İbrahim Tenekeci | Peltek Vaiz
Cihat Albayrak

İbrahim Tenekeci | Peltek Vaiz

Bu içerik 802 kez okundu.

İbrahim Tenekeci ile 2009 yılında İstanbul'da FKM'de düzenlenen bir şiir gecesinde karşılaşmıştık. Tanışmıştık. O vakitler bir edebiyat dergisinin elçisi olarak, kendisiyle söyleşi yapma talebimi iletmiştim kendisine. Yalnızca bu talep üzerine yaklaşık 40 dakika, kendisinden edebiyat üzerine öğütler dinlemek zorunda kalmıştım. Bir çok konuda aynı fikirdeydik aslında, ama kendisi bana konuşma kendisine de susma fırsatı tanımamıştı :)

O gün söyleşi yapmamı isteyen dergi İzdiham idi.

Ve ifade etmeliyim ki, maruz kaldığım öğütler 'İzdiham' kelimesini telaffuz ettiğimde, Tenekeci'nin hatırında canlanan şeyler idi.

Zamanla İbrahim Tenekeci'yi daha iyi tanıdım. Daha çok okudum. Takip ettim. Çok az şiir yazmama rağmen, çok fazla şiir okuyan biriyim ben. Ne yazık ki kendisini okutan çok fazla şiir kitabı yok Türkiye'de. Bu yazıda, bu konuyu tartışmak niyetinde değilim; yalnızca, Tenekeci'nin şiirlerinin her birinin ayrı ayrı kendisini okuttuğunu ve bir kitap olarak şiiri ele aldığımızda, iyi kitaplar ortaya çıkardığını ifade etmek istiyorum.

Ben okuduğum kitaplarda, zihnimi açacak, beni ciddi ciddi düşünmeye sevk edecek, 'yaratıcılık' diye tabir edilen şeyi hakkıyla ortaya koyan ifadeler arıyorum hep. Bir paragraf oluyor bu kimi zaman, bir cümle, hatta bir kelime... Bunları alıntılamayı seviyorum en çok. En son, Charles Dickens'in Büyük Umutlar adlı kitabından, beklentilerle ilgili bir paragrafı alıntılamıştım bu sitede. Bu öyle bir paragraf ki neredeyse 10 yıldır ezberimde duruyor. (İlgili yazıyı okumak için tıklayın.)

Peltek Vaiz'de, bu ifadelerden bolca buldum. Ve alıntıladım. Satır aralarındaTenekeci'nin hayatına dair çok fazla ayrıntı bulmak mümkün. Bu yüzden, şiirler arasında ister istemez bir bağ kuruyor insan okurken. Bu ise, nispeten hacimsiz bir kitapta, şiirleri birbirine daha fazla bağlıyor.

Bu arada, yazının başında bahsini ettiğim şiir gecesini Anadolu Gençlik Derneği organize ediyordu. Çemberlitaş'ta Fırat Kültür Merkezi'nde gerçekleşiyordu. Bugün, o gecenin haberlerine internet üzerinden bakarken fark ettim ki, o gün o salonda kim olduklarına dair en ufak bir bilgim olmayan pek çok kişiyi şimdi tanıyorum ve hatta görüşüyorum.

O gece hakkındaki bir habere buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Bu yazıyı ve yazıdaki alıntıları okurken dinlemenizi tavsiye ettiğim bir şarkı var! İki gündür bu melodi ile yatıp kalkıyorum. Müzik, hayatınızı hangi uğraşlarla dolduruyorsanız doldurun, ihtiyacınız olan ve size güç veren bir şey.

Kitaptan alıntıladığım ve okurunu farkındalığın huzurlu coğrafyalarında gezdiren dizeler, içinde geçtikleri şiirlerin isimleriyle birlikte aşağıdaki gibidir:

Gömü:

onarırız evvela üşüyen yerlerimizi
ve bir nazarlık gibi ay parlar üstümüzde

Mektup:

hatırla ve sıkı tut:
korkardın küçükken
serçe parmağın uçacak diye elinden

{ Bu dizeler bana eşim Ayşe Ünsal'ın çocukluğundan bir anıyı hatırlattı. Ayşe, çocukken civcivleri çok seviyormuş. Sonra, zamanla civcivler büyüyüp de tavuklara benzeyince, oturup ağlamış civcivlerime ne oldu diye :) }

çünkü bir tuhaf burada her şey;
denizi sel basıyor hayret
hayret şehir sığmıyor taksiye
ve terör estiriyor rüzgâr
kaldırıyor dağın eteklerini bile
yoksun ya, bezden anne yapıyor öksüz
öpmek için kendisine

Kursak:

 

 

-gül bile kendini düşlermiş
kendini düşlermiş gül,
verilirken bir sevgiliye-
dinmiyor gece:
servise hazırken anne keklik sofrada
ve onu deşmek için sabırsızlanıyorken çatal
bekleşip duruyor yavruları yuvada

Veryansın:

ve bilirdik:
mezarlıklardır saatlerin midesi
oysa taptaze gelir gün, üstünde sabahlığı

Derin Su:

toy bir delikanlı küçük bir parkta
herkesi dövebileceğini söylüyor kolundaki kıza
ve tempo tutuyor ayağıyla dünyanın dönüşüne
su derindir abiler bir damla olsa bile evet

Müracaat:

tanrım,
kör bir çocuk rüyasında ne görür
bildiği ne var ki
karanlıktan başka

{ Yıllar önce bir roman denemesinde bulunmuştum. Görme engelli bir gencin hikayesiydi yazdığım ve oluşturduğum bu karakterin nasıl rüya gördüğü üzerine haftalarca düşünmüştüm. İnsan, gözlerinin görebildiğinden mi ibarettir? }

Ayakta Alkış:

bilir oysa
en güzel düğümü sevgili atar saçlarına kaderin

Bir ki Deneme:

zar tutuyorsun ey hayat bu kaçıncı sevgili
eline sağlık tanrım leyla çok güzel olmuş
tanrım eline sağlık dünya da güzel olmuş
keşke ölmesem biraz
DİĞER YAZILAR
Sen de yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Candan Erçetin Okuduğu Kitapları Listeledi
Candan Erçetin Okuduğu Kitapları Listeledi
2018’e Anatolian Sopranos İle Görkemli Merhaba
2018’e Anatolian Sopranos İle Görkemli Merhaba