YORGUNUM  -DENEME-
Ahmet Can Altıok

YORGUNUM -DENEME-

Bu içerik 949 kez okundu.

                          YORGUNUM…

            Yorgunum… Anlatmayacağım kadar çok hem de…

Giderken bir şey söylüyorsa eğer, gitmeyi tam manasıyla anlamamış demektir. Veya gitmek istemiyordur. Yarım gitmelerin ıstırapları, henüz gelmeden gidişini tarif etmesidir. Kıyıdayım. Soranlara; cüzdanımın en izbe köşesine sakladığım fotoğrafını çıkarıp gösteriyorum, kimlik diye… İçim yanıyor baktıkça… Kıyıdayım. Dalgaların, sinirlerini kustuğu kayaların çıkarmış olduğu sesin ahengi, sessizliğimi musikisiyle besteliyordu.

Az ileride ağaçların arasına saklanmış, duvarları ‘sen’ ağlayan küçük mavi bir ev vardı. Ağlıyordu mavi ev. Çatısına konan mavi kelebek, ömrünü tamamlayışının sinyallerini veriyordu. Tamamlamıştı kendisine bahşedilen süreyi. Göçmesine ramak kalmıştı. Belliydi, ev terk edilmişti. Tıpkı benim gibi… Terk edilenler, uzaktan belli ederdi kendilerini. Hep bir burukluk vardır onlarda. Boynu büküktürler. Gönül argümanlarının sinyal verdiği kapılar açıktır sonuna kadar. Duvarlar, soğuk ve rutubetli… Evet evet kesinlikle terk edilmişti. Evin açık olan cümle kapısından içeri girer girmez, alışık olduğum o ağır küflü koku burnumu sızlatıyordu. Anlamadığım, madem gidiyorsunuz da, çıktığınız kapıyı neden kapatmıyorsunuz? Gönül kapısı terk edildikten sonra açık kalır, sonra o kapı zar zor biriyle beraber içine kapanır…

            Yorgunum… Anlatmayacağım kadar çok hem de…

Duvarların o puslu soğuğu seni inliyor. Sekiz köşeli odama çıkarken bile merdivenlerden seni yalpalıyorum. Adımlarımın rotasını, giderken topuklarının çıkardığı sesin göklere merdiven kuran odamın duvarlarına çeviriyorum. Yorgunluğum ayyuka çıkıyor. Yerde duran kırık bir ayna parçasından arz-ı endam ediyorum yorgunluğumu. Ondan kalan son emanet, hatırladım. Ben almıştım ona bu aynayı. Bir de not yazıp koymuştum hediyeyi vermezden önce, anımsadım. Evet, ayna belki onun güzelliğini göstermeye yetmezdi veya layık değildi ama Osmanlı’da bir kadına hediye edilen en güzel şey, ayan idi. Bu ayna şunu ifade ediyordu: “Sana hediye edebilecek senden daha güzel bir şey bulamadım.”. Ondan daha güzel bir hediye yoktu bu dünyada. Demek aldığım bir hediyenin bile bir önemi yoktu onun için. Ya da çirkinleşmişti ki, aynayı beraberinde götürmeye cesaret edememişti. Güzelliğinin benimleyken anlam bulduğunun farkındaydı da götürmemişti veya. Neyse ne işte… Bir dakika! Sesler geliyor ağırlaşan kulaklarıma. Bir musikinin sesi… Yorgunluğumdan bir şey duyamıyorum. Hele kesilse bu yorgunluğumun iniltileri, ne olduğunu anlayacaktım ama yorgundum işte… Aşığın bir türküsü yankılanıyordu duvarlarda. Biraz daha dikkat kesildim. Âşık Veysel’in türküsü, yorgunluğumu alıp bileklerime kazıdığım mezara gömüyordu...

                                         Güzelliğin on par'etmez 
                                                    Bu bendeki aşk olmasa 

Sanki âşık, aynayı neden kendisiyle götürmediğini anlatmaya çalışıyordu bana. Terk edilmişlerin genel şiarındandır unutmamak, unutamamak…

            Yorgunum… En çok da unutamadığım için…

Yalpalıyor dudaklarım. Sırtımı, duvarların gamlı notasındaki sessizliğine ipotek ediyorum. “Sen en çok benimleyken sensin.” diyorum ve yabancılaştığımızda ayrı kaldığımız odalardan birine giriyorum. Duvara monte edilmiş, boydan boya bir ayna vardı. Ve giderken bir şeyler yazmış aynaya. Sondan bir önceki nefesimi vermeden önce yazılanları sessizce, kendi karanlığımda okuyorum.

 

            “Yorgunsun… Anlatamayacağın kadar çok hem de…”

            “Yorgunum… Çünkü gelemiyorum yarım gitmelerle…”

Ben de, yarım gidişini yarım kalan rujuyla duvara bir şeyler yazıp tarif edecektim. Ve o içimde tuttuğum son nefesimi de dünyaya geri ödedikten sonra, Ö(Z)LÜYORUM…

            “Yarım gitmelerle gelme;

            çünkü gitmeler yarımlaşmaz sen gelince…”

           

 

 

 

 

 

Sen de yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Candan Erçetin Okuduğu Kitapları Listeledi
Candan Erçetin Okuduğu Kitapları Listeledi
2018’e Anatolian Sopranos İle Görkemli Merhaba
2018’e Anatolian Sopranos İle Görkemli Merhaba