Son Şırınga | Mehmet Emin Yılmaz
Cihat Albayrak

Son Şırınga | Mehmet Emin Yılmaz

Bu içerik 604 kez okundu.

Son Şırınga, sahibine dahi hiçbir faydası dokunmayan tamamen zorlama binlerce söz ile dolu yüzlerce sayfalık kitapların binlerce baskısının olduğu bir yayıncılık ortamında, okura gerçek anlamda faydası dokunabilecek bir eser.

 

Üniversiteye, büyük bir şehre gelen gençlerin, heveslerle, özentilerle, duygusal çıkmazlarla yaptıkları, yapabilecekleri üzerine düşündürüyor bizi. Karakterleri yargılamadan, onların dünyalarına dâhil ediyor. Böylelikle, ivedi önyargılarla suçladığımız insanlara, hak verebildiğimizi anlıyoruz kimi noktalarda.
 
Kendi kişisel gündemlerimize almadığımız zaman sanki hiç gerçekleşmediğini, hiç can acıtmadığını düşünüyoruz kimi durumların. Uyuşturucu da hiç şüphesiz bunlardan biri. Haber bültenlerinde hemen her gün farklı şehirlerde onlarca kilo uyuşturucunun yakalandığı haberini alıyoruz. Yüz binlerce hap... Bunlar sadece yakalanabilen kısmı. Ya yakalanamayanlar. Kim bilir ne kadar çok genci esir alıyordur. Kim bilir ne kadar acı çektiriyordur hem kullanıcılarına hem de bu kullanıcıların ailelerine. 'Kim bilir' diyoruz, zira biz, bize uğramadığı için o kötülük, bilmiyoruz, hayal edemiyoruz ve aslında işin kötü olan tarafı şu ki düşünmüyoruz da. Oysa, bizim olmasa da o acılar, üzerinde düşünmemiz gerekiyor. 

Bu kitap, bizi o kullanıcıların dünyasına götürüyor. Nedenlerini, nasıllarını öğreniyoruz. 
 
Son Şırınga’ya dair okuma notlarım şöyle:
 
Tasvirler, betimlemeler iyi. Etkili cümleler var. Ama, karakterlerin duygularını çok fazla ‘yazarın dilinden’ anlatıyor yazar. Karakter diyalog ya da monologlarla kendi kurduğu cümlelerle hissettirip aktarırsa duygularını, çok daha etkili olabilir.
 
Etraftaki nesnelere, yerlere daha fazla odaklanılması da romana zenginlik katabilir.
 
Bazı kelimeler çok fazla tekrar ediliyor. ‘Bile’ kelimesi birkaç yüz kez kullanılmış mesela.
 
Devrik cümlelerin sayısı bir hayli fazla. Aslında yazarın üslubu, dili kullanımı, karakterlerin diyaloglarında da bu devrik ifadelerin yer alması nedeniyle tercih edilmesi gereken bir şey değil. Dili tutuklaştırıyor, akıcılığını bozuyor.
 
‘Gözleri bir tünelin başlangıç noktasıydı. Her baktığında uzun bir yolculuğa çıkıyordu serhat.’
 
Diyaloglar çok geri planda kalıyor. Okuru yorabilecek bir şey bu. En azından ilk sayfalarda daha fazla karşılıklı konuşma yer alması faydalı olabilir. Karakterleri, konuyu, üslubu tanıtabilir.
 
Kitapta hikâyeleme yapan kişinin konuştuğu bölümlerde elbette zor metinlere ihtiyaç var. Ama diyaloglara geçildiği anda konuşma dilinin basitliği, kısa ve net oluşu, yer yer tekrarların olması daha doğal olacaktır.
 
Doğuya ait metinlerde yirmi yıl öncesinin profili var. Durum artık öyle değil. Bu kadar kötü değil en azından. Öte yandan bu tür hususları ifade etmenin bölge için olumlu katkıları olmayacağını, olumsuz önyargılar oluşturacağını, var olan olumsuz yargıların ise kemikleşmesine neden olacağını düşünüyorum.
 
‘Çocukları vardır hayatında oyuncak görmemiş, bayramdan bayrama bir elbise giyebilen çocuklar, kadınları vardır senin kadar özgür olmayan, törelere boyun eğen ve hırpalanan, dövülen sövülen ama sadece yaşayan kadınları vardır.’
 
‘Geldiği iklimde yasaktı yan yana yürümek, bakışmak bile yasaktı, yadırganırdı insanlar arasında.’
 
‘Ve serhat melekler ışığın içinde uzaklaşıp kaybolana kadar takip etti. Evet, iki damla gözyaşı ile uğurlamıştı onu beyaz ölüme. Ölüm bembeyazdı.’  
 
Kitapta doğu kültürel zenginliklere atıflarla yer almalıydı ki bunu birkaç noktada görüyoruz. Mem û Zin ve Şahmeranoldukça iyi iki katkı idi bence.
 
Çok seri fazlalıksız bir hikâyeleme yeteneğine sahip yazar.
 
‘Doktorun yanına vardı. Gösterilen yere ilişip oturdu. Çok mahcuptu, çünkü muhtaç durumda olan oydu. Sevgilisinin sağlığına muhtaçtı.’
 
Rüyanın (ana karakterlerden biri) ölmemesi umut dolu olabilirdi aynı durumdaki insanlar ve yakınları için.
 
‘Babası çalışıp didinmekten her çatlağı verimli ve bereketli tarlalara akan birer arkı andıran nasırlı elleri ile kızının yanağına dokundu.’
 
Mehmet Emin Yılmaz – Son Şırınga – Alter yayınları – Ankara – 2010 – 2. Bakı – 255 Sayfa
DİĞER YAZILAR
Sen de yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Candan Erçetin Okuduğu Kitapları Listeledi
Candan Erçetin Okuduğu Kitapları Listeledi
2018’e Anatolian Sopranos İle Görkemli Merhaba
2018’e Anatolian Sopranos İle Görkemli Merhaba