evet,evet!”

“-Biletinizi görelim.”

  Kız ne anlatıyordu,bu adamlar ne soruyordu.Telaştan kafası karışmış,karman çorman olmuştu.Şimdi bilet neredeydi, nasıl bulacaktı?Tam o sırada imdadına oradaki bir adam yetişti.

“-Siz daha demin arayan beklememizi söyleyen kişi misiniz?”

“-Evet,evet o benim.Bekliyorsunuz değil mi?”

Kız bir an önce gidip eşyalarını taşıma derdindeydi.Adamlar ise işi yokuşa sürüp duruyordu.

“-Emanette mi?” dedi biri.Kız sinirlendi.

“-Ya yok ne emaneti,hemen alt katta!”dedi.

  Zor zekat adamları beklemeye ikna ettikten sonra koşarak tekrar arkadaşının yanına gitti.İki valizi alıp taşımaya başladı.Normalde kimseye çarpmamaya ayrı bir özen gösterirken şimdi çarpa çarpa gidiyor,özür bile dileyemiyordu.Tek hedefi şu otobüse yetişmekti.Peronun yanına geldiğinde ikinci kez hayal kırıklığına uğradı.Araba yoktu.İki saat dil döktükten sonra bunlar da beklememişti.Kızın oraya oturup saatlerce ağlayası geldi.Sağına soluna baktı,bir iki adım ilerledi.Sonra arabanın karşıda beklediğini fark etti.Rahatladı.Gitmemişlerdi!Hızla valizleri yetiştirdi.Arkadaşı da diğerlerini getirdi.Doğru düzgün sarılamadan arabaya biniverdi.Ama yıllardır her derdinde yanında olduğu için kardeşi gibi olan dostuna minnet doluydu kalbi.Yerine oturduğunda baştan aşağı ıpıslak olmuştu.Hiç bu kadar koşuşturduğu bir gün hatırlamıyordu.Koltuğa oturunca kendi gibi oradan oraya koşuşturan bir sıcaklık üstüne üşüşüvermişti.İyice sıcak basmıştı.Yanındaki kadın nereye gittiğini sordu.

“-Kayseri,ya siz?” dedi.Kadın da:

“-Ben de Maraş’a gidiyorum.” dedi.Otobüs Kayseri üzerinden Maraş’a gidiyordu.Birden aslında kendisinin Kayseri’de inmeden  Maraş üstündeki yol ayrımında inebileceğini fark etti.Abisi de gelir onu oradan alırdı.Ne güzel olmuştu!Hiç in bin yapmadan evine gidebilecekti.Muavinle bunu konuştu,ek para ödedi.Sonra da ardına yaslandı.İyice sakinleşmişti.Normalde yatıp uyurdu ama yaşadığı tekrar aklına geliyordu.Düşündükçe yine ağlamaya başladı.Aslında o kadar büyük bir şey yaşamamıştı.Kendisi de zırt pırt her şeye ağlayan biri de değildi.Ama çok zoruna gitmişti.Tam on yıl önce liseyi okumak için evden çıkmıştı.On yıldır koşuşturuyordu.Ne için?Altı üstü bir meslek sahibi olacaktı?Sanki on yıldır yaşadıkları birleşmiş tek bir düğüm şeklinde boğazına oturuvermişti.Hem kendi yaşadıkları bir yana halkı düşünüyordu.Neden başında “halk” kelimesi yazan her şeyde bir bozukluk vardı.Hasteneye gidiyor hasta olduğuna pişman oluyordu.Devlet yurtları desen insanı okumaktan hatta hayattan soğutmaya yeterdi.İşte böyle şeyler yaşadıkça insanlar sertleşiyor,kemik yığını gibi oluyorlardı.Kendisi de kaskatı kesilmişti.Yetimler geldi aklına,savaştan kaçıp gelenler…Onlar ne yapıyordu?”Allahım” dedi. “Sen beni böyle merhametsiz,zalim biri yapacaksan hemen şuracıkta canımı al.Beni güçsüz insanlara kol kanat geren biri eyle.”

  Tatlı bir gülümseme bu düşüncelerden kendisini sıyırdı.Hemen yan koltuğun pencere kenarında oturan genç bir kadın ona gülümsemişti.Bu gülümseyişe kaşlarını çatarak cevap vermek mümkün değildi.Birden hayatın ördüğü duvarları yıkılıverdi,yumşadı.O da gülümsedi.Kadınla sohbet ettiler.Bir kızı bir oğlu vardı.Oğlu çok afacan ve yaramaz gibiydi.Kızının ise konuşma bozukluğu vardı. “Talafon,avat” gibi kelimeler kullanıyor,konuştukları biraz anlaşılmıyordu.Annesi onun tercümanı gibiydi.Ve kızına büyük bir sevgiyle mumele ediyordu.Kızı  ‘Büyüyünce her şey zor.Ev al,araba al.’ dedi.Annesi ona sarıldı,öptü.Şefkatle:

“-O  ne ki.Sen daha anne olacaksın.” dedi.

  Bu nasıl zıt bir hayattı.Bir sabahki adamı düşündü bir karşısındaki kadını.Sürekli soru soran,ilgi bekleyen bir kız çocuğuna bıkmadan büyük bir sevgiyle nasıl cevap veriyordu.O kızına öyle bir değer veriyordu ki takdir etmemek mümkün değildi.Kızı için bir şey yapabilir miydi aceba?Bu kadın böyle gayret ederken ona yardım eden kimse olmamıştı herhalde.Kızının düzeltilemeyecek bir bozukluğu yoktu ama araştırmak lazımdı.Kadının telefon numarasını aldı.Bu yaz yoğun olduğunu ama kendisini eylül-ekim gibi arayacağını söyledi.Kadın çok mutlu oldu.Peki,arayacak mıydı gerçekten?Arayacaktı.Dünyayı değiştiremezdi,savaşları bitiremezdi,kahraman da değildi.Ama karşılaştığı insanlara yardım edebilirdi.Kendi dünyasını ve çevresindekileri değiştirebilirdi.Gücünün yettiği kadar.

  Bu sırada muavin yaklaştı.İneceği yere geldiklerini söyledi.Sohbet ettiği  kadınla vedalaştı.Arabadan indi.Yol kenarına oturdu.Abisini beklemeye başladı.

Kevser Evsen

Sen de yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Candan Erçetin Okuduğu Kitapları Listeledi
Candan Erçetin Okuduğu Kitapları Listeledi
2018’e Anatolian Sopranos İle Görkemli Merhaba
2018’e Anatolian Sopranos İle Görkemli Merhaba