Firarperest ~ Elif Şafak
Ayşe Ünsal

Firarperest ~ Elif Şafak

Bu içerik 768 kez okundu.
Bir 'firarperest'in öyküsü bu...

 

Lakin içinde ne öykü var ne de kurgu...
Yeni bir roman olduğunu düşünüp alan pek çok insanın haricinde bir denemeler derlemesi olduğunu duyduğumda içimde oluşan heyecan çekti beni hemen kendine...
Ertesi gün gidip hemen bir adet edindim...
Ve hiç yanılmadım; gönül rahatlığıyla söyleyebilirim...
Pinhan'ını, Aşk'ını, Bit Palas'ını bilirim... Kurguları ayrı bir lezzettir...
Lakin ben Elif Şafak sohbetlerini de çok severim.
Onun o dingin, huzurlu, usul usul anlatışını...
Hayatı özümseyen, içindeki semavi öze doğru kimi zaman acemi, kimi zaman temkinli halde yürüyen, kendimden birkaç zaman daha büyük olan bir kız çocuğunun 'kendine gelmesi' ni dillendirişini içimden tuhaf bir benimsemeyle karşılarım hep... Öyle dinlerim...
Ve şimdi bu kitabıyla yeniden o sohbetin içinde buldum kendimi...
İçinde kocamaan bir hayat var...
İnsan neyse, ben neysem ya da sen neysen, neyse içinden geçtiklerimiz, geride bıraktıklarımız, yürüdüklerimiz, durduklarımız, unuttuklarımız ve özlediklerimiz... Ve çoğunlukla şimdiki zamanın çekimindeki halimiz var... Hepsi işte…
Kapağını kaldırdığınızda sizi ilk 'daha mı anarşistti eskiden aşklar?' karşılıyor...
Düşünmeye, hak vermeye, bildiklerinizi dinlemeye başlıyorsunuz ilk andan...
Kimi zaman kalkıp size 'uzaktan sevmenin', özgürce sevmenin, hiç haberi olmadan sevmenin güzelliğini anlatıyor...
Ve siz belki daha önce hiç sevmemiş olduğunuzu bile anlıyorsunuz...
Şimdiki zamana vuruyorsunuz duygularınızı, sorguluyorsunuz ve belki şu an yaşadığınıza, hissettiğinize isim koyuyorsunuz...
'sevmek' diyorsunuz... Gerçek bir sevmek... Özgür, umarsız, haberli habersiz... Kendince bir sevmek...
.
'Edep yahu edep' başlıklı bir yazısı vardı ki okumaya değer...
Sıklıkla kadınlardan bahseder... Düz mantık insanlardan sonra...
Yazarlardan ve yazmaktan...
Melankolianımdan ve yalnızlıktan... Yalnızlığı benzerlerinden ayırmaktan...
'bulanlardan ve 'arayanlardan'...
Anlatır da anlatır... Sanır ki kendisiyle sohbet eder...
Oysa söylediklerinin çoğu payımıza düşer, hayatımızın tam da göbeğine...
Dilimizin içindeki o tek kelimelik engin bir denizin anlamını karşılayan sözcükleri ballandırır, dillendirir ki bir de tadına doyulmaz...
Farkına vardırır... Sözcükleri yaşatır yeniden gözüne değen her hayatta...
Ve der ki en son yine 'edep'... 'edep yahu edep'...
...
Gece vakti ya da sabah ve yahut hangi vakit olursa, hafif nemli kaldırımlarda çıplak ayakla korkusuzca yürür gibi geçtim sokaklarından 'firarperest'...
İçinde aynalar vardı...
Gördüm kendimi... Dünyayı...
Ve yazarının da dediği gibi, anlatılanlar çoktan çıktı yazardan, bizim aitliğimize ulaştı...


-Ayşe Ünsal-
Sen de yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Candan Erçetin Okuduğu Kitapları Listeledi
Candan Erçetin Okuduğu Kitapları Listeledi
2018’e Anatolian Sopranos İle Görkemli Merhaba
2018’e Anatolian Sopranos İle Görkemli Merhaba