Advert
Advert
Çanakkale Savaşı ve Edebiyatçılar
Mehmet Ballı

Çanakkale Savaşı ve Edebiyatçılar

Bu içerik 2554 kez okundu.

Çanakkale'ye Giden Edebiyatçılar
Çanakkale Savaşı ve Edebiyatçılar

Çanakkale Savaşı’na dair, çok hikâyelerimiz vardır. Bunlardan biri de ‘Edebi Heyet’in hikâyesidir:
Başkumandan Vekili ve Harbiye Nazırı Enver Paşa’nın direktifiyle, Osmanlı entelektüellerine yönelik, genç edebiyatçı ve sanatçıların Çanakkale savunmasına ilişkin eserler üretmesi maksadıyla, 11 Temmuz 1915 tarihli 6608. Sayısıyla karar alınır. Ziya Gökalp’in de tesiriyle, 30 kadar şair, yazar, ressam ve bestekâra Çanakkale’de muharebe alanlarını gezmelerini, sonra duygu ve düşüncelerini anlatmaları istenir. Edebiyatcı Hamdullah Suphi’ye göre ise bu sanatçıların amacı:
“Çanakkale’yi müdafaa eden askerlere saygılarını, sevgilerini söyleyecek, Çanakkale sırtlarında kızıl bir şafak gibi parlayan o korkunç, eski Türk kılıcına minnet ve takdis duygularını bildireceklerdir.”

Listede;
“Ömer Seyfettin, Orhan Seyfi Orhon, Mehmed Emin Yurdakul, Ağaoğlu Ahmet, Yusuf Razi Bel, Nazmi Ziya Güran, Çallı İbrahim, Celâl Sâhir Erozan, Hamdullah Suphi Tanrıöver, Ahmet Yekta Madran, Müfid Râtib, Ali Cânip Yöntem, İbrahim Alâettin Gövsa, Enis Behiç Koryürek, Hıfzı Tevfik Gönen Say, Hakkı Süha Gezgin, Muhiddin Bey, Selâhattin Bey…” gibi şair ve yazarlar vardır.

Mehmet Akif’in yurt dışında olması, Halide Edip’in kadın olması ve Abdülhak Hâmid, Tevfik Fikret, Halit Ziya, Süleyman Nazif gibi isimlerinse ideolojik nedenlerden dolayı davet edilmediği veya katılmadıkları söylenmektedir. Yine o dönemde, Tevfik Fikret’in çok hasta olmasına rağmen cepheye giderek, “Müthiş bir fırın, bir cehennem… Gençliğin en münevver, en güzide tabakasını alıp kürek kürek bu cehenneme attık” satırlarını yazıp cepheden döndükten 26 gün sonra hayatını kaybeder.

11 Temmuz Pazar sabahı, yola koyulmak için, Sirkeci Garı’nda buluşurlar. Kollarında beyaz üzerine çift yeşil defne dalları işlenmiş işaretler bulunan hâki keten elbiselerini giymiş halde cepheye uğurlanırlar.

İlk geceyi Uzunköprü’de, İkinci geceyi de Keşan’da geçiren Edebi Heyet, 13 Temmuz’da Bolayır’a ulaşır. Bolayır’da bombardımanda isabet alan Şehzade Süleyman Paşa ile Namık Kemal’in türbelerini ziyaret ederler.
[Bendeniz, Gelibolu'yu her ziyaretlerimde, mutlaka uğradığım Bolayır'ı iyi bilirim.  Bolayır Köyünün de bir hikayesi vardır. Anlatılan o ki; Namık Kemal Gelibolu Zindanında (tecrit) kaldığı sıralarda, her akşam Bolayır tepesine gelerek, Saroz Körfezi'nden güneşin muhteşem batışının seyredermiş. Namık Kemal, bu ihtişama doyamamış olacak ki,  vasiyeti üzerine mezarı da bu tepeye yapılmış. Hatta divan şairimiz Baki'nin de mezarı buradadır.]

Edebi Heyet, Bolayır'dan Gelibolu’ya geçerek, yol boyunca karşılaştıkları askerlerle konuşup not tutmaya başlarlar.
Arıburnu’nda zamanın güçlü yazarı Ahmet Haşim’le karşılaşırlar.

Bu gezi, Arıburnu'ndan Seddülbahir’e kadar, cephe boyunca tam on gün sürer. Edebi Heyet, İstanbul’a döndükten sonra bu on günlük izlenimlerini kaleme alırlar. 1915 Kasım’ında Harbiye Nezareti tarafından ‘Harp Mecmuası’ adı altında yayımlanmaya başlar. “Dönemin Türk Ocağı Reisi Hamdullah Suphi Çanakkale serüvenini “Gördüklerimiz” başlığı ile sekiz bölüm halinde İkdam Gazetesi’nde tefrika eder.”

Bu konuda, bizim de faydalandığımız, B. Ayvazoğlu’nun yazmış olduğu kitabı incelemekte fayda var…

Dolayısıyla, Malazgirt Zaferi ile açılan Anadolu kapıları, Çanakkale Zaferi ile perçinlenerek bu topraklar bize vatan kılınmıştır. Edebiyatçılar, sanatçılar ince ruhludur, savaşta, barışta hatta darbelerde bile, kalemleriyle dik durarak bu aziz milletin ruhunu yansıdan destansı yazılarıyla tarihe not düşmüşlerdir.

Fakat gelecek nesillere Çanakkale ruhunu daha iyi anlatmak için tüm bunların yeterli olmadığını düşünüyorum. Mesela, Çanakkale Savaşı’nda cepheye gönderilen bu “Edebi Heyet”in döndüklerinde, beklendiği kadar şaheser boyutunda eserler verememişlerdir. Sonrasında verilen eserlerin sayısı da azdır. Halbu ki, o dönemde Berlin’de görevli bulunan Mehmet Akif, sanki cephedeki askerlerle beraber savaşmış gibi heyecan dolu bir ruhla, cepheyi gezen şairlerin aksine, “Çanakkale Şehitlerine” adlı şiirini yazmıştır ve bu şiir onu istiklal şairi yapmıştır.

Bugünkü edebiyatçılarımız açısından da durum aynıdır; bir misalle özetleyelim; Batı’da, Haçlı Seferleri ile ilgili 500’den fazla Tarihi Roman yazılmışken, bizde Çanakkale ile ilgili yazılan Tarihi Roman sayısı ancak iki elin parmakları kadardır! Oysa bu sayı en az 100 olmalıdır!..
Not: Fotograf alıntıdır, müsadelerine teşekkür ederim.

Mehmet Ballı
Araştırmacı Yazar

Sen de yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Candan Erçetin Okuduğu Kitapları Listeledi
Candan Erçetin Okuduğu Kitapları Listeledi
2018’e Anatolian Sopranos İle Görkemli Merhaba
2018’e Anatolian Sopranos İle Görkemli Merhaba