Uçurtma Avcısı
Ayşe Ünsal

Uçurtma Avcısı

Bu içerik 2070 kez okundu.
Uçurtma Avcısı- Khaled Hosseini
Everest yayınları
375 sayfa
 
“Aynı gece, ilk kısa öykümü yazdım. Otuz dakikamı aldı. Sihirli bir kase bulan ve gözyaşlarını bu kasenin içine akıttığı zaman yaşların inci tanelerine dönüştüğünü gören bir adamın hikayesiydi. Ama yoksulluğuna karşın mutlu biri olan bu adam çok ender ağlamaktadır. Bunun üzerine, gözyaşları sayesinde zengin olabilme umuduyla, ağlamak için kendini zorlamaya, her yolu denemeye başlar. İnciler yığıldıkça hırsı bilenir. Öykü, bir inci tepesinin üzerinde elinde bıçak, kucağında da biricik karısının doğranmış bedeniyle oturan adamın, hıçkırarak ağlamasıyla bitiyordu.”
 
– Sayfa 32
Ahmet Zahir, Afgan müziğinde devrim yapmış.
..
“Hümeyra’yla ikimiz, bütün dünyaya karşı. Sana şu kadarını söyleyeyim, Emir can: Sonuçta, mutlaka dünya kazanır. Düzen böyle.” Sf 102
..
…sağ olduğum için her gün Allah’a şükrediyorum. Ölümden korktuğum için değil, karımın bir kocası olduğu, oğlum da yetim kalmadığı için… sf 221
..
“Ağaçlar nerede?” dedim.
“Kışın sobalara odun oldular,” dedi Ferit. “Büyük bir bölümünü de Şovari kesti.”
“Neden?”
“Dalların arasına keskin nişancılar gizleniyordu.”
İçimi bir hüzün kapladı. Kâbil’e dönmek, eski, unutulmuş bir dosta rastlayıp talihinin yaver gitmediğini, sahip olduğu her şeyi yitirdiğini görmekten farksızdı.  Sf251
“Şöyle dedi:’Çok korkuyorum.’ Neden, diye sordum. ‘ Öyle mutluyum ki, Doktor Resul. Böylesine büyük, müthiş bir mutluluk, insanı korkutuyor.’ Yine nedenini sordum, şöyle dedi: ‘Senin bu kadar mutlu olmana, ancak senden bir şey almaya hazırlandıkları zaman izin verirler.’ Hemen onu susturdum: ‘ Hişşşt, hadi ama. Saçmalama.’” Sf 255
Kamyona geri dönerken Ferit’le az önceki olaya, Afgan olmayanların akıl almaz bir rastlantı olarak değerlendirecekleri şeye, sokaktaki bir dilencinin annemi tanımasına değinmedik. Çünkü Afganistan’da, özellikle de Kâbil’de böylesi mucizelerin son derece olağan olduğunu ikimiz de biliyorduk. Baba şöyle derdi: “Hiç karşılaşmamış iki Afgan al, bir odaya kapat, on dakika sonra akraba çıkarlar.” Sf 256
Durdu, bana döndü. “Burası hiç de korunaklı değil. Yiyecek yok, giysi yok, içecek su yok. Buradaki en bol şey, çocukluğunu yitirmiş çocuklar. İşin en acıklı yanı da, bunlar şanslı olanlar. Kapasitemizi kat kat aştık;  her gün bir sürü anneyi geri çevirmek zorunda kalıyorum.” Sf 259
…işlek bir köşe başında, hararetli hararetli konuşan iki kişiyi gösterdi. Bir ayağı dizin hemen altından kesilmiş olanı, sağlam ayağının üzerinde sekiyordu. Elindeki takma bacağı göğsüne bastırmıştı. “ Ne yaptıklarını biliyor musun? Bacak için pazarlık ediyorlar.”
“Bacağını mı satıyor?”
Ferit başıyla doğruladı. “Karaborsada çok iyi para ediyor. Çocuklarını birkaç hafta doyurmana yeter.” Sf 264
Meydana yakın, küçük bir otelde iki kişilik bir oda tuttum. Resepsiyondaki sıska, gözlüklü erkeğin çevresi birbirinin eşi siyah elbiseler giymiş, beyaz eşarplar bağlamış üç küçük kızla sarılıydı. Benden yetmiş beş dolar istedi; böyle bir virane için akıl almaz bir fiyattı, ama üzerinde durmadım. İnsanları Hawaii’deki yazlık evin masrafları için kazıklaman başka şeydi, üç çocuğunun karnını doyurmak için kazıklaman başka… sf 269
“Bir keresinde, ben küçükken bir ağaca tırmandım, şu yeşil, ekşi elmalardan yedim. Karnım davul gibi şişti, çok acıdı. Annem elmaların olgunlaşmasını bekleseydin, hastalanmazdın dedi. Şimdi, ne zaman bir şeyi çok istesem, annemin elmalar için söylediği şeyi anımsıyorum.” Sf 343
Sen de yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Candan Erçetin Okuduğu Kitapları Listeledi
Candan Erçetin Okuduğu Kitapları Listeledi
2018’e Anatolian Sopranos İle Görkemli Merhaba
2018’e Anatolian Sopranos İle Görkemli Merhaba