Advert
Advert
Doğunun Işığı Isıtıyor İçimizi
Şakir Kurtulmuş

Doğunun Işığı Isıtıyor İçimizi

Bu içerik 1799 kez okundu.

Cihat Albayrak ismini ilk kez Hayal Bilgisi Dergisi ile birlikte gördüm birkaç yıl önce. Dergiyi takip etmeye başladım ve önce Cihat’la sonra da eşi Ayşe ile tanıştık, o günden bu yana da sürüyor dostluğumuz. Yazının başında dostluğumuzun sürmesinden özellikle bahsettim çünkü, edebiyat mahallerinde çok bir revaçta değil bu dostluklar, birliktelikler. Bakıyorsunuz birbirine rakip gözlerle bakıyor dergilerimiz. Yan yana durmaktan çekiniyorlar sanki. Bu aykırı tutuma karşı birlikteliği sürdürmemiz gerektiğini, dergilerimizin birbirine kapılarını açık tutmaları gerektiğini doğru bir yol olarak gördüğümü söylüyorum her fırsatta. Edebiyat adamlarının birbirine yakın durmalarından daha doğal bir şey olabilir mi? Ama ne yazık ki kaçınıyor kimi dostlarımız bu beraberlikten. Aynı karede resim vermek istemiyor bazı arkadaşlarımız. Oysa birlikteliğimiz çok önemli olmalı. Hepimiz için önemli ve anlamlı olmalı. Edebiyat adamlarının birlikteliği dergi okurlarına da yansıyacaktır mutlaka. Bu beraberliği verdiğimiz ölçüde bir birliktelik alabiliriz okurlarımızdan. Bunu neden söylüyoruz çünkü okuyucunun da böyle evrensel bir bakış açısına sahip olması gerekiyor, o yüzden.. Edebiyat adamlarının vereceği beraberlik duygusu yaşatacaktır birlikteliği.

Şakir Kurtulmuş

Hayal Bilgisi Van’ın Erciş ilçesinde çıkıyor. Ülkemin bir ucunda yayınlanan bir edebiyat dergisi olarak ilgimi çekti önce. Yayınlarını izlemeye başladım ve gördüm ki bu arkadaşlarımız orada sadece bir edebiyat dergisi çıkarmak sevdasında değiller. Bu dergi sadece etkinliklerinin bir parçası ve yapılan, yapılmakta olan işlerin projelerin duyurulması noktasında önemli bir pay sahibi.

Cihat Albayrak ve eşi Ayşe Albayrak iki idealist genç olarak omuz omuza vermişler, gönülleri ve yollarını birleştirmişler ve biz nasıl iyilik yapabiliriz, etrafımızdaki insanları iyilik duygusu etrafında nasıl birleştirebiliriz diye sormaya başlamışlar kendilerine. Çevrelerinde ihtiyaç içinde olan gençleri, özellikle okuldaki öğrencileri arayıp bulmuşlar ve onların sorunlarını çözmeye gayret etmişler. Bu çalışmalar zamanla büyüyünce mahal ihtiyacının doğduğunu görmüşler ve bir yer tutarak atölye açmışlar, adına da İyilik Atölyesi demişler. Bu atölye ile yaptıkları işi ne kadar ciddiye aldıklarını ortaya koydukları gibi kendileri dışında böyle bir atölyeye gönül veren başka dostlarının da bu halkaya katılmalarını sağlamışlar.

Şakir Kurtulmuş

Halka genişleyince dışarıya açılmışlar, dışarıdan gelen talepleri değerlendirmeye gayret etmişler ve pek çok öğrencinin ihtiyacını görmüşler. Anadolu’yu gezerek 52 şehirden heybelerine güzellikleri ve iyilikleri toplamışlar ve çocuklar ve çocukluğunu hiç unutmayanlar için 52 iyilik öyküsü yazmışlar. Yazdıkları bu öykülerle ‘İyilik Çetesi’ adlı kitabı Kültür Bakanlığı’nın ilk kez başlattığı ‘Edebiyat Eserlerini Destek Projesi’ kapsamında ülke genelinde ilk kez desteklenen 40 eserden birisi olarak yayınlamışlar. Bu çerçevede hazırladıkları yeni bir kitap var yılın her günü için bir iyilik tasarlamışlar ve ajanda olarak yayınlanması için bir yayıneviyle anlaştılar. Kitapla ilgili daha fazla bilgi vermeyelim ki yayınlandığı zaman hep birlikte okuyup öğrenelim.

Bu çalışmaları yürütürlerken bir de ‘Edebiyat Haberleri’ adlı bir internet sitesi kurmuşlar ve şu anda izlenme oranı epey iyi bir çizgide yayınına devam ediyor. Hayal Bilgisi Dergisi’ne sadece depremde bir 6 ay kadar ara veriyorlar zorunlu olarak daha sonra düzenli olarak yayınlamayı sürdürüyorlar.

Cihat ve Ayşe Albayrak ekibi bu çalışmalarla yetinmiyorlar, bir de Van Yazarlar ve Şairler Derneği’ni kurarak Van ve Erciş’teki şair ve yazarları bir araya getirecek bir derneği resmi olarak faaliyete geçiriyorlar. Bu dernek ilk olarak geçtiğimiz yıl bir şiir yarışması düzenliyor. Ercişli Emrah Şiir Ödülü’nün ilkini geçen yıl yapıyorlar, ilk olması dolayısıyla güçlükler yaşıyorlar fakat yılmıyorlar, yorulmuyorlar ikincisi de yapıyorlar bu yıl.

Şakir Kurtulmuş

Cihat bizden bu yarışma için jüride görev almamızı istediğinde seve seve kabul ettik. İlk elemeleri Van Yazarlar ve Şairler Derneği üyeleri ve öğretmenlerden seçili bir kurul yaparak 2500 kadar ürünü 25’e indirdiler ve bizler bu 25 şiir arasından dereceye giren üç şiiri belirledik. Bu işlemleri mail yoluyla hallettiğimiz için doğrusu Erciş’ten şiir yarışması ödül töreni için bir davet beklemiyorduk. Ercişli Emrah Şiir Ödülü’nün 2.’si için düzenlenecek ödül töreni için arkadaşlar bizi de davet ettiklerinde bir gün gider ödül törenine katılır ve aynı gün erken bir saatte döneriz diye tahmin ediyorduk fakat hiç de düşündüğümüz gibi olmadı.

Erciş’e Cuma akşamı gittik ve o gece dışarıdan gelen diğer konuklarla tanışıp, kaldığımız öğretmen evinde biraz sohbet ederek vakit geçirdik. Cihat bizi bırakıp ayrılırken yarın sabah 9’da kahvaltıda buluşacağımızı söyledi. Gece uyuyamadık ancak bir iki saat uykunun bizi nasıl dinlendirdiğini de gördük.. Sabah namazı için kalktığımda uyku yorgunluğunun kalmadığını ve kendimizi oldukça dinç hissettiğimizi gördüm. Namaz kılıp odaya geçtiğimde biraz yatakta uzanıp kitap okudum. Sonra arkadaşları rahatsız etmemek için sessizce giyinip dışarıya çıktım ve öğretmenevinin balkonundaki masalardan birisine oturup Van Gölü’nü seyre daldım.

Sabah güneşi gölün suyu üzerinde nasıl da keyif çatıyor. Nasıl da parlıyor.. Güneşin ışıkları seke seke parlıyor suyun üzerinde. Doğunun ışığı ısıtıyor içimizi. Gönlümüze serinlik veriyor, önümüzü aydınlatıyor. Nuri Pakdil’in dediği gibi ‘boynumuz ağrıdı batıya bakmaktan’.. Oysa doğunun ışığı ile aydınlanmış yüzyıllarca yazılan tarihimiz. Doğudan gelen ışık aydınlatmış yolumuzu.

Van Gölü’nün parlak yüzünde gezdirdim bakışlarımı sabah erkenden. Haşmetli dağlara uzandım, Van’ı çevreleyen dağlara. Şehir uyanmaya başlayınca şehrin gürültüsüne hazırladım kendimi fakat gürültü diye bir şey yok. Ne sessizlik o.. Ne güzel bir sessizlik. Gökyüzü gibi ne kadar temiz bulunduğumuz bölge.

Kahvaltıdan sonra bugünkü ilk etkinliğin yapılacağı Sezai Karakoç Ortaokulu’na gidiyoruz. Giderken yol boyunca Sezai Karakoç’un adının verildiği okulu hayal etmeye çalışıyorum. Sezai Karakoç’un isminin burada bir uç noktada bir okulumuza verilmiş olmasını önemsiyorum. Bizi okula getiren araç bahçenin ortasında bırakıyor ve araçtan iner inmez karşımızda Sezai Karakoç Ortaokulu tabelasını görüyoruz. Heyecanlanıyoruz. Üstadın ismini ülkemin bir ucunda bir okulda görmüş olmak büyük bir sevinç yayıyor içimize. Tabelanın karşısında bir süre kalıyor, burada Sezai Karakoç ile ilgili neler yapıldığını merak ediyoruz. Edebiyat Haberleri’nde izlediğimiz kadarıyla okulda bir kütüphane oluşturulduğunu ve Sezai Karakoç’un kitaplarını sergiledikleri haberini okumuştuk. İçeriye girip  gezmeye başlıyoruz ve hemen sağ tarafta büyük bir panoda Üstadın resmini ve altında kendisini anlatan bir yazının yer aldığını görüyoruz. Kapının girişinde sol tarafta ise büyükçe bir camlı dolap ve içinde Sezai Karakoç’un kitaplarının tamamı sergilenmiş. Bir süre dolaptaki kitapları inceledikten sonra koridorlara ve sınıflara bakıyoruz oralarda da Üstadın çeşitli sözlerinden, dizelerinden alıntılar yazılıp duvarlara asılmış.

Okulun üst katında bir salonda çözüm noktası adı verilen bir bölüm var, bizim kitap imza ve söyleşilerimizin yapıldığı salon. Çözüm noktası, şu anlama geliyor: Sınıflarında öğretmenlerine soru sormaya çekinen öğrenciler için tasarlanmış bir çalışma. Teneffüslerde ya da boş derslerde öğretmenler buraya gelip oturuyor, soru sormak isteyen öğrenciler de burada hocalarının yanlarına gelip oturuyorlar ve burada istedikleri soruyu sorabiliyorlar çekinmeden. Öğretmenlere çocukların daha rahat daha kolay ulaşmaları amaçlanmış ve oldukça başarılı olmuş bu yöntem.

Sezai Karakoç Ortaokulu konferans salonunda yapılan ödül töreninin tamamlanmasından sonra  topluca ‘İyilik Atölyesi’ne gittik. Erciş merkezindeki bir binanın üçüncü katındaki tek göz odanın resmini daha önce ‘Edebiyat Haberleri’ sitesinde yayınlanan haberler vesilesi ile görmüştük. Kapıdan içeriye adım attığınızda adeta başka bir mekanda hissediyorsunuz kendinizi. Burası öyle bilinen atölyelere benzemiyor. Duvarlarında çok değişik resimler, atölyeye getirilmiş armağanlar, hat çalışmaları, bir duvarda kütüphane, duvarlarda şiirler, anılar, güzel bir soba (henüz yanmıyor ama varlığıyla ısıtıyor sizi) ve yanında benim ‘şiir köşesi’ diye adlandırdığım güzel bir oturma mekanı, odanın içini ısıtan argümanlar olarak sayılabilir. Bu küçücük atölyenin içindeki argümanlardan öte asıl burayı ısıtan, sıcacık kılan bu atölyenin kurucuları olan Cihat ve Ayşe Albayrak’ın samimiyetleri.. Cumartesi günleri burada toplanıp etkinlik yapıyorlar, şiir okuyorlar, okuma grupları oluşturmuşlar, ayrıca Hayal Bilgisi Dergisi’nin hazırlığını da burada sürdürüyorlar.

Zerdali  Dergisi Van’da bir grup üniversiteli genç arkadaşın çıkardığı bir dergi. O arkadaşlar da iki günlük etkinlik süresince sürekli yanımızda oldular, İyilik Atölyesi’nin de müdavimlerinden kendileri. Van’dan geliyorlar ve atölye çalışmalarına katılıyorlar, ayrıca Van’da kendileri de çeşitli etkinlikler düzenliyorlar.

Pazar sabahı yine çok erken bir vakitte kalkıp Van Gölü’nün kıyısında güneşin doğuşunu izlemek çok değişik bir haz veriyor.. Güneşin ışınları suyun üzerine yansıyınca ayrı bir güzellikte buluyorsunuz Gölü ve güneşi.. Göl kıyısına yaptığımız gezide suyun şifalı olduğunu, vücudunuzda bulunan yaraları iyileştirdiğini söylediler. Ellerimizi, yüzümüzü bolca yıkadık göl suyu ile, birkaç yudum da içtik. Suyun tadı maden sodası tadında tuzlu ve yağlı. Elimizdeki yaranın giderek iyileştiğini, göl suyunun gerçekten yaraları iyileştirdiğini görmüş olduk bu vesile ile. Göl kıyısında ve sahilde çok taş ve kayalık var. Çok önceleri burada meydana gelen lav neticesinde parçalanan ateş ve kaya parçacıklarından oluşmuş kalıntılar. Kayalar ve çakıl taşları simsiyah.. Kül renginde, söndürülmüş ateşten arda kalan siyahlıkta.. Sahil içlerinde yola yakın yerlerde de hala bu lavlardan kalan büyük kütleler de duruyor.

İlçe Halk Kütüphanesini görüp gezdikten sonra Selvi Han Kız Anadolu İmam-Hatip Lisesi’ne gittik. Burada bir söyleşi yapmamız planlanmış ve salonu dolduran genç kardeşlerimizle bir saat kadar 15 Temmuz ve edebiyat üzerinde konuştuk. Edebiyatın önemini, neden çok okumamız gerektiğini, değerlerimize sahip çıkmamız gerektiğini anlattık. Okunan şiirlerden sonra öğrenciler sorularıyla ne kadar ilgili olduklarını gösterdiler. Ülkemin bir ucunda dün bir ortaokulda Sezai Karakoç’un isminin verildiği okulda kitap okumalarının yapıldığını, bugün de geldiğimiz bir lisede gençlerimizin anlatılanları nasıl dikkatle dinlediklerini, meraklı sorularla ilgilerini ortaya koyduklarını görmekten mutlu olduk. Burada bir şeyi bir kez daha açıkça tekrarlamak gerekiyor. Bizler üzerimize düşen sorumluluğu gerektiği biçimde yerine getirebiliyor muyuz? Ülkemin bir ucundaki bu okullarda eğitim gören kardeşlerimizin kültür dünyasını zenginleştirmeleri için bir şey yapabiliyor muyuz? Onlara değerlerimizi tanımaları için yeterli düzeyde kol kanat gerip, düşünce dünyalarını, sanat edebiyat ilgilerini artırmaları noktasında ne yapıyoruz? Bu ve benzeri soruları çoğaltabiliriz. Gerek bulunduğumuz yerlerde gerekse böyle uç noktalarda yaşayan kardeşlerimizin açlığını giderecek, onlara kendi kültür dünyalarını tanımalarına imkan verecek çalışmalar yapmak konusunda çok çaba sarfetmemiz gerekmektedir. Böyle içten, dikkatli, güzel gençlerle daha çok bir araya gelmeliyiz.

23 Ekim Erciş depreminin yıldönümüydü. Aynı gün orada olmak depremi, depremin ardında bıraktıklarını, acıları, ayrılıkları, hüzünleri hatırlamamıza vesile oldu. İlçedeki Seyyid Muhammed Mezarlığını ziyaret edip depremde hayatını kaybeden kardeşlerimize dua edip, bir kısmının hayat hikayesini dinledik yanımızdaki arkadaşlardan. Deprem Erciş’i neredeyse tamamen yıkmış ve o kadar zaman geçmiş aradan hala yaralar tam olarak sarılamamış. Devlet Toki konutlarıyla evleri yıkılanlara yeni evler vermiş fakat şehir merkezindeki yıkımın izleri hala çok canlı duruyor. Yıkılan binaların, dükkanların yerine yenilerinin bir an önce yapılması isteniyor. Bu konuda çalışmaların hızlandırılması arzulanıyor, ilçe merkezindeki hayatın, ekonomik canlılığını yeniden kazanabilmesi için bu yapılanmanın acil ve önemli olduğu, aynı zamanda merkezin görsel olarak yeni bir görünüm kazanması gerektiği söyleniyor. Çünkü yıkılan dükkanların yerine hemen deprem sonrası kurulan konteynır dükkanların çoğu hala duruyor ve depremi hatırlatıyor. 23 Ekim depreminin acılarını yaşatıyor yeniden.

Erciş’te geçirdiğimiz iki gün içine bu kadar etkinliğin sığacağını hiç tahmin edemezdik. Dolu dolu iki gün yaşadık. Burada görevli iki güzel kardeşimiz Cihat ve Ayşe Albayrak, Hayal Bilgisi Dergisi, Edebiyat Haberleri sitesi, İyilik Atölyesi ve İyilik Çetesi ile ayrıca Ercişli Emrah Şiir Ödülü ile çok önemli etkinliklere imza attılar. Bunlar dışarıya yansıyan görebildiğimiz önemli çalışmalar. Bir de okulda süren uzun vadeli sonuçlanmasını ümit ettiğimiz güzel çalışmalar var ki onlar geleceğimizi aydınlatacak. Okula gelen öğrencilere her türlü desteği vermeye kendini adamış olan bu güzel öğretmenlerimizi kutluyoruz. Keşke bu okullardaki öğrencilerimizin şartları biraz daha iyileştirilebilse. Taşımalı sistemle köylerden gelen öğrencilerin daha çok araçları olsa ve kışın sabah erken gelip bir saat okul bahçesinde beklemek durumunda kalmasalar. Daha çok okuma imkanına sahip olsalar, okuyabilecekleri kitaplar konusunda kendilerine daha çok yardımcı olabilsek.

Van Gölü’nün kıyısında bu güzel bahçede ekilen çiçeklerin büyümesi için birlikte toprağı temizlemek, birlikte sulamak, etrafını açıp büyüyebilecekleri mekanlar hazırlamak ödevinde olduğumuzu yeniden, bir kez daha hatırlattı bize Erciş.

Erciş’te bulunduğumuz süre içinde bize gösterdikleri misafirperverlik için başta Cihat ve Ayşe Albayrak olmak üzere, İlçe Milli Eğitim Müdürü Erol Şimşek’e, Ercişli Emrah Şiir Ödülü’ne katkı sunan kişi ve kurumlara, Selvi Han Kız İmam Hatip Lisesi Müdürü ve öğretmenlerimize, Zerdali Dergisi ekibine, Levent Albayrak ve ismini zikredemediğimiz kardeşlerimize şükranlarımızı sunuyoruz.

Sen de yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Candan Erçetin Okuduğu Kitapları Listeledi
Candan Erçetin Okuduğu Kitapları Listeledi
2018’e Anatolian Sopranos İle Görkemli Merhaba
2018’e Anatolian Sopranos İle Görkemli Merhaba