Advert
Advert
Varlık Dergisi Şiir Ocak 2018
Cevat Akkanat

Varlık Dergisi Şiir Ocak 2018

Bu içerik 1434 kez okundu.

Cevat AKKANAT

Varlık’ın “Editörden” başlıklı giriş metninde imzası yok, bir sorun olmalı! Tam da bu cümleyi kurduğum sırada, Enver Ercan’ın ölüm haberi geldi.

Şu cümleyi kuracağım şimdi de: Müteveffayı iyi bilmiyoruz!

Çünkü: Gezi Olayları sürecinden sonra alçakça küfürlerine muhatap oldum. (Suç delillerini saklıyorum.) O günlerde kaleme aldığım üç beş yazı rahatsız etmişti. Bir dönem yazı yazdığım Milli Gazete’ye, birlikte iş yaptığım Bursa Büyük Şehir Belediyesi’ne, Türkiye Yazarlar Birliği mensubu dostlarına, Yenişafak gazetesindeki kankalarına varıncaya kadar da yalan ve iftiralar dolu ihbarlarda bulundu. FETÖ ve beslemeleriyle aynı yatağa girdiği halde, ona buna FETÖ’cülük yamamaya çalıştı. 15 Temmuz gecesi darbe olsun diye ellerini ovuşturdu. Küfürde sınır tanımıyordu, çünkü kamu içinde güvendiği kriptolar vardı. Gücüne çok güveniyordu ve tehditler savuruyordu. Bir de hastalığının arkasına sığınıyordu. 

Ne oldu, neye yaradı bütün bunlar? Buyur, şimdi yap yapacağını!

*

“Editörden” yazısında uzun yıllardan sonra ilk kez şu cümleyi görüyoruz: “Farklılıklarıyla tüm edebiyatımızı kucaklıyoruz.” Doğrusu bu cümleyi okuyunca baktım metnin altına. Aha, E. E. Yok!

Evet, artık bu bağlamda söz söylemenin gereği yok. Toprağı bol olsun.

*

Derginin bu sayısında ilk şiir Gültekin Emre’ye ait. “Kadidja Kaparo” başlıklı metin farklı yapılarda altı parçadan oluşuyor. Sadece son bölüm, o da lirizminden ötürü bir şeyler söyledi bana. Şiirde genel olarak ihmal edilen işçilik bu bölümde biraz ele alınır gibi olmuş. Lirizminin kaynağı ise hatıralar:

“Ev yıkılacak

Yıkılacak da

Bir daha yapılmayacak

Yapılmayınca

Yok olacak

 

Yok olunca da eskide kalacak

Eskide kalınca anı olacak

Anı olunca uzaklaşacak iyice

Uzaklaşınca ne olacak

Arada bir anılacak

Sonra, sonra, sonra, sonra

Arada bir de hatırlanmayacak

Unutulacak” (s. 29)

 

Salih Bolat’ın “Sessizliğin Siperinde” (s. 38) de pek bir şey yok. “Mucizen olmaya geldim.” gibi klişe bir dize, bunun bir benzeri olan “ben sende başlamaya geldim” şeklindeki bir başka dize, bir de bunların bir miktar bozumundan oluşan “başka bir çığlık bulmaya, ağzına/baykuşun şarkısını unutturmaya geldim.” ikiliği.

Mehmet Mümtaz Tuzcu’nun “40.000” (s. 74) adlı metni “argo”ya yaslanmış. Belki sırf bu yüzden önemli. Şiirde bu tür anormal diller de kullanılmalı, denenmeli.

Hüseyin Köse’nin “Biten Şeylerin Geçmişi/1” (s. 81) şiiri de parlayan birkaç dizesi ile var. İlki şu: “Bahçe kapısı yapsan değdiğin karanlığı”. Diğeri de bir ikilik: “Ölmemekten geliyordur her kadın/sabahı yeniden doğurmaktan…”

Varlık’ta temas edeceğim son husus, şair (!) Haydar Ergülen’in kin ve nefretle kaleme alınmış satırları. Hâlâ siyasî iktidarın ve uzantılarının bir takım faaliyetlerinden nemalanan bu arkadaşın, iktidar ve paydaşları tarafından oluşturulan negatif hususlardan yola çıkarak toptancı bir üslupla saldırması anlaşılır gibi değil. “Cihatçıların, din taciri dinbazların…” (s. 43) Söze böyle başlamasa, daha ayakları yere basan bir kurguyla hareket etse, muhtemelen destek de bulacak! Nitekim saydığı şeylere itiraz eden nice “Cihatçı” biliyorum ben. Hatta gelsin, kimin nerede durduğunu gösterelim kendisine. Fakat hayır, inkâr ve ötekileştirme dilinin şehvetine katılmış bir kez arkadaş…

Varlık’ın Ocak sayısı ile söyleyeceklerim bu kadar.

Adresimiz: P. K. 434, Yenişehir, Çankaya, ANKARA

Sen de yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Candan Erçetin Okuduğu Kitapları Listeledi
Candan Erçetin Okuduğu Kitapları Listeledi
2018’e Anatolian Sopranos İle Görkemli Merhaba
2018’e Anatolian Sopranos İle Görkemli Merhaba