Gel, Gel, Yine Gel...
Ahmet Can Altıok

Gel, Gel, Yine Gel...

Bu içerik 644 kez okundu.

 

Gönlü Allah aşkı ile dolu olan ve bu aşkın topluma yansımasıyla problemlerin çözülebileceğine inanan büyük mutasavvıf ve fikir adam olan Mevlâna’nın düşüncelerinin, temelinde ilahi aşk, gerçek kulluk, tolerans ve hoşgörü bulunmaktadır. O’na göre kişinin eşrefi mahlukat olarak gönderildiği dünya hayatının ebedi yaratanıyla irtibatı ‘aşk’ iledir. Çünkü aşk; hayatın özüdür, kainatın yaratılış gayesidir. Yaratılan her mahlukat, yaratanının aşk hamuruyla yoğrulmuştur. Kainat ve insan bu ilahi bağ sayesinde birbirleri ile iletişim halindedirler. Canlıdan cansıza bütün her şey…

Kişi, dünya serüvenine gönderilmeden önce ‘Kal-u Belâ’ da o büyük aşkın temsilciliğini yapmak, belâ mukabelesinde bulunup yaratılan kainatın sözcüsü mahiyetinde donatılıp halifelik görevini, elindeki ‘aşk’ asasıyla, varlık gemisinin kaptanı olmak için gönderilmiştir. Dümeni elinde tutan kaptan, yaz kış demeden, fırtına dinlemeden kalbinin asıl sahibinin emriyle, insanları elbette gemisine davet etmekle mükelleftir. Mevlâna’nın değimiyle ‘İnsan-ı kâmil’ mertebesindeki kaptan, aşk gemisini yönetmekle görevlendirilmiştir. İnsan-ı kâmil, her zaman başkalarına yararlı olmak zorundadır. Güzel ahlâk prensibiyle donandığından; her vakit güzel düşünür, güzel görür, faydalı işler yapar. İnsan fıtratına yerleştirilmiş güzel ahlâk, ancak verilen kabiliyeti doğrulukta kullanınca kendini gösterir. Düşünelim… Evimizde, mahallemizde, köyümüzde, şehrimizde başımızı kaldırıp baktığımız her yer, insan-ı kâmillerle dolu… Böyle bir dünya fehmedelim…

Unutulmuş hoşgörü dünyasına, Mevlâna’ca bakabilmek… Gerçekten böyle bir dünya güzellikler içinde olup bütün her şey Mevlâna’ca mayalanmış bir hoşgörünün tevazuları içinde mutluluk çemberiyle örülür… Akrepler bu çembere giremez… Yine Mevlâna, insanın yaratanına karşı bağlandığı aşk kulpunun asıl gayesinin, kulluk olduğunu şu veciz sözleriyle ifade etmektedir: ‘Gerçi kitap bilgiyi öğrenmek içindir; ama istersen onu yastık yapabilirsin. Fakat ondan maksat, onun yastık yapılması değil, ilim ve irşattır. Eğer ki kılıcı çivi yaparsan, mağlubiyeti zafere tercih ettin demektir.’ sözleriyle O, kulluğun yalnızca sözlerle ve düşüncelerle değil, ibadetlerin insanın Allah’a olan inancı ve sevgisi konusunda birer şahit olduğuna dikkat çekmektedir. ‘Sevgi, düşünce ve manadan ibaret olsaydı, bize oruç ve namaz lüzumlu olmazdı.’

Mevlâna birleştirir iman ve ibadetleri aşk içinde… Gerçek manada dindarlık, kişiye vicdan muhasebesi yaptırır. O her zaman eksiği ya da ayıbı önce kendisinde arar, aratır. İnsanlığı sevgi ve hoşgörü çatısında birleştiren mutasavvıfa göre her şey hoşgörüdür. Hoşgörü ile bütün yollara çıkılması gerekmektedir. Hz. Mevlâna’ya göre, başka inanç ve kanaatlere saygılı olmak, kendi inanç ve kanaatine bağlı olmamak değildir. Ayrıca bütün inanç ve kanaatler karşısında kayıtsız kalmak da değildir. Hoşgörü ne fikri manada başıboşluk ne de şahsiyetten fedakârlıktır. Hoşgörü, insanları kendi konumunda kabul etmektir, sözün özü… Kaldı ki, ehl-i kitap arasında söz konusu durum böyleyken her geçen gün uçuruma ilerleyen dünyamızdan, bütün bir insanlığı ilgilendiren terör, açlık, gelir dağılımındaki dengesizlik, eğitimsizlik, insan hakları ihlalleri, emanet bırakılan tabiatın tahribi gibi birçok problemlerle karşı karşıyayız. Şarttır, bunun için milletlerarası bir mücadelenin verilmesi…

Aşk gemisinin dümenini, açık denizlere sürdükten sonra Mevlâna’ca çağırıp demeliyiz ki: 

 

‘Gel, gel, ne olursan ol yine gel,

İster kafir, ister mecusi,

İster puta tapan ol, yine gel,

Bizim dergahımız, ümitsizlik dergahı değildir,

Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel...

Şu toprağa sevgiden başka bir tohum ekmemeliyiz,

Şu tertemiz tarlaya başka bir tohum ekmeliyiz biz...

Beri gel, beri ! Daha da beri ! Niceye şu yol vuruculuk ?

Madem ki sen bensin, ben de senim, niceye şu senlik benlik...

Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız!

Bizim mezarımız âriflerin gönüllerindedir.’

 

Hz. Mevlâna’nın bu dizeleri; insanlığı aşk çatısında birleştirip içinde sevgi, hoşgörü, kardeşlik kokan bir derûniliğin en bariz ifadeleridir. Çünkü büyük ârifin tek gayesi, bütün bir dünyayı barış çatısı altında toplayıp insanlığı gül gülistanlığa çevirmek… Biz genç nesle düşen görev ise, büyük üstadın barışın aşk kervanında yer edinmek, kâmil insanlar olabilmek…

Sen de yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Candan Erçetin Okuduğu Kitapları Listeledi
Candan Erçetin Okuduğu Kitapları Listeledi
2018’e Anatolian Sopranos İle Görkemli Merhaba
2018’e Anatolian Sopranos İle Görkemli Merhaba