Filler Ölüme Yalnız Gider

Filler Ölüme Yalnız Gider

Serpil Tuncer'e ait kitap Anatolia Kültür etiketiyle çıktı.

Kitap - 2019-07-03 13:25:07 Bu içerik 848 kez okundu.

KİTABI SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYIN

Serpil Tuncer'in 6. kitabı olan Filler Ölüme Yalnız Gider, Anatolia Kültür etiketiyle çıktı. 

Kitap 20 öyküden oluşuyor. edebiyathaberleri.com olarak öykülerle ilgili okuma notlarımızı paylaşıyoruz. 

"Ben Bir Ceviz Ağacı Değilim" adlı öykü, ormanda yaşayan küçük bir dişbudak ağacının dilinden anlatılıyor. Bir pelit ağacının dibinde büyümeye çalışan ancak pelitin gölgesinde kaldığı için yeterince gelişemeyen ağacın, pelitin bir yıldırım ile yıkılmasının ardından yaşadıkları özellikle genç okura ilham verecek cinsten. 

"Ağustos Böcekleri" adlı öyküden: Bu mezarlık yapıldığında ben buraya ilk gömülenlerdenim. Yaklaşık on senedir burada yatıyorum. Kıdemli sayılırım. 

"Ağustos Böcekleri" adlı öyküden: Kocaman olmuş besili bitlerini temizlemek için hiçbir çaba göstermezdi Pala. Öyle alışmıştı ki onlarla yaşamaya, kaşınmazdı bile. Hatta bitlerin kanında gezen küçük mikropları yediğini ve bu yüzden hiç hastalanmadığını övüne övüne anlatırdı. 

Öykülerde eşler arası ihanetlerin öne çıktığını söylemek mümkün. Genel olarak da 1. tekil şahıs anlatıcı olarak seçilmiş. 

"Sinekler de Uyur" adlı öyküden: Kocam da ahirete göçünce bak işte, evladımın yanına böyle sığınmak zorunda kaldım. Sığıntı olmak zor. Elini ayağını nereye koyacağını şaşırıyorsun. 

"Mezar Konuşmaları" adlı öyküden: Koca şehirde bula bula bu mezarlıkta mı bana yer buldu, kocam olacak Nuri? Hiç hatırım yokmuş demek... Şöyle Kanlıca sırtlarında, Eyüp'ten Pierre Loti'ye çıkan o dik yokuşta ya da Haliç manzaralı güzel bir mezarı çok mu görmüştü bana? Hadi, bilemedin Kasımpaşa veya Zincirlikuyu'da. Bu dağ başında sıkılmaz mı insan? Sıkılmak yaşayanlara mahsus sanırdım, ama çürümeye başlayınca ayağının ucundan, saçımın dibine kadar olan bütün ölü hücrelerimin içinde can sıkıntısına tutuldum ben. Ölü birinin uzun zaman önce bedenine veda eden canı sıkılır mı? Sıkılıyormuş işte!

Yazarın acıları, hüzünler anlatmakta başarılı olduğu görülüyor. Ölü karakterlerin mezarlarında anlattıklarını dinlediğimiz öykülerde verilken detaylar etkileyici. Mutsuz, ihanete uğramış karakterler var öykülerde. 

"Diyojen Raskolnikov'a Karşı" adlı öyküden: Gülüştük. Delice bağırdı Haney. Pencereden bizi görenler korkup içeri girdi. Bir yiğit pencereden çıksın da bize gözdağı verip, sataşsın istedik. Umutla bekledik. Mahalleyi basalım, kan revan içinde bırakalım, bütün mutlu insanlara acımızı sürelim istedik. Olmadı. Kimse bizi adam yerine koymadı. 

Kitapta yer alan "Sülük Havası" adlı öyküyü ayrıca not etmeliyiz. Avcı iki arkadaştan birinin merhameti etkileyici.. "Ziyaret", "Bıçağın Yarası", Bizim Reis adlı öyküler konuları itibariyle farklı öyküler. 

"Dedemin Tarlası" adlı öyküden: "Bak Leyla", dedi. Yazın buralara mısır ekeceğim. Görsen o mısırları. Ah bir görsen! Sabah yelinde nasıl da tatlı tatlı kokarlar. Kuşlar yuva yapar içlerine. Çocukken mısır koçanlarıyla ne güzel evcilik oynardık. O kızıl, sarı mısır püsküllerinden saçlı bebekler yapardık. Hatırladın mı?

"Filler Ölüme Yalnız Gider" adlı kitaba adını veren öykü sarsıcı.. Kocasının ihanetine uğrayan şişman bir kadının duyguları insanı derinden etkiliyor. 

Yoğun bakımdaki bir hastanın zihninden geçenlerin anlatıldığı "Oda" adlı öykü de öne çıkan öykülerden biri. 

Sen de yorumla...
DİĞER HABERLER