Advert
Advert
Anneme Mektup
Nurhan Işkın

Anneme Mektup

Bu içerik 1311 kez okundu.

              ANNEME MEKTUP

     Bugün kaç gündür bu halde olduğumu saymayı bıraktım.  Sebebi ise yaşarken öldüm ben anne! Ölümü bana kim nasıl anlattı bilmiyorum ama o ölümler ölmek değilmiş bunu yeni öğrendim benim güzel annem. Savaş olmadan önce insanlar ölüm döşeğinde bile olsa ölmek istemez yaşamak için dua ederdi, hatırlıyor musun muhtar amca seksen yaşında ve üç yıl yataktan kalkmadığı halde ölmek istememişti; oysa şimdi buralarda insanlar ölmek için yalvarıyor annem… Yanlış duymadın yalvarıyorlar annem!

    Seni ne kadar üzmek istemesem de bunları birine anlatmalıyım güzel annem. Bundan birkaç ay öncesine kadar bomba sesini hiç duymamıştım. Şimdi ise atılan bombaları toprak bile kabul etmiyor ve yer sanki gök gürültüsü gibi ses veriyor. İnsanları bir görsen şaşırırsın çünkü nereye kaçacaklarını bilemedikleri için sağa sola; bizim mahallede yakalamaca oynadığımızda ki gibi kaçmaya çalışıyor ama bir sonraki bombaya yakalanıyorlar annem. Eğer şanslıysa bir kuytu buluyor ama o da uzun sürmüyor. Düşman askeri ya onları esir alıyor ya da keyif için öldürüyor. Kimi o kadar insanlıktan çıkmış ki, sırf eğlence olsun diye yaşlı, kadın, çocuk demeden sakat bırakıp öldürmüyor ama bilmiyor ki onlar yaşarken ceset oluyorlar annem. Anlamadığım ise bunu yapanlarda dışardan bakınca senin benim gibi insan annem! Nasıl bir kin ile kararmışsa yürekleri karşısında ki küçücük çocukları bile görmüyorlar. Ah annem o çocukları en iyi siz anneler anlarsınız. Bir taraftan yüzlerinden kan akarken, bir taraftan gözyaşları ile annelerini arıyorlar. Su yok, ekmek yok, ev yok, anne baba yok. Çoğunun da aklı olmayacak bundan sonra. Kadınların yaşadıkları ise kelimelerle anlatılmaz. Kocaları ya ölü ya da cephede ve haber alamıyorlar. Düşman askerleri kadınlara kötülük yapıyor, bağırmaları hiç susmuyor annem bazıları ise deli gibi olmuş saclarını yolup ağlıyorlar. Kimi de sırf inancı gereği canına kıyamıyor ve sağ kalanlardan; ister büyük olsun ister çocuk kendilerini öldürmemiz için bize yalvarıyorlar. Her Allah’ın günü aynı sahneyi defalarca yaşıyorum. Burada ki insanlar ne için öldürüldüklerini anlamıyorlar işin garibi ben de anlamıyorum annem! Sahi bunları yazacağım diye seni aramaya ara verdim affet beni annem. Şimdi ayağa kalmaya çalışıp yaralı bacağımla seni bulamayacağımı bile bile seni aramaya çıkacağım benim güzel annem.

      Sana güzel şeyler yazmak istesem de olmuyor güzel annem, bu kadar kan gördükten sonra bir daha eskisi gibi olur muyum, eskisi gibi gülebilir miyim bilmiyorum.  Güzel olan neydi sahi annem! Beynim geceleri bile uyanık. Ne tarafa dönsem kopmuş bir el veya çocuk parçası görüyorum. Kadınların çıldırmış haldeki bakışları ve çığlıkları artık kulağımda çok sevdiğim bir şarkının sözleriymiş gibi yapışıp kaldı. Hele o gözleri… Hangisini anlatayım. Çocukları mı, kadınları mı? Çocuklar, o saf tertemiz güzel yüzlü ve yürekli çocuklar artık o kadar korku dolular ki benden bile korkuyorlar. Başları hep önlerinde sanki toprağa bakıp bir zamanlar koşturdukları, gülüp oynadıkları toprak parçası değilmişte sanki babalarının kanı ile beslenmiş olduğunu bilircesine gözlerin de yaş ile bakıyorlar annem. Ne kadar uğraşsak ta gözlerimizde ki kederin derinliğinden çıkamıyoruz annem. Anneleri sağ olanlar onlara o kadar sıkı sarılıyorlar ki imkânları olsa tekrar içlerine girip bu zalim dünyaya gelmemek için her şeyi yapacak gibi görünüyorlar. Ah annem ben de sana tekrar sarılabilecek miyim?

    Bütün dünya bu ölen, sakat kalan veya yaşasa da artık insanlık namına bir şeyi kalmamış olan bu çocukları seyrediyor, bizi sadece seyrediyor annem. Soruyorum sana güzel annem sen demez miydin, zulme sesiz kalan dilsiz şeytandır diye. Bütün dünya mı şeytan olmuş annem? Nerede iyilikten, medeniyetten bahsedenler? Onların iyiliği sadece kendilerine mi, medeniyetleri sadece kendi vatandaşlarının çocuklarına mı? Burada ki çocuklar kim annem? Biz kimiz? Hepimiz çocuk değil miyiz annem? Bütün çocuklar dini, dili, ırkı ne olursa olsun çocuk değil mi? Bana yanlış öğretmişsin annem. Bütün çocuklar aynı değilmiş eğer aynı olsaydı tüm dünya bir çocuğun gözünde yaş ve kan ile anne ve babasını, evini arayışını seyretmezdi. Eğer aynı olsalardı, dünya da ki herkes bu zulümden utanır elinden geleni yapardı. Bir çocuğun ölmesini izlemezdi. Ninniler yerine silah sesleri dinlemez annelerinin ölüsünün başına yatıp kalmazlardı annem. Eğer aynı olsalardı su diye ağlamaları görüldükten sonra bir daha insanım diyen hiç kimse su içemezdi annem.

   Ah annem ah! Bir yudum su hiç seni boğdu mu? Bak ben tükürüğümle boğuluyorum çünkü su bulamıyorum annem.

   Buralarda yaşamak artık o kadar korkunç ki; nereden bir düşman çıkacağı, nerede bir bomba patlayacağı, nereden bir kurşun geleceği belli değil. Sahi benim suçum neydi annem, ya da sizin suçunuz ne? Oysa artık gündüz de olsa burada her yer karanlık, güneş bile rengini göstermiyor, gökyüzü garip bir şekilde gri ve bulutlar bile bizi terk etti annem. Sanırım biz çocukların hıçkırığı gökyüzünü bile küstürdü annem.

  Eğer sağ kalırsam sana bir daha bir yerim ağrıyor demeyeceğim. Söz veriyorum sana, demeyeceğim. Artık acının ne olduğunu öğrendim o yüzden susup acım var demeyeceğim. Acı burada sessizce akan kan annem ve bunu dünya seyrediyor biz ne yaptık ki onlara sadece seyrediyorlar. Sokaklar yıkık viran ve çocuk kahkahası yerine feryatlar yükseliyor, kuşlar bile bizi terk etti annem artık cıvıltılarının yerine kurşun sesi dinliyoruz. Onu da mı duymuyorlar annem?

   Olur, da bir araya gelirsek sana soracaklarım var, sen büyüksün mutlaka cevaplarını bilirsin annem. Aslın da sana yazmak istemiyorum üzülürsün diye ama bombalar düştüğü gün okuldan çıkmış eve geliyordum defterim ve kalemim elimde bir köşeye sindim ve o günden beri defterim arkadaşım oldu, başka kimsem kalmadı sanırım annem. Seni de bulamıyorum annem.

    İnsanlar merhametini ne zaman kaybetti? Bir çocuk; bırak büyükleri, haksız yere öldürülüyorsa bu önemsiz mi annem? Kendinden olmayan merhameti hak etmiyor mu? Bir avuç toprak zenginliği için, kanlı toprak zenginliği için o kadar masum katledilirken, nasıl taraf olunuyor annem? İnsanlığı, bundan sonra neye göre ölçeceğim annem? Burada insanlar ama en çok çocuklar ölüyor annem ve ben onları sindiğim bir kuytudan sadece seyrediyorum, eğer bombalar susarsa gidip bakıyorum ölmemişse yardım çağırmak için bağırıyorum ama sesimi kimse hiç kimse duymuyor annem. Sonra ağlayarak yerime dönüyorum düşman askeri gelip sanki oradakiler oyuncak bebekmiş gibi üst üste yığıp geri gidiyorlar. Bazen de el arabasına koyup götürüyorlar ben ise korkumdan ağzımı elimle kapatıyorum nefes alışımı duyup beni de almasınlar diye annem. Sadece geceleri en fazla beş on adım ilerleyip bir köşeye çekiliyorum. Bunu da neden yapıyorum bilmiyorum. Nereye gidiyorum onu da bilmiyorum. Sanırım artık yoruldum. Bu gece ilerlemeyeceğim. Açım, çok susadım. Susuzluğumu gidermek için ağzımda biriken tükürüğümü hemen yutmuyorum onunda tadı artık toz ve kan kokuyor ama başka ne yapacağımı bilmiyorum. Ayaklarım artık beni taşımıyorlar, bu gün seni daha çok düşünüyorum annem. Ah annem sana bir kavuşabilsem, o sıcacık kucağına bir kavuşsam hiç ayrılmayacağım. Yaşım on iki de olsa kucağında sonsuza dek kalacağım. Neyse ki defterim varda sana yazıyorum. O gülen yüzünü nasıl özledim bir bilsen annem. Seni hep o halin ile hayal ediyorum başka türlü düşünürsem acım daha da artar bunu biliyorum annem. Yüreğimde ki bir yer annem deyince sızlıyor korktuğum düşünceyi söylersem sanki patlayacakmış gibi oluyor annem.

   Başımda ki yara bugün çok sızlıyor, kanı durdu ama nedense yeni olmuş gibi sızlıyor. Yerim de kıpırdanmam bile midemi bulandırıyor. Kan ve barut kokusundan iyice kötü oldu. Açlığımı bastırmak için ellerimi midemin üstüne bastırıyorum ama yine de geçmiyor. Gündüz yıldız görünür mü annem? Şimdi başımı çevirdiğim her yerde küçük küçük yıldızlar var ve inanmazsın onların ortasın da seni görüyorum. Bembeyaz elbisenle melekler gibi güzel görünüyorsun. Bana elini uzatıyorsun ama benim ellerim sana uzanmıyor annem. Sen gülümsüyorsun ve benim bütün acılarım yavaş yavaş azalıyor. Açlığımda susuzluğum da geçti. Kulaklarım kurşun seslerini feryatları da duymuyor artık ama ellerim titremeye başladı. Ah annem sana yazdıklarımı seni üzmemek için sana okumayacağım fakat belki biraz anlatırım yanına gelebilirsem.

    Annem güzel annem bu mektubu belki bir merhamet sahibi insan bulur da on iki yaşında, anne babasının ölülerini dahi görmemiş, iki kardeşi okul yolunda gözleri önünde düşman kurşunu ile vurulmuş, bir bacağının ve başında ki kanı kurumuş, günlerdir bulduğu kağıt, böcek ve ne olduğunu bilmediği şeyleri yemiş, bir umut annesini bulur diye bilmediği yerlere yürümüş olan bu küçük çocuğun öyküsünü okur da belki kalbinin karanlığında küçücük bir ışık yanar ve merhamete gelip benden sonra ki çocuklara yardım eder. Hani acılar paylaşılınca azalıyormuş ya belki acımız o zaman azalır benim güzel annem.

   Ah canım annem ne olurdu sana son bir kez sarılabilseydim. Beni son kez öpüp koklasaydın. Artık uykum geldi. Eğer tekrar uyanabilirsem sana yine yazacağım. Eğer mektubum eline geçerse sakın üzülme olur mu annem. Ben gördüklerimden sonra Yaratıcı ’ya her an dua ediyorum ölmek için eğer yaşarsam bu kadar şeytanlığı ve vahşeti unutamam annem. Keşke seni son kez görebilseydim. Üşüyorum annem hem de çok üşüyorum. Bacaklarımı hissetmiyorum ve sanıyorum ki seninle kavuşma zamanım geldi annem. Bugüne kadar inanmasam da senin öldüğünü ilk kez gönlüm kabul etti annem. Ve ben tüm dünyanın ikiyüzlülüğünden, riyasından, merhametsizliğinden senin kollarına geliyorum güzel annem. Kalemi tutan elim artık yazamıyor… Sanırım ölüyorum ben ölüyorum benim güzel annem…

                                                         Nurhan   Işkın                                                                                                                                                                 

                                                        15 Aralık 2016    Teröre Hayır Savaşa Hayır kitabından...

Sen de yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Candan Erçetin Okuduğu Kitapları Listeledi
Candan Erçetin Okuduğu Kitapları Listeledi
2018’e Anatolian Sopranos İle Görkemli Merhaba
2018’e Anatolian Sopranos İle Görkemli Merhaba