Advert
Advert
Çırpınan Kuşlar: Suriyeli Çocuklar
Özge Sena Bigeç

Çırpınan Kuşlar: Suriyeli Çocuklar

Bu içerik 1777 kez okundu.

Dünyanın dört yanına sıçrayan bu büyük yangının çocukları, harâbelerde (evet evlerde değil, yıkılmaya namzed harâbelerde) kira ödemeye mahkum bırakılıyor, kiralarını ödemek için mendil sattıklarında ise; soğuk karakolda sabahlıyor ve ailesinden bir süre uzaklaştırılıyor; cılız ruhuna bir üşümek, titremek daha ekleniyor.

Bu hadiseyi yaşamak istemezdim, böyle bir hatıram olsun hiç istemezdim.. Bizler mazlum çocuklarımıza dokunmaya kıyamaz, sarılmaya doyamaz, incinmesinler diye onların varlıklarında hassas adımlar ile yürür iken ve onlardan ziyadesiyle sevgi, saygı, hoş görü ve yürek yüceliği görüyor iken, birden bu çocuklarımızın soğuk karakola alındığını öğrenmek üzücü…… ziyâdesiyle.

Dünya Hanından Bir Hatıra:

Akşam saatlerinde bir telefon alıyorum, ancak müsait olamadığım için gönderdikleri ses kaydına (yine sevgi sözlerinden biridir diyerek gece 3’te) bakıyorum; öğreniyorum ki Suriyeli 10 yaşındaki oğlumuz karakola alınmış. Titreyen bir sesle bana kayıt geçmişler. Çocuğumuz niçin karakola alınıp işlem yapılmış? Çünkü büyük bir kabahat işlemiş. Evinin kirasını ödeyebilmek, minik kız kardeşlerine ve annesine bakabilmek için “MENDİL SATMIŞ!”

Aile telefonda ağlıyor, ne yapacağını bilemiyorlar. “Sabaha kadar orada tutup, yarın da oğlumu Asya’ya götüreceklermiş” diyor anne. Az Türkçeleri ile karakolun hangi tarafta olduğunu söylüyorlar. Çocuk Büro’ya telefon açıyorum. Duyarlı bir Polis Bey ile konuyu mütalaa ediyoruz:

“Polis Bey, biliyorsunuz ki bu aileler ve bu insancıklar çok büyük bir yangından çıktılar. Yeni bir hayatı başlatabilmek ve sürdürebilmek kolay değil. Ben bu aileleri düzenli olarak ziyaret ediyor ve zorlu hayatlarına tanık oluyorum. Hemen hemen hepsi harâbelerde kalıyor ve yıkıldı yıkılacak bu harâbelere yüksek kira ödemeye mahkûm bırakılıyorlar. Oysa onlar çoğunlukla onu dahi bulamadıkları kuru ekmek ile Rabblerine şükretmekten, insanlığa ve bilhassa Türkiyemize dua etmekten başka hiçbir şey yapmıyorlar. Fakat bu kiralar onların bellerini büküyor. O sebeple, tüm faturasını çocukların ödediği bir dünyada, burada da yük çocukların omuzuna kalıyor ve hasta olan anne babalarına yahud küçük kardeşlerine bakabilmek için (kirayı ödeyebilmek için) MENDİL SATMAK zorunda kalıyorlar. Soğuk ve buz gibi bir havada dışarıda olmayı kim ister. Fakat onlar bu yeryüzünde şu an; çırpınan kuşlar gibiler. Hepimiz bu yaranın bir ucundan tutsak ve tedavi etsek…”

“Elbette Özge Hanım, inanın biz de elimizden geleni yapıyoruz. Ancak bu çocuklar mendil sattığı için halktan bazı kişiler şikayet ediyorlar. O zaman Amirlerimiz de bize kızıyor. Biz de ne yapacağımızı bilemiyoruz. Yoksa hepimizin çocuğu var. Çocukların zor durumda kalmalarını ister miyiz hiç?”

“Orada Ahmed isimli çocuğumuz var imiş. Bu akşam saatlerinde alınmış. Kendisi orada mı acaba?”

“Burada 15 kadar Suriyeli çocuk var. Ancak hiçbiri konuşmuyor ki zaten.. İsimlerini soruyoruz. Onu dahi söylemiyorlar.”

“Evet, çünkü zabıtalar ve bazı polisler onları çok korkuttu. Onları yere çarpıp dişlerini kırdı, kovaladı, kovdu, sert davrandı. O sebeple sizlerden korkuyorlar.”

“Onları nasıl konuşturabiliriz?”

“İstirham etsem, telefonunuzla yanlarına gidip, telefonda “Mavtinî ya da Tayyibe ablalarının” olduğunu söyler misiniz….”

Polis Bey’den 10 dakika sonra telefon geldi.

“Özge Hanım, maşallah çocukların çoğu sizi tanıyor. Söylediğiniz gibi Mavtinî ve Tayyibe Abla dedim, yüzleri sevinçle güldü ve 5 kişi öne atıldı.”

“Bu kadar çok çocuğumuz orada demek…… Öyleyse ben düzenli olarak sizleri ziyarete geleyim.”

“Her zaman bekleriz..”

“Duyarlılığınız için sizlere teşekkür ediyorum Polis Bey, iyi çalışmalar.”

Ertesi gün öğlen saat 13:00 sularında Ahmed evine gönderilmiştir. Telefonun ucunda Ahmed’in sesini duymak, kaybolmuş bir kuşun göğe geri dönmesinin sevincini yaşatıyor ruhuma…

“Ahmed!……”

“Efendim abla…”

“Hoşgeldin, Ehlen… Ne zaman geldin?”

“15 dakika önce…”

“Seni Asya’ya götürmediler mi?”

“Hayır abla, senin için beni serbest bıraktılar.”

“Orada kötü bir şey yaptılar mı size?”

“Hayır abla, ama orası çok soğuktu, çok üşüdük……”

………

Özge Senâ Bigeç

Sen de yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Okur     2017-01-31 Sevgili kardeşcim, öykün çok samimi. Bu duyarlı kalbin ve sahip çıktığın kuşlar adına sana teşekkür ediyorum. Var ol, kanatlan, kanatlandır
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Candan Erçetin Okuduğu Kitapları Listeledi
Candan Erçetin Okuduğu Kitapları Listeledi
2018’e Anatolian Sopranos İle Görkemli Merhaba
2018’e Anatolian Sopranos İle Görkemli Merhaba