Advert
Advert
Bir çocuğun gördüğü kadardır dünya
Mücahit Akıncı

Bir çocuğun gördüğü kadardır dünya

Bu içerik 239 kez okundu.

                             

 

Gassan Kanafani’nin hikayelerinden oluşan ‘Filistin’in Çocukları’ kitabını okudum geçenlerde. Oturup tahlil etmek istediğimde elimde sadece hikayelerin derin izleri vardı.

Kanafani’nin (kendi değişiyle) yaşadığı hayatı böylesine içtenlikle hikayeleştirip okuyucuya sunması bende acizlik bıraktı. Kanafani’nin hikayelerinde bazen Filistinli bir çocuk oluyor umut ile kederi aynı anda yaşıyor,bazen bir yetişkin olup cihad için o kutsal topraklarda dolaşıyorsunuz.

Bir öğretmenin, zulm altında yetişen çocuklara neler verebileceğini düşünüp durması, resim dersinde çeşitli meyvelerin veya güzel bir evin öğrencileri için bir anlam ifade etmediğinin acı gerçekliğiyle yüzleşiyorsunuz.

Filistinli bir babanın gözlerinin önünde kız çocuğunun ve karısının İsrail askerleri tarafından öldürülmesinin başka bir çocuk tarafından görülmesini okuduğunuzda her satırında kahroluyorsunuz.

Mülteci kamplarında büyüyen çocukların yardım olarak gelen kolilerin içinden oyuncak değil, bir paket çorbaya hasret olmasını okuduğumuzda insanlığımızdan bir kez daha utanıyoruz.

Kanafani hikayelerinde tezatlıklardan yararlandığı gibi kelimeler ile de ustalıkla oynamaktadır. ‘Savaş zamanı’ tamlaması yerine ‘düşmanlıklar zamanı’ diyerek bir ailenin hayatta kalmak için önce dışardaki insanlarla savaşması ve daha sonra kazandıklarını ev ahalisi ile paylaşma konusundaki rekabetini görüyorsunuz. Bir çocuğun semt pazarında yerlerdeki sebze-meyveleri toplaması sırasında 5 sterlin bulması ve bu parayı ailesi ile paylaşmak istememesini hayret ve bir o kadar da hüzünle seyrediyorsunuz.

İsrailli askerlerin Yahudi bir kız çocuğunun eline silah vererek Filistinli otobüs yolcularını nasıl katlettirdiğini kanınız donarak okuyorsunuz.

Kanafani’nin hikayelerindeki bunca acı ve umutsuzluğa karşın ümidin, cihadın ve direnişin varlığını da hissediyorsunuz. Benliğini kaybetmemiş insanların fedakarlıklarını görüyor, yurtlarını geri almak için İngiliz mandası ve Yahudilere karşı mücadelelerine şahit oluyorsunuz.

Kanafani’nin hikayeleri arasında ‘Hayfaya Dönüş’ adlı hikayesi uzunluk bakımından roman olarak kabul ediliyor. Bu hikaye Kanafani’nin hikayecilik yolundaki en ünlü ve en çarpıcı eseri.

Filistinli bir ailenin 1948 İsrail’in kurulması sırasında çıkan savaşlarda bir ebeveynin evlerinden hızlıca çıktıklarında beşikteki bebeklerini unutmaları ve 20 yıl sonra aynı eve geri dönmelerini ele alan hikayede çarpıcı bir sonla karşılaşıyorsunuz.

(Teşvik etmek amacıyla daha fazla demeç vermeyip sizleri bu hikayeyi okumaya davet ediyoruz)

Yayıncının notları arasında olan bu hadise İsrail basınında şöyle anlatılıyor:

“Şehirde, İngiliz ordusunun limana ulaşabilen herkesi Hayfa’dan dışarı çıkartmak için hazır beklediği söylentisi yayıldı. Liman kapılarına doğru panik halinde çılgın bir koşuşma başladı. Erkekler kardeşlerini, kadınlar çocuklarını ezip geçti. Limandaki sandallar hızla insan yüküyle doldu. “

İşte bu haberi yaşayan karekterlerin psikolojisi ile sizlerde o anı yaşıyorsunuz. Kanafani’nin hikayelerinde işlenen ‘insan’ teması bu hikayede daha çarpıcı olarak karşımıza çıkıyor. Herşeyden önce ‘insan’ olmanın bu hayatta nekadar önemli olduğunu kavrıyorsunuz.

Kanafani hikayelerinin tümünde Filistin’deki çocuklar ve yaşantılar üzerinden dünyaya bir mesaj vermek istiyor. “Bütün insanlar Müslüman, Yahudi, Hristiyan olmadan önce insandırlar. Ve her nerede bir zulüm ve kan akıyorsa oraya kayıtsız-şartsız yardım elini uzatmak tüm insanlığın görevidir.”

 

Tüm mazlum coğrafyalara, özelde ise Filistin'e ve  onun hür yürekli çocuklarına selam olsun. Özgürlüğün fecrinde buluşmak ümidi ile kalın sağlıcakla...

 

Mücahit AKINCI

Sen de yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Candan Erçetin Okuduğu Kitapları Listeledi
Candan Erçetin Okuduğu Kitapları Listeledi
2018’e Anatolian Sopranos İle Görkemli Merhaba
2018’e Anatolian Sopranos İle Görkemli Merhaba