Erdal Şahin'in İlk Kitabı Üzerine
Cihat Albayrak

Erdal Şahin'in İlk Kitabı Üzerine

Bu içerik 1791 kez okundu.

ERDAL ŞAHİN – SEKÜLERİZM VE NEFİS TEZKİYESİ

Erdal Şahin’in ilk kitabı olan Sekülerizm ve Nefis Tezkiyesi’ni imzalı olarak ilk satın alan ben oldum. 2. Van Kitap Fuarı’nda yayınevinden gelen koli açılır açılmaz, ilk kitabı aldım ve yazarın bu büyük heyecanına ortak oldum.

Erdal Şahin, yaşantısıyla uzun süredir bizlere örnek olan, ufuk açan, sorumluluklarımızı hatırlatan bir yazar. Gerek tespitleri, gerekse de ailesinin/çocuklarının hayatlarından paylaştığı anlar, kendisini takip edne kitle tarafından büyük beğeni ile karşılanıyor. Doğayı ve günlük hayatı okumayı çok iyi bilen Şahin’in ilk kitabını bir süredir bekliyorduk. Kitap, yazarın bugüne dek kaleme aldığı yazılara paralel olarak, bizlere nasıl dünyevileştiğimizi açıklıyor ve sorumluluklarımızı hatırlatarak biz öze dönüş/diriliş çağrısı yapıyor.

Kitabın satır aralarına dalmadan önce, Erdal Şahin’in çocuklarıyla ilgili birkaç güzellikten bahsetmek istiyorum. Üç kız, bir erkek çocuğa sahip yazarımızın özellikle küçük iki kızı yaşlarından beklenmeyecek işler yapıyor. Kışın yağan karlara bahçede pasta şekli verip, evden aşırdıkları reçeli üzerine boca ediyorlar ve kardeşlerinin doğum gününü kardan pasta ile kutluyorlar mesela. En küçükleri olan Ecrin, hayatını kaybeden balığını bahçede gömüyor, etrafına taş dizip, bir de kağıttan mezar taşı yapıyor. Üzerine balığının ismini, doğum ve ölüm tarihini (doğum tarihi eve getirildiği gün) yazdıktan sonra, babasının elinden tutup taziyeye davet ediyor; “Fatiha oku baba” diyor. Öteki kız, baharda çiçek açan kayısı ağacının tepesine çıkıp oturuyor ve şiir yazıyor. Böyle güzel çocuklar yetiştiren bir babanın, “aile” kavramı üzerine bir kitap yazmasını da bekliyorum doğrusu.

Kitaba dönelim. Başlarken hatırlatmakta fayda var. Erdal Şahin, ortaokul, lise ve üniversiteyi dışarıdan bitirmiş. Azimli, okumayı ve kendini geliştirmeyi seven biri.

“Günümüz dünyasında, gerek formal, gerekse informal eğitim sistemlerinden tutun da kitle iletişim araçlarına kadar ve ideolojilerden modern devletlere kadar, velhasıl tüm modern aygıt ve nesneler insanın zihnine, gönlüne ve kalbine hiç durmadan sekülerizmi, dünyevileşmeyi pompalamaktadır.”

Çevremizdeki çeşitli uyarıcılar, gündelik hayatımıza şekil veriyor. Ömrümüzü tüketiyor. Alışkanlıklarımız bizi düşünmeden hareket etmeye mecbur bırakıyor. Kitapta, modern dünyanın hangi enstrümanlarla bizleri özümüden uzaklaştırdığını irdeliyor yazar. Sekülerizmin yani dünyevileşmenin, sakınılması gereken manevi bir hastalık olduğunu belirtiyor. İnsanın kendisini bu yaman hastalıktan nasıl ve neyle kurtarabileceği endişesinin sonucu olarka kitabının ortaya çıktığını ifade ediyor.

Dünyevileşmeye karşı çizdiği yol haritasında çeşitli başlıklar altında sorunları irdeliyor.

“İnsanın tüm zamanlarda en çok unututğu şey, yeryüzünde bulunuş gayesidir. Var oluş amacıdır. İnsan yürüdüğü yolda çukurların ve engellerin olduğunu unutmakla onlara düşmekten ve onlara takılmaktan kendisini koruyamaz. Unutmayı unutma ey insan!”

Kavramların bilinçli olarak tahrif edilerek, kendimize karşı yabancılaştırıldığımızı savunan yazar, sözlerine şöyle açıklık getiriyor:

“Şeytan ve dostlarının insanları saptırma yollarının en sinsi ve tehlikeli olanı şudur: Bu âlemde her şey birbiriyle bağlantılıdır ve birbirini etkiler. Bu nedenle hiçbir şeyi küçümseyip önemsiz görmemek gerekir. Nasıl ki nal çivisine vurulan bir çekiç darbesi bir çiviyi sağlam tutar, bir çivi nalı, bir nal atı, bir at bir padişahı, bir padişah da bir devleti ayakta tutarsa; hakikatiyle anlaşılan bazı kavramlar da tıpkı bu örnekte olduğu gibi zincirleme bir etki oluşturacaktır.”

Özgürlük ve sorumluluk bilincini aynı başlık altında inceleyen yazar, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“İnsanın özgürlük kavramına yanlış bir anlam yüklemesi insanı ömür boyu köle yapar da insan bunun farkına bile varmaz.”

Yazarın özgürlük tanımı ise şu şekilde: “Bir fiili yapabilecek durumdayken, güçteyken bile yapmamayı tercih edebilmektir özgürlük.”

Kitapta, kişisel gündemim nedeniyle en çok ilgimi çeken bölüm, “Hayata Müdahale Sorumluluğumuz” başlığı altında incelenen “İyilik” bölümü oldu.

Erdal Şahin

Kitaptan alıntılar:

Müslümanlar olarak bizlerin en önemli kulluk görevlerimizden biri, kuşkusuz emr-i bil maruf (iyiliği emretmek) ve nehy-i anil münkerdir. (kötülükten sakındırmak) Allah Resulü bunu bizlere şöyle belirtiyor: “Bir kötülük gördüğünüz zaman onu elinizle düzeltin, buna gücünüz yetmiyorsa dilinizle düzeltin, buna da gücünüz yetmiyorsa kalbinizle buğz edin, bu da insanın en zayıf noktasıdır.” (Hadis-i Şerif)
*
“Ey iman edenler! Yapmadığınız şeyleri niçin söylersiniz! Yapmadığınız şeyi söylemek Allah katında büyük bir öfkeye sebebiyet verir. (Saf 1-2)”
*
“Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin dost ve yardımcılarıdırlar. İyiliği emreder, kötülükten yasaklarlar. (Tevbe 71)”
*
Dünyevileşmek sahip olunanla yetinmeme doyumsuzluğuna düçar olmaktır; dünyalık adına hep yükseltme çaba ve gayreti içerisinde olmaktır.
*
Haddini aşan zıddına döner.
*
Kapitalist sistem insanları aşırı tüketimin gönüllü köleleri haline geitrmek için reklam silahıyla insanların bilinçaltına girerek onlara gereksiz ve hatta zararlı bir şeyi bile mutlaka tüketilmesi gereken, olmazsa olmaz bir ihtiyaçmış gibi gösteriyor. Tüketmeyene tüketmekten başka bir çare kalmıyor. Yaptığı tüketimin ihtiyaç derecesini düşünmeden, muhasebesini yapmadan, tüketmediği takdirde kendisini diğer insanlarda karşı düşük bir seviyede hissetmeye maruz kalıyor.
*
Bu cenaze arabaları da neyin nesi? Keşke bütün cenazeler omuzlar üstünde mezarlıklara taşınsaydı. Belki ölümü tamamıyla gündemlerinden uzaklaştırmaya çalışan çağdaş insanlara bir nebze de olsa bu şekilde hatırlatmak mümkün olurdu.
*
Eskiden insanlar ölümü her an hatırlamak için, onu unutmamak için birçok yola başvuruyorlardı. Bazıları evlerinin bir köşesine kabir kazıp her akşam onun içerisinde biraz kalarak kendilerini bu anlamda uyarıyorlardı. Hz. Ömer’in ona her gün ölümü hatırlatması için bir adam tuttuğunu biliyoruz. Bizler ise ölümü unutmak için adeta her yola başvuruyoruz.
*
Nefis sürekli kötülüğü emrettiği için insanın düşmanıdır. Onu hiçbir zaman temize çıkarmamaki lakin onu yapısı itibariyle sürekli temizlemek, bir nevi virüs taramasından geçirmek, fırmatlamak gerekir.
*
Öyleyse televizyonun yüzüne baktığımız kadar kitaplara da bakalım, aile fertlerinin yüzüne bakalım, kendimize bakalım. O zaman bazı şeylerin değiştiğini görebiliriz.

DİĞER YAZILAR
Sen de yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Candan Erçetin Okuduğu Kitapları Listeledi
Candan Erçetin Okuduğu Kitapları Listeledi
2018’e Anatolian Sopranos İle Görkemli Merhaba
2018’e Anatolian Sopranos İle Görkemli Merhaba